• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Arzu Erdoğral
Arzu Erdoğral
TÜM YAZILARI

Bakan Yusuf Tekin sizi niye bu kadar rahatsız etti?

23 Şubat 2026
A


Arzu Erdoğral İletişim: [email protected]

Bakan Yusuf Tekin sizi niye bu kadar rahatsız etti?

ARZU ERDOĞRAL

Türkiye’de bazı tartışmalar var ki, ne söylerseniz söyleyin, meselenin aslında ne olduğunu herkes gayet iyi biliyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Ramazan ayına yönelik etkinlikler için okullara bir genelge göndermesi üzerine koparılan gürültü de tam olarak böyle bir mesele. Görünürde mesele  “çocuklar” ama “pedagoji”, “laiklik” gibi kavramlar dolaşıma sokuluyor. 

İşin özüne indiğinizde ise karşınıza çıkan tek şey var: Bu ülkenin inancıyla hâlâ barışamamış bir siyasal ve zihinsel blok.


Soruyu en baştan sormak gerekiyor: Ramazan nedir? Bu topraklarda Ramazan, sadece bireysel bir ibadet ayı mıdır, yoksa aynı zamanda kültürel, sosyal ve tarihsel bir gerçeklik midir? Yüzyıllardır bu coğrafyada Ramazan; paylaşmanın, dayanışmanın, yoksulu gözetmenin, sabrı ve merhameti öğretmenin adıdır. Çocuklar bu ayda büyüklerinden bir şey öğrenir: Sofranın anlamını, nimetin kıymetini, başkasını düşünmeyi.

Peki şimdi ne oldu da bu gerçeklik bir anda “tehlike” ilan edildi?

CHP’nin gösterdiği refleks, meselenin Ramazan etkinliği olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Sorun, çocuklara zorla bir ibadet yaptırılması falan değil; zaten böyle bir durum yok ortada. Sorun, Ramazan’ın kamusal alanda görünür olması. Sorun, Müslüman bir toplumun kendi değerlerini inancına uygun  yaşamaya çalışması.



Bu refleksi çok iyi tanıyoruz. Bu ülkede yıllarca başörtüsü “irtica” diye yaftalandı. Ezan “siyasi sembol” ilan edildi. İmam hatip okulları “tehdit” olarak gösterildi. Şimdi sıra Ramazan’a geldi. Değişen hiçbir şey yok; sadece kullanılan kelimeler güncelleniyor.

İşin daha vahim tarafı ise aralarında gazeteci, yazar, sanatçı ve akademisyenlerin de bulunduğu bildiriler. Aydın olmak, ideolojik ezberleri tekrar etmek midir? 

Aydınların alanı, toplum mühendisliği yapılan bir üst akıl alanı mıdır? 168 imzalı bildirilerde gördüğümüz şey bilimsel bir tartışma değil, açık bir kültür savaşıdır. Çocukların Ramazan’la temas etmesinden bu kadar korkan bir zihniyetin derdi eğitim olamaz.


Burada açık konuşmak gerekiyor: Aynı çevreler Batı kültürüne ait her unsuru sorgusuz sualsiz “evrensel” diye sunarken, konu bu toplumun inancı olunca birden bire hassasiyet geliştirmektedir. Noel süslemeleri kültürel zenginliktir, ama Ramazan etkinliği gericiliktir. Cadılar Bayramı masumdur, ama iftar sofrası sakıncalıdır. Bu çifte standardın adı laiklik değil, ideolojik körlüktür.


Laiklik, devletin bütün inançlara eşit mesafede durmasıdır. İnancı kamusal hayattan kovmak değildir. Çocukların yaşadığı toplumun kültürünü öğrenmesi, laikliğe aykırı değil; aksine, sağlıklı bir toplumsal bilinç için zorunludur. Kültürünü bilmeyen, kimliğini tanımayan nesiller üretmek isteyenlerin derdi özgürlük değil, kontrol dürtüsüdür.


Bugün Ramazan etkinliklerinden rahatsız olanlar, aslında şunu açıkça söylüyor: “Bu toplumun değerleri bizi rahatsız ediyor.” 

Bu kadar basit. Sandıkta milletle bağ kuramayanlar, kültürel alanı bir ideolojik mevziye dönüştürmeye çalışıyor. 

Çünkü biliyorlar ki bu milletin inancıyla yüzleşmeden siyaset yapmak zor.

Ama artık eski Türkiye yok. Artık bu toplum kendi değerlerinden utanmıyor. Çocukların Ramazan’ı tanıması, yaşaması, öğrenmesi kimsenin lütfu değildir; bu toplumun doğal hakkıdır. Kimseye dayatma yok; ama kimse de bu ülkede inancını gizlemek zorunda değil.


Bugün Ramazan’a itiraz edenler şunu iyi bilmeli: Bu itirazlar halkta karşılık bulmuyor. Tam tersine, bu çıkışlar milletle aradaki mesafenin ne kadar açıldığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Kültürle kavga ederek, inançla mücadele ederek siyaset yapılmaz.


Evet, burada siyaset var.

Evet, burada ideolojik bir cepheleşme var.

Ve evet, burada olan tam olarak budur.

Ama bu kez siyaset, milletin değerleri üzerinden yürüyor. 

Ve bu siyaseti görmezden gelenler, sadece Ramazan’la değil, bu toplumun kendisiyle kavga ettiklerini fark etmek zorundalar.


Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin taktir edilecek bir girişimde bulunmuştur. 

Halk bunun karşılığını, takdirini en güzel şekilde verecektir. 

28 Şubat zihniyetini tekrar hortlatmaya çalışarak artık bu millete diz çöktüremezsiniz. Zihin kirliliğiniz, bu toprakları kirletemeyeceği gibi artık çocuklarımızın zihinlerini de bulandıramayacak. 

Böyle Bakanlarımız oldukça da size düşen ancak tırnaklarınızı kemirmek olacak.

Yeni Türkiye’ye alışacaksınız tam da laikliğin gereği olarak! 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23