• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Sözcü, Bakırhan üzerinden terör örgütü SDG’nin avukatlığında

17 Ocak 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Sözcü, Bakırhan üzerinden terör örgütü SDG’nin avukatlığında

ALİ KARAHASANOĞLU

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısı sonrasında, DEM Parti de isteksiz bir şekilde de olsa, Terörsüz Türkiye sürecine destek verdi..

Hatırlayın ilk günlerini.

Sözcü gazetesi, şehid annesi Pakize Akbaba’yı manşete alıyor.

Ertesi günü Şehid Aileleri Dernek Başkanı ile röportaj yapıyor.

Sonraki gün İyi Parti milletvekili çakma ülkücü Selçuk Türkoğlu ağzından, süreci yargısız infaza tabi tutuyor..



CHP’li ulusalcıların takdimi ile “Bu gelişme, Türkiye’nin bölünme sürecine girdiğini gösterir” mavallarını kamuoyuna empoze ediyorlardı..

25 yıl cezaevinde kalmış, cezasını bu dünyadaki kanunlara göre çekmiş PKK’lı teröristler cezaevinden çıktığı gün, “Sürec gereği PKK’lı teörist cezaevinden çıktı” diye, ahlaksızca yalanlar eşliğinde, sanki PKK ile pazarlık yapılıyormuş, bu pazarlık sebebi ile teröristler tahliye oluyorlarmış gibi, rezilce söylemleri haber adı altında bu ülkenin insanlarına yutturmaya kalktılar..

Şehid aileleri basiretli davrandılar. 

Oyuna gelmediler..



“Terör örgütü silah bırakacak ise. Teröristler cezalarını yatıp, sonra çıkacaklar ise.. Bizim buna bir itirazımız yok” dediler..

Şehid ailelerini kışkırtma ile süreci baltalayamayacağını anlayan Sözcü gazetesi, şimdi başka bir noktaya evrildi..

Silah bıraktırma sürecinde, “İşte bayrak indiren DEM’ller”, “İşte bölünme isteyen DEM’liler”, “İşte Anayasa’nın ilk 4 maddesini değiştirme isteyen DEM’liler” şeklinde, onlarca manşet ile DEM’i yerden yere vuran Sözcü ekibi..

Şimdi DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ı televizyonlarına çıkarmışlar..

Hani muhataplarına esaslı soruları yöneltirler, tartışmalı konulara açıklık getirmeye çalışırlar, özellikle de attıkları manşetlerle ilgili bir şeyleri, muhataplarına söyletirler..


Anlarım..


Muhataplarına konuşturup söylettirdikleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı tahkir ettirmeye çalışmak..

Haberin spotuna, bu ülkenin bir medya organı değil de, Suriye’yi bölmek isteyen SDG’nin, Kandil’de hâlâ ayak sürten bir grub teröristin sözcüsü gibi, bu ülkenin dışişleri bakanına laf söyletiyorlar..

Ve o sözleri bir küçük itiraz ile bile eleştirmiyorlar..

Söyleşiyi Sözcü gazetesine aktarırken daha dikkatli olmuşlar, “Silah bırakan PKK’lılar, kamplara geri döndüler” demişler..


İnternet sitelerinde ise, “Tuncer Bakırhan SÖZCÜ TV’de soruları yanıtladı! ‘Öcalan’ın çağrısında SDG yoktu’ ”  ifadesini tercih etmişler..

Hemen hatırlatayım..

Geçtiğimiz aylarda vefat eden Sırrı Süreyya Önder, cok net olarak söylemişti: “Öcalan’ın çağrısı, SDG’yi de kapsıyor” demişti..

DEM’li vekil öldü..

Şimdi kalanlar, “SDG dahil değil” diyorlar..

Desinler..

Ama ulusalcı geçinen, şehid ailelerini istismar eden Sözcü, tarafını seçsin..

Sözcü diyorsa ki, “Öcalan’ın çağrısına SDG dahil olursa, bu bizim menfaatimize değil”..


O zaman Türkiye’nin düşmanı olduklarını itiraf etmiş olurlar..

Diyorlarsa ki, “Biz de Öcalan’ın çağrısına SDG’nin dahil olduğu kanaatindeyiz.”

O zaman, aksini söyleyen adamın sözlerini, eleştirmeden niye başlığa çekiyorsunuz?

Belki çok daha önemlisi..

Sizinle taban tabana zıt düşünceleri ileri süre bir adamın anlattıklarını, kuzu kuzu dinleyip, önce ekranlardan izleyicilerinize niye aktarıyorsunuz, sonrasında da sayfalarınıza hiçbir çekince olmaksızın, niye koyuyorsunuz?

“Terörsüz Türkiye” lehine konuştuğunda şeytanlaştırılan, Türkiye’nin Dışışleri Bakanı Hakan Fidan aleyhine konuştuğunda ise baştacı edilen Tuncer Bakırhan’ın skandal sözleri şöyle:


“SDG, Suriyeli bir örgüt; Suriye menşelidir. Şara Hükümeti de şu anda orada yönetimdedir. Şimdi Şara konuşsa anlarsınız, dersiniz ki Suriye’nin geçiş sürecindeki devlet başkanıdır. Mazlum Abdi konuşursa dersiniz ki SDG’nin yöneticisidir. Yani Sayın Fidan’ın her seferinde Suriye’nin bir bakanı gibi, Suriye kabinesinde bulunan bir bakan gibi konuşması gerçekten anlaşılır gibi değil.”

Ahlaksızlığı görüyor musunuz..

Sadece DEM Eş Başkanının değil, Sözcü’nün de ahlaksızlığı bu..

Suriye’den 5 milyon insan ülkemize gelmiş. Türk, Kürt, Arap milyonlarca insana ev sahipliği yapmışız..

O ev sahipliği sebebi ile ülkemizin içinde iktidar kavgaları yapılmış..  

Şimdi yeniden başka göçler yaşanmasın diye, sınır komşusu olan ve ev sahibi konumundaki devletin Dışişleri Bakanı, hatırlatmalarda bulunuyor. 


DEM Parti Eş Başkanı, utanmadan, “Sana ne, sen Suriye’nin bakanı mısın” diye soruyor..

Madem öyle, ben de Bakırhan’a sorayım:

“Peki, sen SDG’nin Eş Başkanı mısın? Dışışleri Bakanımızın Suriye ile ilgili bir konuşmasından sana ne?”

Hatta Sözcü’ye de soralım:

“Siz terör örgütü SDG’den mi yanasınız, yoksa Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı’ndan mı yanasınız?”

Ulusalcı takılan Emin Çölaşan’a soralım: “Gazetenizdeki terör örgütü SDG yalakalığını görmediniz mi? Gazilerin anlatımları ile PKK’nın silah bırakmayacağını iddia ediyordunuz. Şehid ailelerinin acılarını hatırlatıp, katillerin cinayetlerinden hiçbir şekilde vazgeçmeyeceklerini, daha düne kadar köşe yazılarınızda aktarıyor, iddia ediyordunuz.. PKK’nın samimi olup olmadığı bir yana. Şu an silah bırakma diye bir niyetleri asla olmadığını söyleyen SDG’nin avukatlığını yapan bir adam, senin de bulunduğun medya organında televizyonunuza çıkmış. Yetmemiş, gazetenizde tehditler savuruyor. Sizin gazeteniz de, onlara alkış tutuyor.. Siz nasıl insanlarsınız.”


Bakırhan’ın skandal sözleri sadece bununla sınırlı değil..

Daha düne kadar, bu riyakar DEM’liler değil miydi, “Ferhat Abdi’yi çağırın, Ankara’ya gelsin, konuşun” diyen..

Şimdi kalkmışlar, “Hakan Fidan, Suriye’nin dışışleri bakanı mı, ne karışıyor Suriye’ye” diye, alçakça sorular yöneltiyorlar, ulusalcı Sözcü de, bunu başlığa çekiyor..

Soruyorum, Sözcü gaztesindeki Saygı Öztürk’e..

Soruyorm, tuğgeneral emeklisi olarak maaş alıp, hâlâ boğazından bu milletin parasını geçiren Naim Babüroğlu’na..


Kanınıza dokunmuyor mu, şu sözler:

“Sayın Fidan en başından beri sürekli tehditkâr bir dil kullanıyor, güç kullanımdan bahsediyor. Halep’te gücü kullanan Türkiye mi, Şara Hükümeti mi, onu anlamakta insanlar güçlük çekiyor.”

Riyakar adamlar..

SDG 10 Mart mutabakatına imza atmış..

“Suriye Ordusu’na entegre olacağız” demiş..

“Ama bana 31 Aralık’a kadar süre verin” demiş.

Süre verilmiş.


Süre dolmuş..

Şimdi SDG’nin burdaki destekçisi DEM ile düne kadar onu şeytanlaştıran Sözcü ekibi birlik olmuş, Türkiye’nin tehditkar olduğunu iddia ediyorlar..

Heeyyy.

Yılmaz Özdil..

Atatürk’ün nohutu.

Atatürk’ün çorbası..

Atatürk’ün leblebisi ile olmuyor bu işler..


Türkiye’yi, meşru bir yapıyı tehdit eden ülke gibi gösteren bu adamlara, ekranınızı açıyorsunuz, sayfalarınızı açıyorsunuz, sitenizden reklamlarını yapıyorsunuz.

O tehdit edilen, meşru bir yapı değil.

Bir terör örgütü..

Bir terör örgütüne verdiğiniz bu destek, neyin karşılığı?

Söyleyin, neyin karşılığı?

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

atmaca

amerika desteğini çekerse korkusu.pkknın kanalı medya haberde oprasyona karşı direniş çağrısı var.türkiyeyi faşizmle suçluyor pkk yöneticileri.devlet bahçelinin başlattığı barış adımlları pekte vmakbul değil operasyondan sonra anlaşılan.pkk güç kaybediyor suriyede.sdg kürtlerin hakkını koruyor görünüşte.ancak türk düşmanlığı amerikan taraftarlığı demek.mazlum abdi fıratın doğusuna çekilsede operasyonlar son bulmuyor.şarayı kışkırtan ve destekleyen türkiyedir deniliyor.şimdilik vatandaşlık haklarından sözediyor suriye yönetimi.ancak suriye silahlı güç istemiyor milli birlik dışında.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23