• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Özgür Özel’in minibüsü dinleniyor mu?

11 Mayıs 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Özgür Özel’in minibüsü dinleniyor mu?

ALİ KARAHASANOĞLU

Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, CHP genel başkanına tahsis edilen minibüse, belediye iştirakinden harcamalar yaptırdığına ilişkin iddialar aylardır konuşuluyordu.

İftira denildi.

Kumpas denildi.

Palavra denildi.

Ve en nihayetinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “bir kamu zararı varsa öderiz” açıklamasıyla, önce iddiaları kabul etti ve hemen ardından da konuyu kapatmaya çalıştı.


Belediye kasasından veya belediyenin imkanlarıyla temin edilen paralardan CHP’ye ve özel kişilere kazanım sağlama ilk defa yaşanıyor değildi.

2019 yılında CHP’ye geçen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın imkanlarıyla, partiye İstanbul il binası olarak kullanılacak taşınmaz satın alındığında da aynı rezillik yaşanmıştı.

Müteahhitlerden toplanan rüşvetler, bavullara doldurularak taşınmış ve CHP’ye il binası satın alınmış, parti yöneticileri de “bundan sonra cumhuriyeti kuran partiye yakışır bir binada vatandaşımıza hizmet edeceğiz” açıklamalarıyla rezilliğin üzerine tüy dikmişlerdi.


Rüşvet paralarıyla alınan binadan vatandaşa ne hizmet gelebilirdi ki?


Nitekim sonraki yedi yılda da, İstanbullular, CHP’li isimlerden gerçekten de bir hizmet göremedi.

CHP’ye iftira atmakla suçladıkları müteahhit Aziz İhsan Aktaş, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in altındaki aracı, kendisinin gönderdiğini ve İBB’den ihale alabilmek için, aldığı ihalelerin bedellerinin uzun aylar geciktirilerek savsaklanmaması için o aracı verdiğini açıklamıştı.

Böylece belediye yönetimi ile CHP il teşkilatının nasıl iç içe olduklarını ve kamu imkanlarının partiye nasıl peşkeş çekildiğini görmüş olduk.

Özgür Çelik önce itiraz etti.

“Evet İhsan Aktaş’ın firmasının aracını kullanıyorum, ama herhangi bir kıyak yok, işte sözleşmesi” dedi.

Vatandaş da zannetti ki, CHP İstanbul il yönetimi ile Aziz İhsan Aktaş arasında araç kullanım ile ilgili bir anlaşma var bu anlaşma çerçevesinde araç kullanılıyor, buna rağmen CHP’ye iftira atılıyor.


Müteahhit tekrar sahneye çıktı ve “o sözleşme gerçek ise, sözleşmede yazılı olan paranın ödendiğine dair makbuzu gösterin” dedi.

Özgür Çelik bir daha bu konuyla ilgili konuşmadı.

Ama iftira, kumpas haksız saldırı nitelemelerine devam ettiler.

CHP’li yöneticiler, gerçekleri ortaya koyan eleştirilere; “iftira, kumpas” diye karşılık veredursunlar..

Aslında kendi iktidarlarında iftira ve kumpasları nasıl yapacaklarını şimdiden göstermeye başladılar.


Devlette istikrarı ve disiplini bozmak için, kendi yazdıkları senaryoyu dillendirmeye başladılar.

Adalet Bakanı Akın Gürlek için, cumhurbaşkanı ile görüşmelerinde kayıt alıyor iftirası attılar.

Maksatları şuydu: Cumhurbaşkanı ile Adalet Bakanı arasında bir soğukluk oluşturmak ve böylece CHP’nin suçlarının soruşturulmasını önleyecek bir sürece zemin hazırlamak.

Bugüne kadar CHP’lilerle ilgili onlarca suçlama, soruşturma konusu oldu.

Bu vesile ile benim bir hukukçu olarak dikkatimi çeken bir hususu açıkça hatırlatmalıyım.

Hemen hemen hiçbir soruşturmada telefon dinleme kayıtları söz konusu olmadı.

HTS kayıtları gündeme geldi; tartışıldı, ama inkarı çok daha zor olan telefon görüşme içeriklerinden, hemen hemen hiç bahsedilmedi.

Öyle ya, HTS kayıtları örtüşen şüpheliler, gayet rahat bir şekilde, “ben orada bulundum ama, ilgili kişiyle görüşmedim. Baz sinyalleri tesadüfen buluşmuş olabilir” savunması yaptıklarında, birçok kişi de, “doğru diyorlar” şeklinde haklılık savunmasına soyundular.

Telefon dinlemedeki hukuki zorluklar, şartlar, soruşturmalarda telefon içeriklerinin dosyalara intikal etmemesinde rol oynamış olabilir.

Eski dönemlerdeki gibi, dinlenmek istenen kişinin telefon numarasını yazıp, bir teröristin telefonu imiş gibi göstererek, hakimden dinleme kararı çıkarmak, artık mümkün değil.

Benzer metodla, (eğer var ise) alınmış bir dinleme kararını, sudan sebeplerle tekrar tekrar uzatmak mümkün değil.

Telefon dinlemedeki bu hukuki zorluklar sebebiyle olsa gerek; gündemdeki devasa soruşturmaların dosyalarındaki belgelerde, hemen hemen telefon konuşma içerikleri hiç yok.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise tam da bu noktadan saldırıyor.

