Kahramanmaraş Saldırısının Yaşandığı Akşam En Çok Hangi Dizi İzlendi?
Kahramanmaraş Saldırısının Yaşandığı Akşam En Çok Hangi Dizi İzlendi?
ALİ OSMAN AYDIN
Türkiye’de sorunlar patlayıp zarar verici hal gelmeden maalesef çözüm aranmıyor! Deprem oluyor, binlerce bina yıkılıyor, binlerce insan ölüyor; dayanıklı evlerin yapımı ancak o zaman “gerçek” anlamda gündeme gelebiliyor.
Okul saldırısı oluyor, yıllardır kabak gibi ortada olan, kamuoyuna sabahtan akşama kadar sunulan şiddet ancak o zaman itirazın konusu olabiliyor.
Sorunlar büyüyorken kimsenin sesi çıkmıyor.
Sorunlar patladığındaysa, “bakın burada bir sorun varsın” denmeye başlanıyor.
*
Özellikle karar vericiler, şiddet konusu televizyonlarda köpürtülür ve katiller kahramanlaştırılırken izlemekle yetindiler. Hiç seslerini çıkarmadılar. Hatta bunda bir tuhaflık olduğunu bile düşünmediler.
Şiddet sahnelerinin toplumun temellerine dinamit koyduğunu görmezden geldiler. Özellikle 2017-2020 arası burada televizyonlardaki şiddetle ilgili yığınla yazı yazdık.
Hatta kampanyalar düzenledik. Toplu bir şekilde RTÜK’e dilekçeler gönderdik.
Sesimizi kimse duymadı. Kimse “sen neden bahsediyorsun” demedi.
Çünkü o zaman küçük çocukların başrolünde olduğu şok edici saldırılar yaşanmamıştı.
Dolayısıyla haberlere ve dizilere ilişmenin, onları şiddet dolayısıyla kınayıp şeytanlaştırmanın ne alemi vardı (!)
Duygusuz, acımasız çocuk katillerin geldiğini 9 sene önce haber vererek: “Kıyamet Kuşağı Harekete Geçti, Korkmayın Titreyin” diye başlık atmışız.
2024’te “Okullar Mayın Tarlası” adında bir yazı yazmışız mesela. Başlığa dikkat! Okullar mayın tarlası! Yani beklenmedik bir anda patlayabilir demişiz. Orada sorunu şöyle çerçevelemeye çalışmışız:
“Şiddet salgınının gelişip büyümesinde televizyonların payını unutmamak gerekir. Neredeyse 25 yıldır televizyonlar şiddetin her türünü reyting için kullanıyorlar. Şiddeti normalleştiriyorlar. İsim isim saymaya bile gerek yok. En dikkatli olunması gereken tarihi dizilerde bile kafa kesme sahneleri gırla gidiyor.
Mafya dizilerinde şiddet; gücün, servetin, güzel kadınlarla dolu konforlu bir hayatın kapısını açan anahtar olarak kullanılıyor. Haber bültenleri şiddetin reklamını yapan reklam kuşaklarına dönmüş durumda.
Çünkü, dişe dokunur hiçbir idari denetim yok. Kitle iletişim araçlarından toplumun üzerine saçılan “mefasidi def” edecek bir mercii yok. Hükümetin kuşatıcı, ıslah edici bir kültür politikası da yok.”
*
2023’de yazdığımız “Şiddet Haberleri” adlı yazıda:
“Geniş kitlelerce izlenen haber bültenlerinde inanılmaz yoğunlukta bir şiddet var. İnsanların güvenlik duygularını zedeleyen, izleyende paranoya oluşturan, karamsarlık aşılayan, “artık bu ülke yaşanmaz hale geldi” izlenimi veren bir şiddet sunumu bu.
Birlikte düşünelim...
Cinayet, tecavüz, taciz, gasp, intihar, dolandırıcılık, hırsızlık ve cinnet içerikli olayları neden bilmemiz gerekiyor ki?
Şiddet vakalarını yaymanın, tekrar tekrar haberleştirmenin, görüntülerini paylaşmanın toplumsal cinneti artırmaktan başka etkisi olmadığını düşünebilirsiniz, ama var!
Mesela haber bültenleri şiddet haberlerini verdikçe daha yüksek reyting alıyorlar.
Haber bültenleri gerçekten tüyler ürpertici görüntülerle dolu. Daha doğrusu, haber bültenleri artık bu korkunç ve vahşi görüntüleri yayınlamak için yapılıyorlar.
Türkiye’nin her yerinden, birbirinden fantastik vahşet haberleri özenle seçilip, sunuluyor seyirciye. Türkiye’de istedikleri vahşilikte görüntü bulamazlarsa, bakıyorsunuz, Çin’den, ABD’den, Kolombiya’dan şiddet görüntüleri yayınlıyorlar. Daha da bulamazlarsa MOBESE’lerin kaydettiği kaza görüntüleriyle dolduruyorlar bülteni.
Hayret ediyorsunuz, dehşete düşüyorsunuz, çocuğunuz yanınızdaysa kanalı değiştirmek zorunda kalıyorsunuz, çünkü gördükleriniz yenilir yutulur gibi değil, ama izleniyor! “
En son Binali Yıldırım Başbakanken, haber bültenlerini reyting değerlendirmesinden çıkararak şiddet haberlerine çözüm bulacaklarını söylemişti.
Başbakanlık tarih olalı yıllar oldu ama hala tek bir adım bile atılmadı!
*
Şiddetin izlenmesi konusunda izleyicilerin, en az bunlara izin veren idareciler kadar kabahati var!
Bakın çok ilginç bir durum var…
Kahramanmaraş saldırısı 15 Nisan günü yapıldı. O günün akşamıyla ilgili reytingler şiddet bağımlılığımız ile ilgili çok şeyler söylüyor bana kalırsa.
O karanlık günün akşamı ne beklersiniz?
Dizilerin, özellikle şiddet içerikli dizilerin izlenmemesini…
Neden? Çünkü daha o gün insanın aklını başından alan bir dehşet yaşanmış. Küçük çocuklar ve öğretmenleri öldürülmüş, bir sürü çocuk yaralanmış…
En azından böyle bir akşamda insanların dizilerden uzak durmasını beklerdim ben. Ama reytinglere baktığımda hiç de öyle olmadığını gördüm.
Mafyatik karakterlerle dolu Yeraltı dizisi 4.23’lük reytingle saldırının olduğu günün en çok izlenen dizisi olmuş mesela...
Aynı gün yayınlanan şiddet sahneleriyle meşhur Eşref Rüya dizisi ise günün en çok izlenen 4. dizisi olmuş.
O gün özellikle, yayınlanan dizilere göz gezdirdim.
Eşref Rüya dizisi Kahramanmaraş saldırısı gibi bir “saldırıya”yer veriyordu o bölümde. Bir adam kamyonetin kasasındaki Sovyet yapımı ağır makineli tüfek olan doçka ile bir dağ evini basıp suratında kocaman bir gülümseme ile bir sürü insanı tarıyordu.
Tam saldırının olduğu akşam…
Aileler çocuklarını teşhis etmeye çalışırken…
Vatandaş olup bitenlerden ders çıkarmaya, idareciler de medyaya çeki düzen vermeye niyetli görünmüyorlar.
Herkes halinden memnun galiba.
Dürüstçe ve samimiyetle toplumsal bir mutabakat oluşmadığı takdirde şiddet konusunu çözmemiz mümkün değil.
Yönetmek öngörmek demektir. İdareciler sorunlar kronik hale gelmeden önlem alıyorlarsa doğru yapmış olurlar.