• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Selma Savcı
Selma Savcı
Selma Savcı
TÜM YAZILARI

Zulmün portresi... Vicdanın gözlerini kapattığı an!

22 Nisan 2026
A


Selma Savcı İletişim: [email protected]

Zulmün portresi... Vicdanın gözlerini kapattığı an!

SELMA SAVCI 

Dünyanın başına gerçekten bir virüs gibi musallat olan İsrail'in yaptığı zulümler artık dayanılacak bir noktadan çıktı ve iğrenilecek bir noktada tavan yapmış durumda... Öylesine rezil bir katil devlet görüyoruz ki, hem katletmeleriyle hem de insanlara uyguladıkları sistematik işkencelerle nefret edilen bir dinin temsilcisi olmuş durumdalar...


İtalya’da yayınlanan L’Espresso dergisinin kapağına taşıdığı, işgal altındaki Batı Yaka’da askeri üniforma giymiş bir İsrailli yerleşimcinin Filistinli bir kadınla alay ettiği anı yansıtan fotoğraftaki Filistinli avukat Miad Ebu’l-Rub'u mutlaka görmüşsünüzdür. Nasıl bir zulümle baş başa kaldığını AA'ya değerlendiren bu değerli hanımefendiyi tekrar tekrar gündeme taşımak ve yapılan bu zulmün temsilcisi olan İsraillileri tel'in etmeye devam etmeliyiz...
Ebu’l-Rub, L’Espresso kapağındaki fotoğrafın sahadaki gerçekliğin yalnızca küçük bir bölümünü yansıttığını vurgulayarak, "Bu fotoğraf, yaşadığımız acıyı görünür kıldı" ifadelerini kullandı.


Evet öylesi bir acı ki bu; Filistinli Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı bu acının tarifi yok, o kadınların evlatlarından ayrılması ailelerin paramparça edilmesinin inanın tarifi yok! Ama katil devlet İsrail'in her defasında bu kan akıttığı bir ortamdan elini kolunu sallayıp köşesine çekilmesi ise esas en can sıkıcı nokta.
ABD'nin tasmasını elinde tuttuğu İsrail'in bu zulmünün elbette sonu gelecektir kuşkusuz ama gelin görün ki, şu aşamada gördüklerimiz hakikaten içlerimizi kanatmaya devam ediyor.


İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in gaspçı İsraillilere silah dağıtmasının sahadaki durumu daha da ağırlaştırdığını belirten Abu'l Rub, "Ekim 2023’ten sonra bu şiddet daha da arttı. Ben-Gvir’in onlara silah sağlaması ve koruma vermesiyle birlikte saldırılar çok daha tehlikeli hale geldi. Bu tür uygulamalar, Filistinlileri topraklarını terk etmeye zorlamak ve yerleşimlerin genişlemesine zemin hazırlamak amacı taşıyor" değerlendirmesinde bulunarak Filistin'deki büyük yıkıma işaret ediyor..
Şu anda Filistin resmi verilerine göre, Batı Yaka’da Ekim 2023’ten bu yana 1149’dan fazla Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 11 bin 750 kişi yaralandı ve yaklaşık 22 bin kişi gözaltına alındı. Korkunç bir rakam bu yani adım başı kana susamış vampirlerin kol gezdiği bir ülke halini almış durumda Filistin...
Ve esas benim en dikkat çekici bulduğum nokta ise bir kadın olarak uğradığı psikolojik şiddet sonrası sosyal medyada hedef gösterildiğini belirten Ebu’l-Rub, özellikle gaspçı İsrailliler tarafından tehdit içerikli paylaşımlara maruz kaldığını söyledi.


Ebu’l-Rub, sahadaki baskılara alışkın olduğunu ancak ailesi nedeniyle endişe duyduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Ben kendim için korkmuyorum ama dört çocuğum var. En büyüğü yedi yaşında, altı yaşında ve en küçüğü bir buçuk yaşında. Anne olmak her şeyin önüne geçiyor. En çok çocuklarım için endişeleniyorum." Çocuklarının yaşadığı korkuyu da aktaran Ebu’l-Rub, "Gaspçı İsraillilerin tekrarlanan saldırıları nedeniyle çocuklarım artık yalnız uyumaya korkuyor" dedi.


