• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Peygamberimizin devesi yarışı kaybedince…

13 Nisan 2024
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

DEĞERLİ KARDEŞLERİM:

Ülke genelinde 31 Mart’ta mahalli idareler seçimi yaşadık. Bu seçimde kazanan ve kaybeden siyasi partilerimiz oldu. Seçimden sonra hemen hemen her siyasi partimizin başkanlarının sükûneti, sandıktan çıkana rıza gösterilmesi gerektiğini beyan eden konuşmalar yapmaları demokrasi adına güzel, vatandaşları sevindiren bir durum oldu. Artık milletimiz kavga istemiyor. Birlik ve beraberlik istiyor… Elbette ki kazanan ve kaybedenler olacak. Bu bir demokrasi yarışıdır. Vatandaş düşünür, taşınır, ölçer, biçer neticede kararını verir. Öyle de oldu işte. Peygamber Efendimizin (SAS) ADBA isimli bir devesi vardı. Her zaman yarışları kazanırdı. Bir keresinde yarışmayı kaybedince Ashab-ı Kiram çok üzüldüler. Bu hususu peygamber efendimizin nasıl karşıladığını geliniz hep birlikte Hz. Enes B. Malik’in (RA) Resulullah efendimizden rivayet ettiği hadisi şerifinden birlikte okuyalım:

Enes b. Malik anlatıyor:“Resulullah’ın (SAS) Adba isminde (seferde, yarışta) geçilemeyen dişi bir binek devesi vardı. Bir ara genç yük devesi üstünde bir bedevi geldi ve (yapılan koşuda bedevinin devesi) Adba’yı geçti. Bu durum Müslümanlara ağır geldi. ‘Adba yenildi!’ dediler. Bunun üzerine Resulullah (sav) şöyle dedi: ‘Dünyada yükselttiği her şeyi geri indirmek Allah’ın bir kanunudur!’” (Buhari, Rikak, 38). Medine’de heyecan ve coşkunun zirvede olduğu zamanlardan biriydi. Allah Rasûlü’nün (SAS) dişi binek devesi Adba ile bir bedevinin genç yük devesi yarışacaktı. O güne dek Adba’yı geçebilen hiçbir deve olmamıştı.Ashab bu yarışta da aksinin olacağını düşünmüyordu. Derken yarış başladı. Bir müddet sonra bedevinin devesi Adba’yı geçti. Kimsenin aklına gelmezdi Hz. Peygamber’in devesinin yenileceği. Bu durum Müslümanların gücüne gitti. “Adba yenildi” dediler.

Ashabının şaşkınlığına rağmen Allah Rasûlü (sav) bu durumu gayet tabii karşılamıştı, üzülmeye gerek yoktu. Zira her kemalin bir zevali vardı. Şöyle dedi Allah’ın elçisi: “Dünyada yükselttiği her şeyi geri indirmek Allah’ın bir kanunudur!” (Buhari, Cihad, 59, Rikak, 38).Hz. Peygamber bu hadisle aslında hayatımızı kuşatan ama çoğu zaman unutmaya yüz tuttuğumuz ilahi bir kanunu hatırlatır: Dünya hayatı, iniş ve çıkışlarla doludur. Göz alıcı parlaklığıyla gündüzleri semayı süsleyen güneş, geceleri yerini aya ve yıldızlara bırakırken; baharda rengârenk çiçeklerle, yaz mevsiminde çeşit çeşit meyvelerle kuşanan ağaçlar, kış geldiğinde kurumuş dallarıyla bir başına kalırken; asırlarca hüküm süren devletler bir anda yeryüzünden silinip giderken hep aynı gerçekle yüzleştirir insanı:

Dünya ve içindeki her şey gelip geçicidir, her şeyin bir sonu vardır, dünyadaki her şey nakıstır, hiçbir şey mükemmel değildir. Yarışta kaybeden taraf olmak gibi hayatta herkesin başına gelebilecek basit bir örnekten hareketle dünyalık nimetlerin geçiciliğine dikkat çeken bu hadis, aynı zamanda Allah Rasûlü (sav)’nün mütevazı kişiliğini de yansıtır. Nitekim ashabının gerek sevinçli gerekse üzüntülü anlarında hep yanlarında olan Hz. Peygamber, bir bedeviyle devesini yarıştıracak ve ona yenilmeyi gurur meselesi haline getirmeyecek kadar insani ve mütevazı bir tavır sergilemiştir.“Allah bana, mütevazı olup birbirinize karşı övünmemenizi ve birbirinize karşı haddi aşan davranışlarda bulunmamanızı vahyetti.”Âlemlerin efendisi Peygamber Efendimiz (SAS) bir hadisi şerifinde: 

