Türk milleti FETÖ’yü affeder mi? (2)
Türk milleti FETÖ’yü affeder mi? (2)
ARZU ERDOĞRAL
(FETÖ mensubuna sorularım ve cevaplara devam)
Eğer en başından itibaren Türkiye devleti ve hükümetleri, suç işleyenlerle hiçbir şeyden haberi olmayan insanları ayırt edebilseydi, bugün duyduğumuz bu sesleri yıllar önce de duyabilirdik.
Bununla birlikte, insanların çok büyük bir çoğunluğu hüsn-ü zanla ve Allah rızası için; hem Türkiye’de hem de dünyanın dört bir yanında hizmet etti. Ancak Gülen’in 1999 yılında Türkiye’den ayrılması ve bir daha dönememesi sonrasında, Türkiye’de kimi kişilerin kendi çıkarları ve hırsları uğruna “Hizmet Hareketi Adına” hareket ettikleri uzun süre fark edilemedi.
Altı yıl önce konuşmaya karar verdiğimde, benim için son derece zor olan ama hizmetin geleceği açısından gerekli gördüğüm bir mesele vardı: Gülen’in bilgisi ve iradesi dışında, farklı kişiler ve farklı yapılarla ilişki kuran, hizmet içinde oluşmuş bu derin yapının ortaya çıkarılması gerekiyordu.
Aslında bu yapı hakkında farklı arkadaşlar en başından beri; hem hizmetin ileri gelenlerini, hem Türkiye kamuoyunu hem de kendi çevrelerini uyarmaya çalıştılar. Ancak bu uyarılar uzun süre karşılık bulmadı. Benim açıklamalarımdan sonra daha fazla insan bu meseleyi dile getirmeye başladı. Sosyal medyanın etkisiyle bu sesler görünür hâle geldi.
Bugün kamuoyunda tanınmış kişilerin açıklamalarını, sosyal medyada yazılanları, açılan odalarda yapılan konuşmaları dinleyen; kendi bildiklerini de paylaşan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Bir anlamda, Gülen hayattayken ona duydukları saygı nedeniyle sesini çıkarmayan pek çok insan, vefatından sonra hizmet içindeki bu gizli yapının; bilerek ve isteyerek hizmeti Türkiye devleti ve hükümetiyle bir çatışma noktasına sürüklediğini daha açık ifade etmeye başladılar. Bu yapının hizmetten ayrıştırılması için farklı girişimler de oldu. Ancak cemaatin yönetim kadrosu bu çağrılara karşılık vermedi. Bunun sonucu olarak mağduriyetler derinleşti, insanlar için umut giderek azaldı. Bu durumdan rahatsız olan binlerce insan, ister istemez farklı şekillerde ses çıkarmaya başladı.
Buna “uyanış” diyebilirsiniz, “aydınlanma” diyebilirsiniz, “cemaat tabanının isyanı” diyebilirsiniz. Ama özünde bu; Türkiye ile barışık, Türk devletiyle ve hükümetiyle barışık insanların sesidir. Bu insanların neredeyse tamamı Allah rızası için hizmete gönül vermiş kişilerden oluşmaktadır.
Bu insanların ortak talebi, bu sürecin bir barışla son bulmasıdır. Buna karşılık, “cemaat yönetimi” sebebini tam olarak anlayamadığımız ve anlamlandıramadığımız nedenlerle bu barış taleplerine mesafeli durmaktadır.
Mehmet Şan’ın Fetullah Gülen hakkındaki görüşü (Mehmet Şan’a sordum bu kısmı)
Ben hocamı günahıyla sevabıyla seviyorum. Hatalarından ders çıkarıp, doğrularıyla hayatıma devam ediyorum.
Amerika’ya geldikten sonra Türkiye’de fiilen bir Fetullah Gülen yoktu. Türkiye (Türkiye halkları, devlet yetkilileri, Türkiye’deki diğer siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri), Mustafa Özcan ve çevresindekileri (gizli yapıyı) Fetullah Gülen zannetti. Ancak bu yapıyı (Mustafa Özcan ve çevresindekiler) Türkiye’den çıkaramaması,(yaptıkları, yanlışlıklardan vazgeçirememesi) bu iradeyi ortaya koyamaması sebebiyle hocama kırgınım. Bu da onun hatalarından biridir. Belki de gücü yetmedi bilmiyorum.
