Kamera yok, fütüristik direksiyon yok, bu otomobil mi ki?
Evliyadan keramet istemişler..
O da, denizin üzerinden yürümeye başlamış.
Kılçıklık yapacaklar ya..
“Aaaa. Adama bak.. Yüzme bilmiyor” diyerek, yine maraza çıkarmışlar..
Yüzyılın hayali, yerli arabada gelinen noktaya “Hocası Erbakan’ı engelledik ama talebesi 60 yıl sonra başardı. Erbakan’ın eli niyeti ile Erdoğan’ın elini öpelim” diyeceklerine..
“Fiyatı açıklanmadı” ile maraza çıkarmaya başladılar.
Hani bu adamlara haykırsak, “Bre iş bilmezler.. Bre maraza kafalar.. nifakçılar.. Şunun şurasında seçime 8 ay kalmış. Sizin cumhurbaşkanını adayınızın adı bile belli değil.. Şubat ayında toplanacak taleplerin fiyatından size ne?” diye..
Ne diyebilirler acaba?
“Ne diyebilirler” diye soruyorum ama.
Onların makineli tüfek gibi söyleyeceklerinin hazır olduğunu biliyorum...
İşe biraz gizem de katmak için, “Fiyatı bilinmiyor”u geliştirmişler..
Sanki fiyatı belli de, gizleniyormuş gibi..
“Fiyatı sır” diyerek, önce Birgün gazetesi..
“Emperyalizme karşıyız” diyen, “Tam bağımsız Türkiye” diyen.
Ama yerli otomobil üretilince, “nereden çakalım” diyerek, kara kara düşünen Birgün gazetesi..
Ve ona ilaveten dün de Cumhuriyet gazetesi..
“Fiyatı sır” diye başlık atmışlar..
Destekledikleri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 4 günlük ABD gezisinde, 8 saat sır..
“Nereye kaçtı bu Kılıçdaroğlu?” başlıklı yazıyı, devamı gelmediği için artık “Kazaen yazan” demek zorundayım, Orhan Bursalı dışında tek kelime edemeyenler..
4 ay sonra satılacak arabanın fiyatının sır olduğunu iddia ediyorlar..
Ne diyelim, tek sırrımız o olsun..
Meral Akşener’in sırrı da gizli kalsın..
“Benim önceden belirlenmiş bir programım var, yerime Koray Aydın katılacak” diyen Meral hanım, 29 Ekim sabahı Anıtkabir’de boy göstersin..
Ama öğleden sonra, Gemlik’e gitmesin..
Sosyal medya hesabında, gittiği yeri de açıklamasın..
Bir programı varmış gibi, açıklama yapsın..
Ama 4 ay sonra satılacak arabanın fiyatı, şimdiden açıklansın..
Eyvallah, beyler..
Siz yeter ki, isteyin..
"Bir yıl sonraki fiyatını bile açıklamak gerekir" deseniz, şaşırmam..
Biz alışığız, bu kara propagandalara.
2019 mahalli seçimler öncesinde, il il dolaşan Kemal Kılıçdaroğlu, her gittiği yerde ne diyordu:
“Oturdular, büyük gösteriler yaptılar. İş adamları bir araya geldi. Bakanlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları bir araya geldi. Otomobil üretiyoruz dediler. Nerede?”
Bunu söylemesinin üzerinden sadece 3.5 yıl geçti..
100 yıldır beklenen o otomobil, şimdi üretildi..
Kemal bey çıkıp da, “Helal olsun Erdoğan’a.. Ben üretemezler diye düşünmüştüm. Ama ürettiler. Benim kara propagandama rağmen ürettiler. Benim engelime rağmen ürettiler.. Ülke adına teşekkür ederim. Önce helalleşmeye, Tayyip Erdoğan’dan başlıyorum. Hakkını helal et, Erdoğan” demesi gerekir iken..
Bu konuda Kemal beyde tık yok..
