Leyla hanım yanlış mı söylemiş, Karar’cılar?
Leyla hanım yanlış mı söylemiş, Karar’cılar?
Ali Karahasanoğlu
“Hz. Ömer adaleti arıyor”dunuz, Ahmet Taşgetiren..
“Hak, hukuk, adalet” diyordunuz, Mehmet Ocaktan. Yusuf Ziya Cömert..
“Doğruluk önerisi” ile dürüstlük pozlarına yatıyordun, Akif Beki..
Haydi bakalım, gazetenizde, başörtülü bir milletvekiline yaptığınız saygısızlığı Hz. Ömer adaleti ile, Hz. Ebubekir dürüstlüğü ile, Hz. Osman şefkati ile, Hz Ali cesareti ile bize anlatın..
Nedir o ahlaksız başlık, nedir o CHP borazanlığı, nedir Ali’siz alevi dayatmacılarına uşaklık..
Karar’daki başlık şöyle: “O nasıl laf Leyla hanım”
Leyla hanım, dışlayıcı laflar etmiş..
Leyla hanımın sözleri tepki çekmiş.
Milim ahlakınız var ise, Leyla hanımın konuşmasının tam metnini, yeniakit.com.tr’nin yayınladığı gibi yayınlarsınız..
CHP yalakalığından fırsat bulur da, Hz. Ebubekir’in dürüstlüğünden azıcık nasiblenebilirseniz..
Terör örgütü SDG şakşakçılığını rafa kaldırıp, Hz. Ömer adaleti ile hareket etmeyi düşünürseniz, Leyla hanımın konuşmasını, sataşmalarla birlikte verirsiniz..
Katarlıları göndermeyi, iktidarının ilk icraatları arasında sayan Özgür Özel’in İngiliz hayranlığını görebilirseniz. “Costa beş dakika ayıramadın bize” diyerek, ezikliğin zirvesini yaşayan Özgür Özel’in boyunduruğundan kendinizi kurtarabilirseniz.. Hz. Ali’nin cesaretinden azıcık bir hisse ile hareket edebilirseniz..
Dindarlara nefret yüklü CHP’lilerin tahakkümünden kurtulabilirseniz, Hz. Osman’ın, şefkatli karakterine azıcık meylederseniz..
Leyla hanımın SDG sempatizanlarına verdiği cevapları yayınlarsınız..
yeniakit.com.tr’de tam metin var..
Ben tekrara düşmemek adına, kısa özet vereyim. Ama verdiğim bölümlerde, virgülün yerini değiştirmediğimi de hatırlatayım.
AK Parti Milletvekili Leyla Şahin Usta, TBMM kürsüsünden konuşuyor:
“Suriye’de, Halep’te yaşananlar elbette ki hepimiz için çok endişe verici olaylar. On üç yıldır savaşın bedelini ağır olarak ödemiş, yine savaştan kaçarak ülkemize sığınmış Suriyelilerin artık barış ve huzur içerisinde yaşamaları, terör örgütlerinin derhâl oradan temizlenmesi hepimizin en önemli önceliğidir. Türkiye bölgede barışın teminatıdır. Askerlerimiz asla ve kata hiçbir zaman orada bir savaşın tarafı olmamıştır ve olmayacaktır. Bizim görevimiz, hepimizin görevi, barışın temini, sivillerin korunması, Suriye’nin bir kaosa ve iç savaşa gitmemesidir. Bunun için hepimizin sorumluluğu vardır çünkü Suriye’deki kaos ve iç savaş en çok bize, ülkemize ve bölgemize zarar vermektedir. Suriye Suriyelilere bırakılmalı ve kendi yönetimine de herkesin destek olması gerekmektedir. 10 Mart Mutabakatı’na acilen de uyulmalıdır. Suriye’ye sırt çevirenler kim hepimiz çok iyi biliyoruz. Suriyeliler zamanında savaştan kaçıp geldiğinde biz ‘kardeş ülkemiz’ ‘dost insanlarımız’ diyerek, zamanında Osmanlı’nın topraklarında yer almış ve güven içerisinde yaşamış bu insanları kardeşlerimiz bilerek dilini, dinini, ırkını, kökenini ayırt etmeksizin hepsine ev sahipliği yaptık, kapımızı açtık.”
Diyeceksiniz ki, “Ali bey, köşeyi alıntı ile doldurdun..”
Alnı secde gören insanların, Ali’siz aleviliği bu topluma dayatanlarla işbirliği yaparak, bir başörtülü milletvekiline sergiledikleri ahlaksız saldırıyı, size net olarak aktarmak istiyorum..
Bu cümleleri kuran Leyla hanıma saldıran Karar’cıları, müfteri ilan ediyorum..
“Dicle’nin kenarında bir kurt, kuzuyu boğazlasa” diye bize kıssalar anlatan Ahmet Taşgetiren’e sesleniyorum.
Karar gazetesinin birinci sayfasında çakallarla, tilkilerle işbirliği yapan bir kurt, bir kuzuyu boğazlıyor..
Duymuyor musunuz.. Görmüyor musunuz?
Kendisine yönelik ahlaksız saldırıların hepsine, onlar saldırmadan cevabını vermiş Leyla hanım:
“Bugün bölgede PKK’yla da IŞİD’le de DAEŞ’le de her türlü terör örgütüyle de mücadele eden biziz, bunu karıştırmamak gerekiyor.”
PKK’yı söyleyip, IŞİD’i söylememek yok. DEAŞ’ı atlamak yok..
Hepsi terör örgütü, demiş mi, Leyla hanım. Demiş.
Ama sabahtan akşama kadar DEAŞ diyen, papağan gibi IŞİD diyen, ağzından bir defa olsun PKK terörü çıkmayan Sezai Temelli, hemen lafa giriyor.
Tutanaktan aynen alıntılıyorum:
“SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bunu Savunma Bakanına söyleyin, destek vereceğini açıkladı.”
Ben susayım, Leyla hanım ağzının payını vermiş, Muş’un müslüman kürtlerinin oyları ile TBMM’ye seçilen, ama Marksist PKK’nın sempatizanlığını yapan Temelli’ye:
“LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Anlamadığımız husus SDG koruyuculuğu nedendir, neden SDG koruyuculuğu yapılıyor? Onun da bu mutabakata uyarak yerine getirmesi gerekenin silahları bırakıp, çekilip gitmesi olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.”
Haydi Sezai, bir laf ettin. Cevap ver..
İlkokul talebesi bile anlamıştır, Leyla hanımın dediğini.. “İmza attılar, uysunlar” diyor, Leyla hanım..
Sezai bey ise, şöyle cevap veriyor, kel alaka:
“SEZAİ TEMELLİ (Muş) - 10 Mart Mutabakatı’nın bir tarafı SDG’dir, 10 Mart Mutabakatı’nın bir kanadı SDG’dir; yanıltmayın insanları lütfen.”
Yine müslüman kürtleri istismar eden Sezai’yi rezil eden cevap geliyor:
“LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - SDG’yi savunmayın, SDG’yi savunmakla yanlış yaparsınız. SDG’nin İsrail’le bir koalisyon içerisinde olup böl, parçala, yok et metoduyla Suriye’yi... Özellikle de yine Kürtler üzerinden bir siyaset yaparak Kürtleri öldürmeye çalıştığını hepimiz çok iyi biliyoruz.”
Daha ne diyelim..
Sadece Sezai değil. DEM’in tamamı rezil olmuş..
Ve rezilliklerinin acizliği içinde, durduk yerde şu iftirayı atıyor:
“SEZAİ TEMELLİ (Muş) - SDG müzakerenin bir tarafındadır. Şu anda IŞİD’e destek veriyorsunuz.”.
Karar’ın tepesinden, kapısına kadar her birine soruyorum.. Aynı zamanda İyi partililere de sesleniyorum..
Birebir aktardığım bu konuşmalarda, siz kimden yanasınız?
Hem mantık olarak. Hem ideolojik olarak. Hem adalet gereği, kimden yanasınız?
Gelelim, esas tartışılan cümleye..
Yukardaki cümleleri kuran Leyla hanımın, aleviler aleyhine bir şey söylemesi mümkün mü?
Aklı olan için, mümkün değil.
Ama, ahlaksızsanız.. Sahtekarsanız..
“Aleviler aleyhine konuştu” çarpıtmasını yaparsınız..
Dayanak aldıkları bölüm de şöyle:
“LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Yıllarca, on üç yıl boyunca Suriye’de Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar bugün ‘Aleviler öldürülüyor.’ diye ortalığı ayağa kaldırıyor. İnsanca olun, insanca, insanca konuşalım; dili, dini, ırkı ve kimlik siyaseti üzerinden konuşmayalım.”
Yalan mı?
Ali Mahir’inden başlasın, Gamze İlgezdi’sine kadar. Esed, sünni müslümanları öldürürken, sessiz kalanlar. Esed’i destekleyenler.. Hatta Esed’in zulmünden kaçanlar sınırımızdan geçtiğinde, “Geri çevirin” diyen ahlaksızlar..
Şimdi Esed yerine Şara gelmiş..
“Silahları bırakın” diye, 24 saatte 48 defa çağrı yapıyor..
Yine de silahları bırakmayanlara operasyon yapılınca..
Silahlı teröristlere operasyon yapılınca..
“Aleviler öldürülüyor” diyorsanız..
Leyla Şahin de bunu hatırlatınca..
Niye kızıyorsunuz?