• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI

Çocuklarımız

22 Nisan 2026
A


Ayhan Demir İletişim: [email protected]

Çocuklarımız

AYHAN DEMİR

İnsanların zayıf noktalarına “aşil’in topuğu” denilmektedir. Ve her insanın, mutlaka zayıf bir noktası vardır. Mesela, dünya malına düşkün olanların zayıf noktaları, mevki, makam ve öne çıkma hırsıdır. Kadınların zayıf noktaları, altındır. 

Bir de şu: Evli insanların zayıf noktaları, çocuklarıdır. 

Buradan, yani çocuklardan devam edelim.

Annemden pek çok kez duydum. Hâlâ da duyuyorum: “Bir evlat kaç yılda meydana geliyor, biliyor musun?” Artık biliyorum. İki evladım var: Bir kız, bir erkek.


Çocukluk, insanın başlangıç noktasıdır, cennettir. Bu yüzden, çocuklardan derin bir nefes alır, “cennet kokuyor” deriz.


Çocukların vicdana ihtiyacı yoktur. Masumdurlar. Onların dünyasında kötülük yoktur. Sadece iyilik vardır. Sokrates’in şu sözünü hatırlatalım: “Dürüst bir insan, daima çocuk kalır.”

Çocuklar büyüdükçe ve masumiyetlerini kaybettikçe, vicdan devreye girer. Bazen de girmez.

Çocuk, evin neşesidir. Gülen yüzümüzdür. Günün tüm yorgunluğu, derdi, tasası ve kederi, onlarla bir araya gelince unutulur. Bu yüzden, mutluğumuzu ifade ederken, “çocuklar gibi şeniz” ifadesini kullanıyoruz.


Çocukla beraber, bereket ve merhamet verilir. Çocuklar, bize merhameti öğretir, merhamet duygumuzu çoğaltır. 


Çocuk, ailenin çimentosudur. Eşler arasında geçimsizlik olsa bile, çocukların hatırına, bu sıkıntıya katlanılır. 

Çocuk, dünyanın sertliğini giderir, zorluğunu yumuşatır, acısını hafifletir. Bizi ana yurdumuza, yani çocukluğumuza götürür. Çocukluğuna gitmeyi kim istemez? Orada kötülük yoktur, iyilik vardır. 

Behçet Necatigil’in Çocuklar isimli şiirinde söylediği gibi: “Biz böyle eğilmezdik, çocuklar olmasaydı.”

Çocuğa verilen emek, asla ziyan olmaz. “Yaşlanınca ne olacağım?” sorusunun cevabı çocuklardır. Elden ayaktan düşen anne babaya, çocukları bakar. 


Vatan ve milletin geleceği de çocuklara emanettir. İşte tam bu sebeple, bütün gücümüzle, çocuklarımızı İslam şemsiyesi altında tutarak yetiştirmek mecburiyetindeyiz.  

Çocuklar, tıpkı dinimiz, eşimiz ve yaptığımız tüm işler gibi önce Allah’a, sonra bizlere emanettir. Evvela evlatlarımıza karşı adil ve merhametli olmalıyız. Çocuklarına özen göstermeyen emaneti ihmal etmiş olur. Mümin kimse, emanete ihmal etmez. Evlatlarımıza, şefkatin getirdiği serinlikle yaklaşmalıyız.


Anadolu’da, bir dilektir, duadır: “Allah hayırlı evlat nasip etsin.” Çocuk dünyaya gelince de “vatana ve millete hayırlı olsun” diye dua edilir. Hayırsızlık ile hainlik, milletimizin gözünde, aynı anlama gelir.

Her anne ve baba, çocuklarının hayırlı bir evlat haline gelmesini ister. Kim istemez? Helal lokmayla büyütülmüş evlatlar, Allah’ın izniyle, hayırlı olurlar. Hem ailesine, hem de vatana ve millete.


Çocuklar, ümidimiz ve kuvvetimiz yani geleceğimiz ve geçmişimizdir. Kendimizi ve ülkemizi düşünüyorsak, işe öncelikle evlatlarımızla başlamalıyız.

Hal böyle olunca, soru şu: Fedakârlıklarla, özenle ve itinayla büyüttüğümüz çocuklarımızı dünyanın tehlikelerine karşı yeterince koruyabiliyor muyuz?

Hep beraber yaşıyoruz: Küçücük ve tertemiz evlatlarımız, çok feci akıbetlere maruz kalıyor. Evlatlarımız zayi ediliyor. Milli neşemiz bir bataklığa doğru çekiliyor. 

Aklıma sadece şu söz geliyor, başka bir şey gelmiyor: Kork, Allah’tan korkmayandan!

Ebeveynler olarak, bizim öncelikli vazifemiz: Neslimizi korumaktır. Çocuklarımızı iyi yetiştirmeli, en güzel şekilde korumalıyız. Korumak, sevgiden de önce gelir. Koruyamazsak şayet, sevgimiz fayda sağlamaz. 

Her şeyi devletten beklemeyelim. Sadece iğneyi değil, çuvaldızı da kendimize batıralım.


Çocuklarımıza vakit ayırmasını bilmiyoruz. Vakit ayırmak, sadece, evde televizyon seyredip çerez yemek veya bir arabaya doluşup AVM’ye veya pikniğe gitmek değildir. Bu söylediklerimizde söz konusu olan şey, bizim önceliğimizdir. Eğer önceliği çocuklara verir ve istediklerini yaparsak, onlara vakit ayırmış oluruz.

Yine, bazı anne ve babalar, çocuklarını iyi bir okula gönderdiklerinde ve karneleri başarılı olunca, devamında doktor, mühendis veya avukat olduklarında iyi çocuk yetiştirdiklerini sanıyorlar. Karne veya meslek, en fazla kafamızın ne kadar çalışıp çalışmadığını gösterir. Bize, sadece kafası değil, kalbi çalışan insanlar da lazımdır. Nice akıllı insan vardır ki, zalimin, hayırsızın, kalpsizin tekidir.


Acilen ve ihtiyaçtan: Merhamet, mesuliyet ve mahcubiyet duygularını bünyesinde toplayan ahlâk ve maneviyat zırhını yeniden kuşanmalıyız. Müslüman, kendisinden emin olunan kimsedir. Önce bu bölümü tahkim etmeliyiz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İzmirli Öğretmen

Kadın istihdamı tuzaktır. Anne işe, baba işe, çocuk kreşe. Evler sessiz, kimsesiz. Halbuki o evde, Kur'an okunmalı,namaz kılınmalı, çocuk ağlayıp annenin seccadesini bozmali, anne selâm verip çocuğunu kucaklamali. Aaah ah para uğruna cennet feda ediliyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23