Onun adına, medya organları sahneye çıkıp, itirazlarını dillendiriyorlar..
Ne diyorlar?
“Ne vaat ettiler, ne yaptılar”
Sanırsınız ki, gerçekten vaat edilenle, yapılan arasında dağlar kadar fark var..
Ne bileyim, otomobil yapılması vaad edilmiş iken, sanırsınız ki, kağnı arabası ile karşımıza çıkmışlar..
Vaad edilen araba imiş, ama bir de bakmışız ki, at arabası ile bizi karşılamışlar..
Böyle bir algı ile başlığı atıyorlar.
Merak ediyoruz, ne vaat edilmiş, ama ne yapılmış?
Dökülüyorlar..
“Yerli üretim otomobilde ayna yerine kamera sistemi konulacağı vaad edilmişti.. Ama kamera yerine, yine ayna konulmuş” diyorlar..
Dersiniz ki, artık yeni üretim otomobillerin hiçbirisinde, ayna diye bir şey yok..
Hepsi kameralı..
Ama sadece bizim yerli otomobilde kamera yerine ayna var..
Algı tam da bu şekilde oluşturulmaya çalışılıyor..
Başka ne var, vaad ile yapılan arasındaki farklar arasında..
“Prototipte bulunan gizli kapı kolları da kaldırılmış..”
Vay canına sayın seyirciler..
Onlarca ülkenin değişik markaları arasında, hepsi kapı kollarını gizlemişler de, sadece bizim otomobilde mi, kapı kolları klasik usulde yapılmış?
Yooo.
Olsun, kılçıklık yapacaklar ya..
Kılçıklıklarını yapıyorlar..
Başka ne fark varmış, vaad ile yapılan arasında?
Efendim, “İlk tanıtılan TOGG’da bulunan fütüristik direksiyon da yerini daha basit bir tasarıma bıraktı” diyorlar..
Evet, bu çok önemli idi işte..
Olmaz, asla olamaz..
Fütüristik direksiyon olmadan, o araca biz otomobil diyemeyiz.
Kağnı arabası deriz, at arabası deriz.
Ama otomobil diyemeyiz.
Öyle mi, soldan çarklı, çok bilmişler.
Öyle mi, “Erdoğan, Türkiye’yi batırdı. Bitirdi. İflas ettirdi” diyen, düne kadar Erdoğan’ın yanında dolaşan muhafazakarlar..
İşbirliği yaptığınız adamların riyakarlıklarını görüyor musunuz..
Yapılana nasıl kılçık attıklarını görüyor musunuz?
Dersiniz ki, AK Parti öncesindeki iktidarlar döneminde, “fütüristik direksiyonlu otomobil yapılmış. AK Parti gelmiş, o direksiyonları iptal etmiş, yerine klasik direksiyon ile yetinin” demiş..
Dersiniz ki, AK Parti iktidarı öncesinde, “Gizli kapı kolu” ile arabalar üretiliyordu.
AK Parti geldi, Türkiye’ye geriye götürdü.
Sanırsınız ki, “Ayna yerine kameralı sisteme, CHP’nin tek parti döneminde geçmiştik.”
Boşverin tek parti dönemini..
1991-1995 arasında, 1998-2002 arasında iktidar ortağı olan Bülent Ecevit döneminde, en kral otomobil üretiliyordu..
Sonra AK Parti iktidara geldi..
Geriye gittik..
Bunu bile fark edemiyor mu, bu solcular?
Hayret etmemek elde değil..
Bunların söylemlerini okuduğunuzda, dinlediğinizde, fıttırmamak elde değil..
İlk bir yılda, 20 bin otomobil üretimi planlanmış.
Yuvarlak hesap, bir yılda 20 milyar TL, Türkiye’de kalacak..
Biraz sevinip; “Bu Türkiye’nin başarısı. Erdoğan’ın başarısı” diyeceklerine..
“Aaaa adama bak, yüzme bilmiyor..” diyorlar..