• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Ne oluyor, gazetecilere, niye davalar üst üste?!

03 Kasım 2023
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Peşinen söyleyeyim..

Birileri çok bağırıyor olsa da..

Sanmayın ki, sadece onlara soruşturma açılıyor, sadece onlar mahkemelere gidip ifade vermek zorunda kalıyorlar..

Hemen her gün, bir ya da iki, savcılık soruşturması ile muhatap oluyoruz..

Savcılık soruşturması yok ise, tazminat davası ile karşı karşıya kalıyoruz..

Ama birileri daha yüksek sesle bağırdıkları için. hemen tüm basın kuruluşları, sendikalar, meslek kuruluşları soldan çarklıların elinde olduğu için..

Onlar hep birlikte bağırıp, tek mağdur kendileri imiş gibi algı oluşturuyorlar..

Önce soldan çarklıların tepki verdikleri, gazeteci eksenli soruşturmalardan aktüel olanları aktarayım..

Sonra gazetemize yönelik soruşturmaları hatırlatayım..

t24 yazarı Tolga Şardan, MİT raporu sosu ile yargıda bazı usulsüzlükler olduğunu yazmış..

Kural olarak, yargıdaki yanlışlıkların da yazılmasından yanayım..

Ama devlet katında, büyük kavgalar varmış gibi, aslında elinde bir resmi belge de olmadan, kimi dedikodu, kimisi yarıbuçuk bir bilgi ve belki de bir kısmı da doğru olan iddiaların, “MİT raporunda yazıyor” diye sunulması doğru değil..

Hatta yargı ile ilgili iddialarda, hep şuna dikkat etmemiz lazım..

Bize getirilen haberin doğruluğunu mutlaka araştırmamız lazım..

Ama doğru görünen bir haberin yayınlanma zaman dilimini bile, gazeteci kendisi belirlemeli..

Öyle olaylarla karşılaşıyoruz ki.

Bir mahkemede davası olan suçu çok açık belli olan kişiler, mahkemelerden istedikleri kararları çıkaramayınca, o mahkeme ekseninde bir hatalı işlemi bulup, gazeteciler üzerinden şantaja soyunabiliyor.

Gazeteci, doğru bir haber yaptığı zannı ile hareket ederken..

Aslında bir uyuşturucu kaçakçısının menfaatine çalışmış olabiliyor..

Bir uyuşturucu kaçakcısının serbest bırakılması için yapılan şantajın bilerek veya bilmeyerek aracısı olabiliyor..

Bu tecrübi bilgilerden sonra, Tolga Şardan’ın tutuklanmasına dönersek..

Soruşturmada “gizli belgenin ifşa edilmesi” suçlaması yapılmıyor. 

TCK’nın 217/A maddesinde düzenlenen “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçundan soruşturma başlatılmış ve tutuklama kararı verilmiş..

1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası gerektiren bir suçtan tutuklama verilir mi, verilmez mi tartışması yapabiliriz..

Ama “halkı yanıltıcı bilgi” suçundan Tolga Şardan’ın tutuklandığı özel olayda, görünenlerin dışında arka planda, birilerinin gemisini yürütme amacı taşınıyorsa..

Görebildiğim kadarı ile Tolga Şardan da adli konularda, diğer militan gazetecilerin aksine, muhalif de olsa, daha teknik ve tarafsız olmaya çalışarak yazılar kaleme aldığından..

O da aldatılmış olabileceğinden..

“Gemiyi yürütme” amacı taşıyanların tespiti için, “tutuklama kararı verilmiş olabileceği” ihtimalini de gözönünde tutarak..

Delillerin hızlıca toplanıp, tutuksuz yargılama yapılması gerektiği kanaatinde olduğumu söyleyeyim..

Sonuç olarak, bir-iki gün içinde, Tolga Şardan’ın tutuklanma sebepleri ortadan kalkacağından, serbest bırakılma ihtimalini güçlü buluyorum..

Ama Dinçer Gökçe için, iyiniyetli olamayacağım.. Benzer olumlu şeyleri söyleyemeyeceğim..

Çünkü halktv.com.tr muhabiri Dinçer Gökçe’nin isnatlarının mazur görülecek bir yanı yok..

Dinçer Gökçe, çok net ifadelerle, uyuşturucu bağlantılı suçları olan iki kişinin, para karşılığı serbest bırakıldığını iddia ediyor..

Suçlamanın muhatabı olan Bakırköy Adliyesi de çok net ifadelerle, ismi açıkça yazılı iki kişinin, Bakırköy Adliyesindeki yargılaması sonucunda beraat etmedikleri, tam aksine 20 yılı aşkın süreli hapis cezasına çarptırıldıklarını ve en önemlisi iddianın aksine tahliye olmadıklarını, halen cezaevinde olduklarını belirtiyor..

Şimdi Dinçer Gökçe’ye biz hâlâ, “gazeteci” diyebilir miyiz?