“Allah bana, mütevazı olup birbirinize karşı övünmemenizi ve birbirinize karşı haddi aşan davranışlarda bulunmamanızı vahyetti” (Müslim, Cennet, 64) buyurarak dünyadaki geçici üstünlüklerin övünç ve kibir vesilesi yapılmamasını istemiştir. Allah katında sivrisineğin kanadı kadar bile değeri bulunmayan dünyada (Tirmizi, Zühd, 13) kimsesiz bir garip gibi yahut bir yolcu gibi olmayı (Buhari, Rikak, 3) ve dünyevi isteklerde mutedil davranmayı tavsiye etmiştir (İbn Mace, Ticaret, 2).Bir imtihan yeri olan dünyada her şey gelip geçicidir. İnsanoğlu için varlık da yokluk da sağlık da hastalık da kolaylık da zorluk da kazanmak da kaybetmek de imkân dâhilinde olup bunların her biri imtihan vesilesidir. Dünyevi menfaatlere aşırı hırs göstermek ve dünya metaıyla övünüp kibirlenmek ne kadar aldatıcı ise geçici nimetlerin, üstünlüklerin vb. yokluğuna hayıflanıp hayattan ümidini kesmek de aynı şekilde yanıltıcı olur. Hayatın bu inişli çıkışlı yollarında insana düşen, tevazuu ve itidali elden bırakmadan yaratılış gayesine uygun bir yaşam sürdürmektir (Alıntı İnternet Hale Çerçibaşı).

Buna göre seçimde kaybedenler fazla üzülmesinler. Kazananlar da; ahlak ve edep kurallarını aşarak rakiplerini incitecek şekilde sevinç kutlamalarını taşkınlık içinde yapmasınlar.Unutmayalım; yeryüzünde bir tane TÜRKİYE vardır. Türkler; Alparslan komutasında Malazgirt savaşından sonra Anadolu’ya girdiği günden bu yana, dünyadaki adları ne olursa olsun bir sözde medeni(!) batılı ülkeler, milletler Türk ve İslam düşmanları rahatsızdırlar.Türk ve Müslümanlara aşırı derecede düşmandırlar.Her devirde Türkiye’yi bölme ve parçalama hesapları içinde olmuşlardır. Halen de günümüzde türlü, türlü hile ve tuzakları devam etmektedir.Bu ülke hepimize yeter. Birlik ve beraberlik içinde gayet medeni bir şekilde kazanan rakiplerimizi kutlayarak yaşamaya devam edeceğiz.

Kaybeden siyasilerimizde niçin kaybettiklerinin sebeplerini iyi araştırsınlar… Üstad Necip Fazıl şöyle der: “Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değiştirirsen hem yolunu kaybedersin hem dostunu.”Hele şimdi kaybeden siyasilerin etrafından menfaatçi gurubun çeşitli bahaneler uydurarak nasıl kaçtıklarına bakınız…Kazanan grupların etrafına keza bazı menfaatçiler nasıl pervane gibi dönmeye başladıklarını de ibretle ve hayretle görmek lazım…

Unutmayalım dünya hayatı inişli çıkışlıdır. Bazen kazanırsın, bazen de kaybedersin… Bazen yollar düz, bazen de yokuş ve dikenli olur.Önemli olan yılmadan yolu yürüyerek hedefe varmaktır.Düşmanca davranmaları sonlandırarak, birbirimizi kötülemekle son vererek, birlik ve beraberlik içinde;inşallah bizden sonra gelecek neslimize daha güzel, müreffeh bir hayat yaşayabilecekleri bir Türkiye’yi hep birlikte miras bırakmanın yollarını arayalım. Yazımı Rudyard Kipling’in şirinden birkaç kıta alarak bitirelim.

“Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü ve bunun sebebini senden bildikleri zaman sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;

Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;

Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan, bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;

Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;

Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;

Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;

Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı, altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;

Yeryüzü ve üstündekiler senindir

Ve dahası sen bir İNSAN olursun oğlum…” (RUDYARD KİPLİNG).

Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Kazanmanın edebiyatı olduğu gibi kaybetmenin de edebiyatı vardır.

Deli İbo

Sayın yazar, çok doğru demişsin bir tane TÜRKİYE var, ancaakkk bir sürü vatan haini, bir sürü Ermeni çocuğu, bir sürü Yahudi beslemesi, bir sürü Bizans artığı, bir sürü ABD'nin rızıklandırdığı onursuzlar, bir sürü Lawrence'ın torunları bu TÜRKİYE'de yaşarken vede TÜRKİYE aleyhine faaliyet yürütürken TEK TÜRKİYE ne yapsın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23