• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Murat Ongun’u dinliyoruz, kule kule paraları anlatacak diye..

01 Temmuz 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Murat Ongun’u dinliyoruz, kule kule paraları anlatacak diye..
ALİ KARAHASANOĞLU

Biz bir hafta öncesinden “Ekrem İmamoğlu’na sıra geliyor, bakalım bayılacak mı, yoksa ayılacak mı” diye sorduk..

Bizi yanıltmadılar..

Sözcü gazetesi, pazartesi günkü duruşmada yaşanılanları haberleştirirken, yolsuzluk dosyasının baş faillerinin, sorgudan kaçmak için nasıl bahane aradıklarına şahit olduk..

Taktik şu.. 

Önümüzde NATO zirvesi var. Onun gündemi ile kamuoyu meşgul olurken, İBB yolsuzluğunun baş aktörlerinin sorgusundaki çelişkiler, rezillikler, karambole gitsin, muhalif medya izahta zorluk çekeceği konulardan sıyrılsın, yolsuzluğu yazmak isteyenler de, gündem yoğunluğundan fırsat bulamasınlar..

Buyrun bu amacı birebir duruşma salonuna taşıyan şovmenlerin, düne kadar “Hazırız. Hemen ifade verelim” diyen hokkabazların, nasıl ifadeden kaçmaya çalıştıklarını, Sözcü’nün haberinden okuyalım:



“Mahkeme başkanı savunma sırası gelen Medya A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un hazır olup olmadığını sordu. Onun’un salonda olmadığı için, mahkeme başkanı daha sonra, savunma sırası bir sonra olan İmamoğlu İnşaat genel müdürü Tuncay Yılmaz’a hazır olup olmadığını sordu. Yılmaz hazır olduğunu, ancak avukatının salonda olmadığını belirterek, savunmasını sonra yapmak istedi. Mahkeme başkanı son olarak, İmamoğlu’na ‘Ekrem Bey Hazır mısınız’ sorusunu yöneltti. İmamoğlu, “Ben her zaman hazırım” derken, avukatları savunmayı son sırada yapmak istediklerini beyan ettiler. Bunun üzerine mahkeme oturumu erken kapattı.”

Evet arkadaşlar, bu anlatım, aslında her şeyi bize gösteriyor. İspatlıyor..

“Ben anlatayım, ben anlatayım” diye çırpınanlar..

“O kadını bırakın, beni tutun” diye cesaret gösterisi sergileyenler..


İşin sonuna geldiklerini anlamışlar..

Kaçacak delik arıyorlar..

Ve dün sabah, önceki gün salonda olsa idi, ifadesine başvurulacak olan, belki de böylece tüm ifadeler bir gün önce bitip, belki bazı kişiler için tutuksuz yargılama kararı alınabilecek iken,  Murat Ongun’un duruşma salonunda olmaması sebebi ile ertelenen ifade alma işlemi dün sabah başladı..

Ama o ne?


Bir gün önce avukatlarının, “son sıra savunma verelim” diye ifadeden kaçındığı Ekrem İmamoğlu konuşuyor: “Normal koşullarda cuma günleri dava devam etmiyor. Duruşmalar cuma günleri de devam edebilir mi?”

Nasıl?


Kuyruğu nasıl dik tutuyor..

Bayılma numarasından önce, nasıl “Duruşmaların sürekli olmasını istiyormuş” gibi algı yapıyor..

Geçelim, bekleyelim, görelim..

Murat Ongun savunmaya başlıyor. Ama o ne? 

Savunma değil, mahkeme heyeti ile muhabbet yapmak isteyen bir profil var karşımızda..

Bir gün duruşmaya gelip, üç gün kaçan sanık değil, sanki tüm duruşmaları kaçırmayan birisi imiş gibi, yolsuzluklara sıra gelmesin diye, bakın neler anlatıyor: ”3 aydır sizler bize, biz sizlere bakıyoruz. İster istemez intibalar oluşuyor. Sosyal zekanız da hayli yüksek. Hatta, Ekrem Başkan kadar olmasa da iyi bir hazır cevap üstadısınız. Bunu da ince ve zeki esprilerle sunuyorsunuz. Böylece zirve yapan tansiyon, bir cümlenizle sönümleniyor. Ya da tam tersi oluyor. Siyasetçiler için hazırcevaplık, büyük bir artıdır. Birkaç basamak yükseltir insanı, siyasette. Yargıda da işe yarıyormuş, yaşayarak öğrendik.”

