--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Başarı çoğaldıkça insanlık azalıyor!

Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
6

Başarı çoğaldıkça insanlık azalıyor!

ALİ OSMAN AYDIN 

En son yazıda, “ebeveyn krizimizi” anlatmaya çalışmıştık. Tabii “ebeveyn krizi” okulun yaşananlardaki fonksiyonunu azaltmaz. Çünkü bugünün ebeveynleri dünün çocuklarıydılar. 

Yani bugünün çocukları gibi onlar da bu sıralardan geçtiler. 

Ama görünen o ki, o sıralarda vakit geçirme süresi uzadıkça iyi ebeveyn olma olasılığı artmıyor, azalıyor gibi… 

Neden peki? 

Çok fazla nedeni var ama biri var ki çok önemli: Maddi başarı… 

Günümüz eğitim sisteminin kıstası maddi başarı! Bu başarı, metinleri ezberleyip ezberlememenizle, sizi üniversiteye taşıyacak derslerde başarılı olup olmamanızla ilişkili. 

12 yıllık eğitimin tamamı 4 yıllık üniversiteye girebilmeyi başarmak için veriliyor. Üniversite eğitimi ise sonrasında piyasada iş bulabilmenizi kolaylaştıracak bir diploma edinebilmeniz için… 


Yani 16 yıl boyunca, aslında meslek sahibi olma yarışına katılabilmek için çabalıyor bugünün öğrencisi. Ardı arkası kesilmeyen bitimsiz sınavların derinde yatan anlamı bu. 

Aileler bu gelecek vizyonuna sorgulamadan iman ettikleri için çocuklarını 16 yıllık bir maratona ite kaka gönderirken sadece maddi geleceğe odaklanıyorlar. 


Bir dakika! Bu bile tek başına yeterince feci değil mi? 

Bir insan evladı ana kucağından alınıyor, anaokulu hariç 16 yıl, sırf meslek yarışında diğerleri ile aynı hizada olabilmek için hazırlanıyor. 16 yıl boyunca bir yığın psikolojik evreden geçiyor, bir fidanken ağaç gibi büyüyor, kabına sığmıyor ama bu süreçlerin hiçbir aşaması için kendisine yardım edilmiyor bu sistem içinde. 

Bilgilendirilmiyor.  Elinden tutan olmuyor. Maddi yanıyla birlikte manevi cephesi de büyüyüp karmaşıklaşırken bunun üstesinden nasıl geleceğiyle ilgili düzenli-disiplinli bir yardım alamıyor okuldan. 

O kadar ders görüyor ama iç dünyasındaki derin dalgalanmaları, iniş ve çıkışları anlamlandıramıyor hala, çünkü derslerin hiçbiri kendi nasıl tanıyacağı ve anlayacağı ile ilgili değil. Seviyor, korkuyor, rencide oluyor ama hangi duyguyu nereye koyacağını bilemiyor…

  Öfkesini nasıl kontrol edeceğiyle ilgili bir disiplin oluşmuyor mesela bu 16 yılda. Hatta bu bahis açılmıyor bile! 

Temizlik, saygı, nezaket ve elbette merhamet gibi insanı insan yapan yüce değerlerle ilgili kayda değer şeyler görmüyor. 


Bence bir okul “başarılı” insandan önce “iyi” insan yetiştirmeyi hedeflemeli. Bu işte ailenin destekçisi olmalı. 

Merhameti, adalet duygusunu, başkalarının haklarına saygı göstermeyi, hep doğruluğa göre hareket etmeyi, sorumluluğu, üretmeyi, çalışarak kazanmanın en onurlu yol olduğunu öğrenmeli. Okul çocukta iyi olan vasıfları gün yüzüne çıkarmayı, çocuk zaten aileden iyi olarak gelmişse de o vasıfları pekiştirmeyi esas almalı. 

Okul çocuğa öyle bir çerçeve sunmalı ki çocuk kötülüğü gördüğünde ondan tiksinsin. Çocuk bir uyarandan dolayı değil, kendiliğinden bir refleks olarak kötülükten uzak dursun. 