İzah edemediği kendisinin ve partideki arkadaşlarının suçlarının üzerini örtmek için, soruşturma makamında bulunan, sonrasında da bakanlık koltuğuna oturan Akın Gürlek ile Ak Parti içindeki siyasiler arasında bir ihtilaf oluşturmaya çalışıyor.


Oysa bu noktadaki ihtilafların en tepe örnekleri CHP’de.

Öyle ki; etkin pişmanlık kisvesindeki itiraflarında bile, “her şeyi söylemedim, diğer bildiklerimi sen biliyorsun, şimdilik bu itirafla yetindiğimi unutma” şantajlarını birbirlerine yapıyorlar. 

Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel‘e çanta hediye ettiğini, sonrasında çantaları çok sevdiğini belirterek, bir çanta daha istediğini, ikinci çantanın ise metrese hediye edilmiş olabileceğini söylemesini şantaj dışında neyle izah edebiliriz?

Açık açık, partisinin genel başkanına, “metres ilişkini biliyorum, ama söylemiyorum, sen de benim aleyhime konuşma” denilmiş olmuyor mu?

Bu kadar pisliğe bulaşmış CHP yönetiminin, sanki Adalet Bakanı ile Cumhurbaşkanı arasında bir ihtilaf varmış, aralarında kuyu kazma operasyonu varmış gibi algı üretmeye çalışması, dikkatleri başka yere çekme operasyonundan başka bir şey değil.

İddia ettikleri şekilde bir ihtilaf yaşanıyor olsa, buna en çok Cumhuriyet Halk Partisi yöneticileri sevinir.

İktidar partisi içerisinde veya bakanlar arasında veya Cumhurbaşkanı ile bir bakan arasında yaşanabilecek bir ihtilaf, en başta CHP’ye yarar.

Artık partiyi bir suç mekanizması haline getirmek isteyen CHP’li yöneticiler böyle bir tartışmadan en çok kârlı çıkan taraf olacaktır.

Öyleyse bu noktada niye Ak Parti’ye uyarıda bulunsunlar ki.

Böyle bir ihtilaf olsa, “Oh oh” diye sevinip, “Şıkıdım şıkıdım” oynamaları gerekmez mi?

Paçalarından vıcık gıcık pislik akan adamlar, ne Uşak Belediyesi’nde, ne Bolu Belediyesi’nde, ne Bornova, ne Manavgat, ne İstanbul ne de Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanılan rezillikleri anlatamıyorlar.


İzahı olmayan kirli ilişkileri anlatamıyorlar.

Rüşvetleri, metresleri anlatamıyorlar.

Başka yerlerde kusur aramaya kalkıyorlar.

Özgür Özel dedektifliğe merak sardıysa eğer.

Altındaki aracın VIP eklemelerini yaptıran ve şu an cezaevinde olan Özkan Yalım’ın, bu masrafa boşuna katlanmamış olabileceğini düşünmesi gerekir.

Kim bilir belki de, sadece belediye başkan adaylığıyla yetinmemiştir.

Hem kendisini belediye başkan adayı yaptırmıştır.

Hem de sonrasında da, kendisine bazı avantajlar sağlanması için, Özgür Özel’in minibüsüne VIP özellikler eklenmesi adı altında, araçtaki tüm sesleri kaydeden bir özellik de ekletmiş olabilir.

Kim bilir belki de, o ses kayıtları şimdi, Özkan Yalım’a ait bir banka kasasında duruyor olabilir.

Özgür Özel de bu korkuyu yaşadığı için, kendisini sakinleştirmek üzere, aynı senaryoyu başkalarının üzerine pik etmeye çalışıyor olabilir. 

CHP kendisini temizlesin, başkalarının onlardan istediği bir yardım yok.

CHP olarak yaptıkları yanlışlara son versinler bu yeterli. Kimsenin onlardan, başka yerlerdeki yanlışlar için uyarıda bulunmalarını beklediği yok.

Şunu da hatırlatalım.

Her ne kadar Özkan Yalım, Muhittin Böcek ekseninde, CHP yönetimine kendilerine sahip çıkılması için mesajlar gönderiliyorsa da, etkin pişmanlık itiraflarında bulunuluyor ise de.


Adli makamları yanıltma amaçlı ifadelere de hazırlıklı olunmalı.

Örneğin, Muhittin Böcek‘in oğlu Gökhan Böcek, Veli Ağbaba’ya 1 milyon Euro götürdüğünü itiraf etti.

Benzer tarihlerde, CHP’nin mali yönetimlerinden sorumlu Seydi Torun’un meclisteki odasında Veli Ağbaba’nın bir poşet unuttuğu ve içinde 250.000 $ bulunduğu daha önce medyaya intikal etmişti.

Gökhan Böcek benzer tarihlerde, ama Euro olarak belirttiği rüşvet, belki de bu poşet içindeki dolarlardır.

Bazı bilgiler veriliyor ama; miktar, yer, paranın cinsi değiştiriliyor olabilir.

Adli makamların, muhtemel yanıltmalara karşı da, gerçeğin ortaya çıkarılması için tedbirli olmaları zorunludur.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23