İsviçre’de kayak tatili yapmaya gidip, “Uludağ burdan daha pahalı” diyen bir yolsuzluk sanığı hakkındaki iddialara cevap vermesi istenen duruşmada, bu sözlerin iddianame ile ne ilgisi var?


Biz sabırlıyız, ifadeyi aktarmaya devam edelim:

“Sayın Gürlek, bakanlık performansında ne içten bir Ak Partili olduğunu ortaya serdi.”

Biz diyoruz, 300 bin maaş ile sadece 350 bin TL’lik ev kirası nasıl ödeniyor?

O devam ediyor, “Bu iddianame Dr. Frankenstein’ın eseri gibidir. Onun gibi saldırgan ve acımasızdır.”

Eşinin hiç gitmediği Rize’de, kuyumcuda 2 kilo altını nasıl bozdurduğunu mu, yoksa 2 kilo altının kaynağını mı merak ediyorsanız.

Daha çok beklersiniz..

Ama kim bilir belki de, Kültür A.Ş. genel müdür yardımcısı geçtiğimiz hafta kaçırılmıştı, kendisinden 500 kilo altın sorulmuştu ya..

Murat beyin eşi de, kendisine düşen kilo kilo altınlardan bozdurarak, villanın kirasını ödemiştir..

Sadece yer ismi yanlıştı..


Sabırsızlık yok..

 Dinleyeceğiz, öğreneceğiz..

Murat Ongun kendinden emin şekilde, savunmasını sürdürüyor:

“Arkamda Avrupa’nın en büyük kentinin belediye başkanı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı, Türkiye’nin 1. partisinin cumhurbaşkanı adayı oturuyor.”

Nasıl, iddialara tam cevap veriliyor değil mi?

Devam ediyor Murat Ongun üç gün sürdürüp, sonra üç gün de Tuncay Yılmaz ile mahkemeyi ve kamuoyunu oyalarsak, NATO toplantısının gündemi ile Ekrem İmamoğlu’nun kaçamak cevaplarını gizlemiş oluruz taktiğini sahnede oynamaya..

“İlbak ailesinden Murat, Yusuf ve Ali İlbak gözaltına alındı ve tutuklandı.”

Aaaa. Gerçekten mi Murat?

Bak biz bunu bilmiyorduk..

Adayın da tutuklanmış öyle mi. Bak sen..

Bunu ilk defa senden öğrendik.

Eeee? Sonra?

Anlatıyor Murat:

“2024’ün ekim ayında Ahmet Çiçek beni Çetin Ayaz adında bir şahısla ofisime gelerek tanıştırdı. Bu şahıs bana hakkımda bir soruşturma yürütüldüğünü, soruşturmanın gizli olduğunu, yardım edebileceğini söyledi. Ocak ayında tekrar görüştüğümüzde, 100 bin dolar vermem karşılığında bana listede kimlerin olduğunu ve olayın ne olduğunu bana bulabileceğini ve listede olmam halinde belirleyeceği bedel karşılığında de listeden adımı sildirebileceğini söyledi.”

Okur olarak, bu ifadelerden sıkıldınız mı?

Sıkılmak yok..


Bak, koca mahkeme heyeti, “savunma kutsaldır” diyor, Haziran’ın bu son gününde, tiyatrocu Murat’ı dinliyor.

Siz de dinleyeceksiniz..

“26 Nisan 2025’teki ikinci dalga İBB operasyonunda eşim de gözaltına alındı” diyor, Murat bey..

Ve devamında da, “Eşimin tahliyesi için 1 milyon dolar istediler” dediğinde, savunmanın 1.5 saati dolmuştu..

Duruşmaya bir ara veriliyor.

Sonra yine Murat Ongun, hikaye anlatmaya devam ediyor:

“2019’daki satın alma 2024’ün siyasi atmosferiyle değerlendirilmiş. Oysa o dönemde Kemal Kılıçdaroğlu ile Ekrem İmamoğlu’nun arasından su sızmıyordu, ilişki ‘baba-oğul ilişkisi’ diye tarif ediliyordu. Böyle bir ortamda il binası alımını bugünün gerilimiyle açıklamak bir tür zaman sıçramasıdır.”

CHP İstanbul il binasından bahsettiğine göre, para kulelerini açıklayacak diye heveslendiniz değil mi?

Hevesiniz kursağınızda kalacak.

O kulelere, Murat Ongun asla gelemeyecek. Balya balya avrolara asla gelmeyecek.

Dün gelemedi. Duruşma bugüne kaldı..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

kule kule paralar balya balya avrolar para kuleleri

kule kule paralar balya balya avrolar para kuleleri sıra iki villaya da gelir mi
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23