Diyebilmemiz için, halktv muhabirinin çıkıp, “Haber kaynağım şu şahıs, kendisi menfaat temin ederek bana yanlış bilgi vermiş. Ben de gazeteci refleksi ile hızlıca hareket ederek, haber kaynağıma güvenerek, bu iddiayı yazdım. Ama kaynağım beni aldattığı için, onu ifşa ediyorum. Ben aldatıldım. Ben bu haber sebebi ile bir menfaat kazanmadım. Beni aldatan haber kaynağımın menfaat temin edip etmediğini ve bu haberdeki yalandan dolayı hangi şantajın amaçlandığını savcılık ortaya çıkarsın” demesi gerekir..

Böylece belki, halktv muhabiri, işlediği suçtan gerçekten pişmanlık duyduğunu ve gazeteci refleksi ile hareket ettiğini söyleyebilir ve toplumu buna inandırabilir..

Aksi durumda, ben de oturduğum yerden, şu ismin, bu ismin, şu uyuşturucu davasından, şu tecavüz davasından yargılandığını, mahkemeye yüklü miktarda rüşvet vererek beraat ettirildiğini yazayım.. Uyuşturucu kaçakcısı olarak da sevmediğim şu partiliyi, aleyhime karar veren bu hakimin akrabasını göstereyim.

Olur mu?

Kamuoyu, bunu kabul edebilir mi?

Ve gelelim, akit medya grubuna açılan soruşturmalara, davalara..

Dün telefonda, internet sitemiz sorumlu müdürü Halil Kışlacık’tan, “Fatih Altaylı’nın bir şikayeti varmış. Polis karakolundan aradılar” bilgisini alırken, diğer taraftan da avukatımız Ali Paccı’dan, elindeki dosya ile “KAOS GL’nin açtığı davada, yüklü miktarda tazminat isteniyor.. Cevap dilekçemizi hazırlamaya başladım” bilgisi geliyor..

Bir yandan da, muhasebe servisinden arkadaşlar, “Bir savcı hakkında CHP’li belediye ile ilgili mali konuları da içeren başka internet sitelerinde çıkan haberler, yeniakit.com.tr’de de  kaynak gösterilerek kullanılmış. Ama yine de bizim için de tazminat kararı verilmiş. Davacı savcının icra takip evrakının son aşamasında, ...” diyerek, bilgi aktarımı yapılıyor..

Öyle ki, bir başka dosyada da, Cumhurbaşkanına sosyal medyada küfürler eden, savcılık soruşturmasına muhatap olan, hakkında davalar açılan bir bayan, köşeye sıkıştığında “O sosyal medya hesabı benim değil” demesi ile birlikte, soruşturma haberlerini yayınlayan internet sitemize dava açmış ve sıkı durun; davayı da kazanmış..

Evet..

Bir günün özetini veriyorum..

Bir haftanın özetini vermeye kalkarsam, gelen tebligatları, 21 yıldır iktidarda olmasına rağmen, hâlâ kendisine küfredilen ama küfür edenlerin serbest dolaşabildiği Türkiye’de, neler oluğunu ayrıntısı ile yazmaya kalksam..

Bu köşenin tamamı dolar.

Bu sayfa biter. Hatta gazetemizin tüm sayfaları yetmez..

Ama onlar organize olup, topyekûn saldırıya geçtikleri için..

Sesleri yüksek çıkıyor..

Biz ise, ancak gerçek durumu hatırlatmak için, cevaben bu bilgileri size aktarıyoruz..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Insallah

Ağzın bal yesin.

Okur

Ülke muhalefetsizleştiriliyor diyor bazı kendini bilmezler. Fikir, düşünce ve basın özgürlügü ortadan kaldırılıyor diyenleri var iflah olmazların. Yapacaksan övgü. Konuşacaksan övgü. Ellerini kullanacaksan sadece alkış için kullanabilirsin. Sana ne çürümüşlügü, kokuşmuşluğu yazmak. Halkın duymasını sağlamak. Konumu yok? Bak sarımsak zamanı onunda kokusu etrafa yayılıyor onu yaz. Kaç tanesi tıkandı kodese yinede akıllanmıyorsunuz, gazeteci mi nesiniz ?Bakın bizim çocuklara görevini en iyi yaptıkça daha iyi yerlere geliyorlar! Bak Selvi'ye, bak Hakan'a, bak Şener''e Mener'e,, Melih'e, Salih'e, Orçun'a, Sonçun'a, Koçum'a, Tosun'a Yosun*a onları niye içeri atılmıyor. Demekki Demokrasi var. Olmasa Habas, Atsop, Teyirrüh de yazanların başına bir iş geliyor mu? Fikir, düşünce ve basın özgürlüğüne helal gelir ise din, vicdan ve kanaat hüriyeti de tehlike de demektir diyor hadsizlerin bazıları köşelerinde. Bunların cemazi evvelini biliyoruz biz. Mahalleden de hata yapanlara gelecektir önünde sonunda sıra. Böyledir tarihten bilinir. Piramidin tepesine doğru çıkıldıkça azalır zirveye çıkacak Pisagor üçgeninin eleman sayısı. Ne demişlerdi eski tüfekler'her devrim kendi çocuklarını yer!" Önden gidenlere sırası gelmeyenler sevinmesin hiç. Tabii ki önden haddini en çok bilmeyenlerin gitmesi adettendir. Sıra çok sevinenlere de gelir, hele bir yan bassınlar da görelim.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23