Emre Uslu hakkındaki düşüncelerim: Emre Uslu, uluslararası alanda Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını zedeleyen yayınlarıyla cemaat akademisyen gazetecilerinden biridir. Sürecin başından beri gerçek duruşunu net biçimde ortaya koymamış; ancak cemaat tabanı içerisindeki eleştirel sesler arttıkça tarafını açıkça belli etmiştir. Cemaatin yönetim kurulu üyeleriniden Ekrem Dumanlı tarafından alkışlanmış, tebrik edilmiş ,bir bakıma onun koruması altında cemaat yönetiminin sözcülüğünü üstlenmiştir. Kendisi hâlihazırda Amerika Birleşik Devletleri’nde cemaat okullarından birinde yardımcı öğretmen olarak çalışmaktaydı. Bu yapı içerisinde maddi çıkarı bulunmasa bu işleri yapabilecek birisi değil.
Temel amacı, cemaat yönetiminin görüşlerini sosyal medyada görünür hale getirirken, diğer taraftan da mağduriyetlerin son bulmasını isteyen, Türkiye devleti ve kurumlarıyla bir problemi olmayan insanların taleplerini boğmaya çalısan ve bu insanları adeta cemaate mahkum etmeye, mecbur etmeye ve daha ilerisi cemaat adına yok olmalarını sağlamaya çalışan bir manipulatördür.
Kendisi inkar etse de kendi cıkarlarını maximize etmeye çalışan birisi olduğu açıktır.
IJA (https://internationaljournalists.org) organizasyonu altındaki tüm gazetecilerin yaptığı haberlere bakılırsa, amaçlarının gerçeklerin ortaya çıkarılması değil karartılması, ömrünü hizmete adamış insanların hak taleplerinin duyulmaması, mümkün mertebe ömrünü hizmette geçirmiş insanların Türkiye devleti ve kurumlarıyla doğrudan ve dolaylı ilişkiye girilmesinin engellenmesi ve Türkiye hükümet yetkililerini tahrik ederek, onlara yakışıksız ithamlarda bulunarak Türkiye’deki tutuklamaların devamına gayret etmektedirler, amaçları hizmet insanlarını cemaate mahkum etmektir.
Bugün genel olarak baktığımızda, cemaatin kahir ekseriyeti mevcut durumdan ve cemaatin mevcut yönetiminden memnun değillerdir. Bununla birlikte bu insanlara barışı ve geleceklerini vaad eden bir ışık da görülmemektedir. Bir bakıma bir taraftan çıkıș yolu ararken, diğer taraftan bu insanların taleplerine karşılık son zamanlara kadar Türkiye’den de duyulmus bir ses yoktur.
Milyonlarca insanın beklentisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milleti ile barıșmak, Türkiye’ye katkı sağlamak, Türkiye Cumhuriyetinin birliğine beraberliğine destek olmak ve geçmişte yaşananları unutmaktır. Ebuseleme Gülen’in cevapları bu şekilde oldu. Elbette FETÖ içerisinde sadece sohbetlere katılan, pişman olan, suça bulaşmamış insanlar vardır. Bu millet Fetullah Gülen’i hiç sevmiyor ve FETÖ’nün yaptıklarıyla 15 Temmuz’u da unutmuyor. Emre Uslu gibi hainlerin yanı sıra Mehmet Emin Şan’ın devletten af dileyen ve kandırıldıklarını düşünenler de var. İtiraf da bir adımdır. Her şeyin toplamında millet barışmaya hazır mı? Güvenmek çok zor! Yıllarca devletin kılcal damarlarına sinsice sızmış bir örgütten bahsediyoruz. Peki gerçekten pişman olanlar ne olacak? Bu soruya da en iyi cevabı yine devletimiz verecektir.