Kapitalist eğitim sistemleri bunu yapamaz. Onların ürünlerini görmek isteyen dünyaya dikkatle baksın. En ölümcül silahları geliştiren de o silahları insanlık dışı bahanelerle suçsuz insanların başına atanlar da onlar…  

Kapitalist eğitim sistemi kendi menfaatine odaklanmış çıraklar ve uşaklar yetiştiriyor ancak. Amacı bu çünkü. Modern okullar bu yüzden kuruldular: Kapitalist üretim ilişkilerine uygun iş gücü yetiştirmek için…  


Bu tablo tesadüf değil…  Louis Althusser de, “İdeolojik Devlet Aygıtı” kavramıyla eğitimin, kapitalist düzenin yeniden üretiminde kritik bir araç olduğunu söylemişti ve çok haklıydı. 

Okullar, mevcut ekonomik ve toplumsal sömürü düzenini meşrulaştıran, sürdürülebilir kılan yerler. 

Yani bu iş temelinden yanlış. 

Bize “başka” okul gerek! 

“Doğru cevap” kadar hatta ondan da fazla “doğru davranışa” ulaşmayı gaye edinmiş bir eğitim sistemi lazım. 

Bunun için de bir amaç lazım! 

Amaç için de bir felsefe… 

Bunu da başka bir yazıda tartışalım. 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

eğitim milli mi milli milsiz mi?

22 Nisan 2026 11:21

milli kandırmaca. maalesef adı milli ile başlayan eğitimde tek kelime millete bize ait bulamazsınız. eğitim millileşkmedikçe. darbe ve hile ile padişah yapılan siyonist 2. mahmudun eğitimden kaldırdığı islam felfesi geri getirilmedikçe hiç bir ilerleme olamaz. üniversiteler fuhuş hane ve terör fabrikası gibi olmuş. uyuşturucu ve tciz istismar ana okuluna kadar inmiş. maraş olayları olmsa ıdı kimsenin umurunda değil. REİS. "eğitimde bir şey yapamadık" deyip iflası itiraf ediyor. YALNIZIM deyip etrafında güvenli kimsesi olmadığını söylüyor. GERİYE NA KALDI?? ülkenn düze çıkması için etrafını ACİLEN temizlemesi. YOL KÖPRÜ HASTAHANE YAPMAYI BIRAKIP (savunma olmazsa olmaz hariç) (EĞİTİM DÜZELİRSE HAASTAHANE DE YOL DA KÖPRÜ DE SİLAH DA YAPAN ÇOK OLUR) EĞİTİME ODAKLANIP GECE GÜNDÜZ 48 SAAT ESASINA GÖRE ÇALIŞMALI.

Nahit sazoglu

22 Nisan 2026 10:26

Ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryolları ulaşın olacaktır petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz raylı sistemler geliştirmeliyiz yük ve yolcu taşımacılığında acilen demiryollarına geçmeliyiz demiryolları toptan tüfekten daha mühim bir emniyet silahıdır tulomsas tudemsas TÜVASAŞ çok uluslu şirket yapmaliyiz üç tarafı denizlerle çevrili denizciligimizi devlet politikası yapmaliyiz ASELSAN havelsan roketsani TUSAŞi çok uluslu şirket yapmaliyiz

Gerçekçi olalım

22 Nisan 2026 08:54

Nüfus 86 mil. Üretimle iştigal edenler 9-10 mil. Eğitim öğretim camiası 27 milyon. Petrol maden zenginliği yok. Turizmle abadolunmaz. Böyle bir ülkenin ne ekonomisi düzen alır ne de eğitim öğretimi.

Ali osman kardeşim

22 Nisan 2026 05:07

Tam da o cinayetin işlrmdiği günkü yazınızı birdaha yayınlamanızı rica.. selamlar,başarlar..

Dün bir halk otb.teyim,

22 Nisan 2026 04:47

Omuzumda koca bir çanta,yorgunum,biraz fazla yürüdüm,yaş: haddi tam on yıl aşmışım Allah affetsin. 25 yaş bir genç yer veri orta bölüme o geçti, hemen yan tarafta oturan bir egrndiyle oylesi tatlı mehabbetteler, iniş yerine geldim, kalkıp bıyurun yerinize,tekrar teşkkür ederim, oturdu ve yan da boşalmıştı,o efendi fe aynı tarafa geçti ve ben kapıdayım,henüz inöedim, o efendi seslendi, bilir misin bu benim oğlum,on yaşından beri bunu devam ettirir, böyle yetiştirdim. Dualar derûnî gönülden,tekrar Allah razı olsun.

Toplu taşım vasıtalarında bir anons:

22 Nisan 2026 04:34

Bir yere tutunmadan telefonla ilgilenöeyin... Ohoooh, başka tutunacak nem kaldı... hep içimden anons ardına her defasında mırıldanırım!

Ali Osman Aydın Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle