--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Boynu bükük yetimler…

Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
12

DEĞERLİ KARDEŞLERİM:

Sakın beni fakirlik edebiyatı yaparak zenginlere düşmanmış gibi düşünmeyin.

Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk’ın sarih ayet-i kerimesi vardır.

Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

“Deki: ey mülkün sahibi Allahım! Dilediğine mülk verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın ve dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin, hayır yalnız senin elindedir, muhakkak ki sen her şey'e kadirsin.” (Ali imran 26)

Hiçbir zaman inanmış bir Müslüman olarak kimsenin malına, mülküne, servetine karşı gözümüz olmaz, düşmanda olmayız. İslam inancı buna manidir.

Ancak zengin zenginliğini bilecek, İslam’ın emir ettiği şekilde zenginliğinin icaplarını yerine getirecektir.

Fakir olan da takdiri ilahiyeye boyun büküp, sabır edecek, asla(!) servet düşmanı olmayacak. Servet sahiplerini kıskanmayacak. Hasetlik yapmayacak...

Daha doğrusu hased ateşiyle yanmayacak.

Kıskançlık çukurunda yuvarlanıp durmayacaktır.

İslâm tarihinde beşinci râşid hâlife sayılan Ömer bin Abdülaziz’in din kardeşliği hassâsiyetiyle yoğrulmuş gönül dokusunu yansıtan bir hâlini, hanımı Fâtıma şöyle nakleder.

“Bir gün Ömer bin Abdülaziz’in yanına girdim. Namazgâhında oturmuş, elini alnına dayamış, durmadan ağlıyor, gözyaşları yanaklarını ıslatıyordu. Ona, niçin bu hâlde olduğunu sordum. Şöyle cevap verdi:

«−Fâtıma! Bu ümmetin en ağır yükü benim omuzlarımda. Ümmet içindeki açlar, fakirler, hasta olup da ilaç bulamayanlar, giyecek elbisesi olmayanlar, boynu bükük yetimler, yalnız başına terk edilmiş dul kadınlar, hakkını arayamayan mazlumlar, küfür ve gurbet diyârındaki Müslüman esirler, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalışma tâkatinden kesilmiş muhtaç yaşlılar, âile efrâdı kalabalık olan fakir âile reisleri…

Yakın ve uzak diyarlardaki böyle mü’min kardeşlerimi düşündükçe yükümün altında eziliyorum.

Yarın hesap gününde Rabbim bunlar için beni sorguya çekerse, Rasûlullah bunlar için bana itâb ve serzenişte bulunursa, ben nasıl cevap vereceğim?!.” (İbn-i Kesîr, 9/201)

Ömer bin Abdülaziz’in neden ağladığını eşine verdiği cevaptan hep birlikte okuduk.

Buradan hangi makamlarda olurlarsa olsunlar, tüm idarecilere, mevki makam sahiplerine, sayın bakanlarımıza, milletvekillerine, genel müdürlere, müdürlere, valilere, kaymakamlara, amirlere, memurlara, belediye başkanlarına, il meclis üyelerine belediye meclis üyelerine, köy ve mahalle muhtarlarına, değişik kademede vatandaşa hizmet etmekle mükellef olan devletten maaş alan herkese seslenmek isterim:

Gece başlarınızı yastığa koyduğunuz zaman, bir gün içinde milletimiz, devletimiz, fakirler, garipler, yoksullar, yetimler, şehit çocukları için, dar gelirli, geçim sıkıntısı çeken çok nüfuslu aileler için neler yapıp yapamadıklarınızı hiç düşünüyor musunuz?

Sayılı günler çabuk gelir geçir. Gün gelir oturduğunuz o makamlar, sandalyeler altınızdan kayar. Bir zamanlar göğsünüzü gere gere oturduğunuz o makamları kaybedersiniz. Başkalarını bu necip millet o koltuklara oturtur.

Yahut vazifenizin başında iken Allah korusun, bir kalp krizi gelir, bir beyin kanaması gelir, bir trafik kazası olur makamlar da gider, mevkiler de gider, lüks binekler, lüks köşkler, villalar, rezidans daireleri de gider.Bu defa yeni evin kara topraktan olur…

Eşin, dostun, akrabaların, yakınların şayet sabah biraz erkenden emaneti sahibine teslim etti isen; cenazeni öğleye yetiştirmek için ellerinden gelen bütün gayretleri yaparlar. Bir an önce seni götürüpkara toprağın kucağına katarak, hepsi evine, işine gücüne döner. Bir süre sonra da unutulur gidersin...

Artık sende ne makam var, ne saltanat var, ne mal ve ne de mülk var..

Kabir evinde imanınla, amelinle, dünyada vatanına, milletine, fakire, fukaraya, garibe, gurebaya, boynu bükük yetimlere, yoksullara yaptığın iyiliklerle baş başasın…

Sormak isteriz;

Bodrumda lüks mekânlarda yiyerek faturasını internet ortamında paylaşan sayın yetkililer.

Milyonluk saatini paylaşan sayın vekiller. Yurt dışında yediği milyonluk yemekleri bir marifet gibi paylaşanlar.

Siz hiçbir mahalle pazarını dolaştınız mı? Elinde bastonu ile hangi tezgâhta ucuz patates, ucuz soğan var diye dolaşan yaşlılardan haberiniz var mı?

Fakirin, garibin gurebanın pahalılık karşısında nasıl kıvrandığını hiç düşündünüz mü?

Bu milletin makamlarında oturup çakarlı arabalara binerek en lüks yaşam tarzınızı bir de böbürlenerek internet ortamlarında paylaşmak ne kadar doğrudur?

Hiçbir zaman unutmayın fakir fukaranın, garibin, gurebanın incinmesi, içi yanarak bir ah demesi dağları yerinden oynatır. Bu insanların ilticaları anında Hz. Allah (cc)’a ulaşır...

Kendinize gelin. Mazlumların, emeklilerin, boynu bükük yetimlerin seslerine kulak veriniz...

Onların da hayat standartlarını yükseltmek için çareler arayın, gayretler gösteriniz...

Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Yorumlar

(12)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Cenk Cemil

19 Nisan 2026 15:58

...Ve zalimler de ve millete adil davranmaya sıra gelince, yamuk yapanlar da istedikleri gibi cirit atacak öyle mi ? Bay Sandıkçı ! Sana , devlet hazinesini hiç kimsenin istediği gibi kafasına göre kullanamayacağını kim öğretse de öğrensen acaba ?..Size Sadece bunu soruyorum !

Cenk Cemil

19 Nisan 2026 15:55

...Ve zalimler ve millete adil davranmaya sıra gelince yamuk yapanlar da istedikleri gibi cirit atacak öyle mi ? Bay Sandıkçı ! Sana , develt hazinesini hiç kimsenşin istediği gibi kafasına göre kullanamayacağını kim öğretse de öğrensen acaba ?..Sadece bunu soruyorum !

Ìsmail

22 Temmuz 2024 00:37

Çok haklısınız.Makam dünyalarını deĝiştirdi.Hepsi dilde.RABBÌM biran önce bunlardan kurtulmayı nasip etsin.

Abdullah Sağış

20 Temmuz 2024 23:43

Ali kime yakinlasacagini kimden uzaklasacahini şaşırmış vaziyettesin. Kimden yanasın kime karşısın belli değil. Allah encamini hayreyleye

Abdullah sapmaz

20 Temmuz 2024 14:16

Allah razı olsun sayın yazarım buyazıyı cuma hutbesinde okumaları lazım,dediğiniz makamların duyması için birbirine görünmek için cuma namazına gelirlr yoksa duyacaklarını sanmıyorum,kendi sonlarını kendileri hazırladılar tepeden tırnağa.

E memur

20 Temmuz 2024 13:32

Hukumetimiz ve bürokratlar vaktiyle çoğu sözü edilen fakir fukara ailelerinden gelme ,şimdi herturlu imkana kavuştular artık geri bakarmi onlar hatta o insanlara caka satıyorlar onların sorunları umurlarında olmaz çevrelerini de değiştirdiler emeklinin üç maaşı tutar paraya ayakkabi giyiyorlar kollarına taktıkları saat milyonla başlıyor bunlardan emekliye, dargelirliye ne faydası olur onlar artık milletten tamamen koptular millet onların umurunda değil

Millet canının derdinde kimileri s,,dik yarışında..

20 Temmuz 2024 11:11

Yeşiller beyazları kıskandı ve ne yapıp edip onları geçtiler..Kıskanma ise konu mevzu, aralarındaki rekabetin s,,dik yarışı gösteriyor neyin ne olduğunu..

Onlara yakışır..

20 Temmuz 2024 11:07

Zenginin neyini kıskansın Türk Milleti,,,onlar; beyazı yeşili kızılı birbirini kıskansın..!? Onlara yakışır...!?

Fakirler kıskanmasın,zenginler şımarmasın,,,öğüt değil hesap kitap..

20 Temmuz 2024 11:02

Fakirlik edebiyatı ile gelip şimdi zenginliği zenginleri kıskanmayalım edebiyatı,,,kimse kıskanmıyor neyini kıskanacak,ama devleti kamuyu yiyip fahişlikle kazanan kim varsa hesabı sorulur,,,kendine almak istemek o niyeti taşımaktır kıskanmak,,millete kamuya yetime geri iadedir konu,,buna itirazın varmı..?

Doğru demişsiniz,,,DE.

20 Temmuz 2024 10:58

Emeği aklı namusu şerefi çalışması gayreti ile işi sömürüye sokmadan zengin olana kim ne diyor ki...!? Ama kazandığını nasıl kazandığının hesabını veremeyenleri kıskanılmaması gereken zengin kelimesi içine katma,,kim nasıl kazanmışsa anlatır izahı vardır,kim bişey derki,,,hem neoliberal sistem aktörleride zengin,onlarıda "kıskanmayalım" o zaman,,,onlaradamı Allah verdi..??

Ali Sandıkçıoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle