Siyonistler-ulusalcılar-teröristler ittifakı
Siyonistler-ulusalcılar-teröristler ittifakı
ALİ KARAHASANOĞLU
Ulusalcı amiral Türker Ertürk çok beğenedursun..
“Laik ve seküler yapısı ile tanıyoruz” desin.
“Cihadçılar olacağına, YPG olsun” desin. PKK’nın uzantısına gülücük yollasın..
“Laik ve seküler yapısı ile tanıdığımız” SDG, cezaevinde tuttuğu bazı IŞİD’lileri, geçtiğimiz gün serbes bırakmış.
Abi, sen düne kadar, bunlarla ölümüne savaşıyordun hani..
Ne oldu, dost mu oldunuz?
Ne değişti de dost oldunuz?
Yoksa, düşmanlığınız da, numaradan mıydı.
Aslında ikinizi de ABD-İsrail kurmuştu..
Beraberliğiniz oradan mı kaynaklı idi.
Daha ne birliktelikler göreceğiz..
İslam Devleti kurma iddiasındaki IŞİD’in, ilginç şekilde, hep Müslüman coğrafyada katliam yaptığını, İsrail’e yolunun hiç düşmediğini söyleyip duruyorduk..
İsrail’i milim zararı olmayan IŞİD, SDG’nin 10 Mart Mutabakatına uymaması sonrasında, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına konu olmuş..
Diyor ki, soykırımcı İsrail’in Dışişleri Bakanlığı:
“Uluslararası toplum genel olarak, özellikle de Batı, IŞİD’e karşı cesurca ve başarıyla savaşan Kürtlere karşı bir onur borcu taşımaktadır.”
Hayrola..
IŞİD’in 100 saldırısı var ise..
Bunun 99’u Müslüman coğrafyada iken..
Batı, şuna buna ne borcu olabilir ki..
Belki şunu diyebiliriz..
ABD ve Batı, PKK’ya terör devleti kurdurmak için bir ikinci örgüt daha kurdurup, danışıklı dövüş yaptırıyordu..
Bu iki örgütün danışıklı dövüşünden kaynaklı, dünya kamuoyuna yayılan korkuda, iyi polis PKK oluyordu. Kötü polis de IŞİD.
Şimdi İsrail, kötüyü gösterip, iyi diye tanıttığını palazlandırmak istiyor..
Ama artık bu millet, o numaraları yutmuyor..
Şam yönetimi ile SDG, 10 Mart Mutabakatını imzalamış mıydı!?
Evet..
31 Aralık’a kadar, Suriye ordusuna katılacaklar mıydı?
Evet..
Niye katılmadılar?
Ne istiyorlar?
Vatandaşlık istiyorlarsa, Şam Yönetimi veriyor.
Dertleri o değil, sadece istismar ediyorlar ama..
Kürtçe konuşma hakkı diyorlarsa..
Onda da hiçbir sorun yok..
Eee?
Ne istiyorsunuz arkadaş?
Arkanızda İsrail var diye, bu şımarıklığa gerek yok ki..
Üç gündür, Halep’deki Kürtlerin yoğun bulunduğu iki mahallede tartışmalar yaşanıyor..
Suriye ordusu, konuyu barış ve diyalog ile çözmeye çalıştıkça..
SDG, işi savaşa götürmek için elinden gelen her şeyi yapıyor.
Şam yönetimi, siviller zarar görmesin diye, Kürt nüfusun geçici olarak bölgeden ayrılmasını, SDG’nin silahlı militanları ile kozlarını ondan sonra paylaşacaklarını açıklıyor..
SDG ise, İsrail’in desteği ile dünya kamuoyuna, “Sivil halka operasyon yapıldığı” iftirasını atıyor.
Uydurmuyoruz..
Tahminde bulunmuyoruz..
Şam yönetimi ile SDG arasında hiçbir tercihde bulunmaması gereken İsrail, dünkü açıklamasında bakın, ayan beyan kimden yana olduğunu, nasıl itiraf ediyor:
“Şam’daki HTŞ yönetimi, ‘Kürt azınlığa yönelik sistematik baskı kurmaktadır..”
Gazze’de 100 bine yakın insanı soykırıma tabi tutan vicdansız zalimler..
Esed döneminde 700 bin Müslüman katledilirken, “Oh oh” diye ellerini ovuşturan zalimler..
Tek bir açıklama ile Esed yönetiminin halkına yaptığı katliamı kınamayan, dünya kamuoyuna bir açıklama yapmayan İsrail yönetimi.
Şimdi SDG’li teröristleri, “Kürtler” diye tanımlayarak, ahlaksızca algı operasyonu yapıyorlar..
HTŞ tasfiye edildiği halde.
Ahlaksızca, “HTŞ yönetimi” diyorlar..
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, sanki kendisi dünyanın patronu imiş gibi..
“Suriye güvenlik güçleri Kürt azınlığı hedef alıyor” iftirası atarak,”Bu, yeni Suriye vaadiyle çelişmektedir” demiş.
Kimseye zulüm yapılmıyor ama..
Sen kendini ele veriyorsun, zalim siyonist.
Senin, Suriye’deki olaylarla ne alakan var?
PKK’ya kurdurmak istediğin terör devleti tehlikeye girdi diye, ter ter tepiniyorsun da, bunun adını “Kürt azınlığa baskı var” diye mi formüle ediyorsun..
Burdan Kürt kardeşlerimize de seslenelim..
Görüyorsunuz işte..
Sizi tahrik edenler, sizi kışkırtanlar siyonistler..
Size bir şeyler yaptırmak istiyorlar..
Sizi maşa olarak kullanmak istiyorlar..
Buna fırsat vermeyin..
2014’de, IŞİD’li teröristlere karşı YPG’nin Türkiye’den yardım istemesini hatırlayınız..
Sadece can güvenliği istiyorlardı..
İŞİD’in, Kürt bölgesinde katliam yaptığını söylüyorlardı..
Selahattin Demirtaş, o tarihde, Kürt vatandaşlarımızı, Türkiye’de de sokağa davet etmişti..
Şimdi aynı oyun tekrarlamak isteniyor..
SDG, kendilerine yönelik, Kürtlere yönelik can güvenliğini tehdit eden hiçbir saldırı olmadığı halde, Şam yönetimine bağlı bir askeri öldürüyor..
Sonrasında gelişen olaylarda, şimdi DEM’li bazı isimler, yine Türkiye’yi karıştırmaya kalkıyorlar.
Kürtleri sokağa çağırıyorlar.
2014’de oyuna düşen Kürt kardeşlerimiz, inşallah bu sefer, DEM’in bu oyununa gelmeyecektir..
SDG’nin attığı imzaya uymamasının faturasını ödemesi gerektiğini hatırlatıp, Kürtlere yönelik bir hak kısıtlaması olmadığı halde, İsrail’in tahrikleri ile sokağa çıkmayacaklarını göstermeliler..
Türkiye’deki siyonist ağzı ile yayın yapan o medya organlarına da hatırlatalım..
Yaptığınız yalan haberlerin hesabı, yarın sizden sorulur..
“Kürtler ne istiyor” diye attığınız başlıklarda yaptığınız algı operasyonları, boynunuza asılır..
Düne kadar, “Suriye çoktan bölündü” diyen ulusacılarla yaptığınız kirli işbirliği önünüze konulur..
Dün “Suriye zaten bölündü” diyenlerle ortak iş yapıyordunuz.
Şimdi Suriye’nin bölünmeyeceğini söyleyen Şam Yönetimine, “Kürtler bölünmek istiyor” diyorsanız..
Siz siyonistlerin uşağısınız, demektir.
Türker Ertürk’ler, dün “SDG komşumuz olsun”’ derken..
Bugün de İsrail’in Dışişleri Bakanı, SDG’yi bize pazarlıyorsa..
Siyonistlerle ulusalcıların ittifakı kesinleşmiş demektir..
PKK’nın uzantısı siyasi parti de, geçmişteki olaylardan hiç ders çıkarmamış olmalı ki, hâlâ insanları sokağa çıkmaya davet ediyorsa..
Bir yandan Selahattin Demirtaş’ı cezaevinden çıkarmak isterken.
Bir yandan da, Demirtaş’ın cezaevine girme sebeplerinden birisini, 2026’da tekrarlamaya kalkışıyorlarsa..
Siyonist-ulusalcı ittifakına, gönüllü destek veriyorlar, demektir..