Filistinli avukat Ebu'l Rub, Ramazan Bayramı sonrası El-Halil yakınlarında çocuklarıyla birlikteyken gaspçı İsraillilerin saldırısına uğradıklarını ifade etti. "12 gaspçı İsrailli aracımızın üzerine çıktı. Çocuklarım o günden sonra geceleri uyumakta büyük zorluk yaşıyor." diye konuşan Ebu’l-Rub, ayrıca hamileliği sırasında da gaz bombaları, tehditler ve fiziksel saldırılara maruz kaldığını belirtti.


Miad Ebu'l-Rub'un bir avukat olması, maruz kaldığı bu muamelenin hukuksuzluğunu daha da ironik ve acı bir hale getiriyor.

Tüm baskılara rağmen Filistin halkının topraklarında kalmaya devam edeceğini vurgulayan Ebu’l-Rub, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Biz bu toprakların sahibiyiz ve bu topraklardan vazgeçmeyeceğiz. Bizim toprakla bağımız aidiyet ve kimlik bağı. Bu bağ çok derin. Biz burada kalıcıyız, onlar ise geçici."
L’Espresso dergisinin, Batı Yaka’nın El-Halil kenti yakınlarında zeytin hasadı sırasında çekilen ve Filistinli avukat Miad Ebu’l-Rub’un da yer aldığı bir sahneyi konu alan fotoğrafı kapağına taşıması, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Derginin "İstismar" başlığıyla yayınladığı kapak, İsrail tarafında tepkiyle karşılanırken, İsrail makamları görselin "gerçeği yansıtmadığı" iddiasında bulundu. Buna karşılık dergi, olay anına ait video görüntülerini yayınlayarak fotoğrafın sahadaki gerçekliği yansıttığını doğrulamıştı.


Benim de en büyük korkum umarım bir sembol haline hızla gelecek olan Ebu'l-Rub kardeşimizin İsrailliler tarafından katledilmesi... Çünkü gözü dönmüş bu vampirler sürüsünün ABD'nin de desteğini alarak daha önce neler yaptıklarını da düşünürsek umarız bu kardeşimiz hayatına evlatlarıyla birlikte sağlıklı bir şekilde devam eder...


İsrail'in yine Lübnan'daki Hz. İsa Heykelini paramparça etmeleri de dünya kamuoyunun gündemine düşmüş durumda.
Bölge gazetecileri tarafından yayınlanan görüntülerde, Lübnan’da görev yapan bir terör devleti askerinin elindeki balyozla heykele vurduğu ve heykelin başını kırdığı görülüyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), saldırının gerçekleştiğini kabul etti ve IDF sözcüsü Yarbay Nadav Şoshani sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, olayın IDF’nin değerleriyle bağdaşmadığını ve karışanlar hakkında işlem başlatacağını ifade etti.


Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar olayı “utanç verici bir eylem” olarak kınadı ve yaşananlardan dolayı özür diledi. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Güney Lübnan’da bir IDF askerinin bir Hıristiyan dini sembolüne zarar vermesi ciddi ve utanç verici bir olaydır. Bu çirkin eylemi gerçekleştiren kişiye karşı gerekli sert önlemlerin alınacağından eminim. Bu utanç verici eylem, değerlerimize tamamen aykırıdır. İsrail, farklı dinlere ve kutsal sembollerine saygı duyan, inançlar arasında hoşgörü ve saygıyı savunan bir ülkedir. Bu olaydan ve duyguları incinen her Hristiyandan özür diliyoruz” ifadelerini kullanarak ikiyüzlülükte yine sınır tanımadılar. Ve işin en garip olan tarafı ise, "İsrail her dine saygılıymış mottosu." Bu yalanı bu saatten sonra kim yiyorsa artık o da meçhul...


Bu olay Kudüs’te Müslümanlar ve Hristiyanlarla yaşadıkları gerilimlerim ardından yaşandı. Filistin’de masum insanların evlerini zorla ellerinden alan, on binlerce cana kıyan işgal rejimi şimdi de başta Hristiyanlar olmak üzere semavi dinlerin kutsalına saldırıyor. Hristiyan cemaati üyeleri, heykelin Ain Ebel'in yaklaşık altı kilometre kuzeybatısında ve İsrail sınırındaki Şula kasabasına yaklaşık beş kilometre uzaklıkta bulunan Maronit Hristiyan kasabası Debel köyünde olduğunu ifade etmişler..
Gördüğünüz gibi her dine saygılarını yitiren, kan akıttıkları zaman mutlu olan ve bir kadına bile saygıları artık kalmayan katiller sürüsünü Yüce Rabbimiz inşallah 'Kahhar' ismi şerifiyle yok eder... Bu duamıza tüm Müslümanların kalpten 'Amin' demeleri dileğiyle.... 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23