Jet-metres-voleybolcu, Ekrem’in gazetelerinde yasaklanmış!
Jet-metres-voleybolcu, Ekrem’in gazetelerinde yasaklanmış!
ALİ KARAHASANOĞLU
İstanbul Planlama Ajansı’nın, İstanbul ile ilgili ekonomik fotoğraflar çektiğini sanıyorduk..
İPA, başka fotoğraflar da çekiyormuş..
Ekrem İmamoğlu’na, bir bayan voleybolcu ile buluşma fırsatı da sağlıyormuş..
Hemen itiraz edecekler, “Kişilerin özel hayatı, sizi niye bu kadar ilgilendiriyor?”
Buyrun bana “Özel hayat mı bu?” anlatın..
“Voleybolcu Derya Çayırgan: İPA tesisinde ziyaret ettim, evim yıkılınca ailemi otele ve İBB tesislerine gönderdiler.”
Bir cümlede, üç tane kamusal hayat..
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, aynı zamanda metresi olduğu iddia edilen bir bayan voleybolcu ile kamu hizmetinde kullanılan bir mekanda biraraya geliyor..
Ne yaptılar, ne ettiler bilmiyoruz..
Keşke, 7 ay önce ilk defa bu iddialar ortaya çıktığında, “hepsi yalan, tanımıyorum” şeklinde cevaplar verilmeseydi de..
Biz de, Miraç gecesi dediğimiz saatlerde, kimsenin hakkında, bu tür gereksiz ifadeler kullanmasaydık..
Ama kusura bakmayın arkadaşlar..
Biz “Miraç gecesinde kimse hakkında kötü şeyler yazmayalım”’ diye hassasiyet gösterirken..
Yalan yazmadığımız halde, kimseye iftira etmediğimiz halde.
“Acaba bu kadar ayrıntı ile yazmamlı mıyız” diye kendimizi özeleştiriye tabi tutarken..
Onlar bizlere her türlü alçakca hakareti yaparak, algı üstüne algı yaparlarsa..
Bunun adı iyiniyetli hassasiyet değil, saflık olur.. Enayilik olur..
“Belediye başkanı, her İstanbullu ile görüşebileceği gibi, bayan voleybolcü ile de kamusal mekanda görüşmüş olabilir. Ne var bunda” diyenlere soralım:
“Evim yıkılınca, ailemi otele yerleştirdi” cümlesi ile yorumunuz nedir?
Bu da İBB kaynakları ile ilgili değil midir?
Yoksa, zaten her İstanbullu için sağlanan bir imkan mıdır?
Hani ansızın yıkılmış bir ev sözkonusudur.. Öğlen oturduğunuz ev, akşam yerle bir olmuştur. Gidecek yeriniz yoktur..
Valilik veya belediye, kamusal imkanlarla, sizi bir lojmana, yok ise bir otele yerleştirmiştir..
Bayan voleybolcu açık açık söylüyor: “Kentsel dönüşüme giden evimiz yıkıldığı için.”
Hani ben, “kentsel dönüşümü’ de şüpheli buluyorum ama. Varsayalım öyle olsun..
Bir CHP’li çıkıp açıklasın, “Kentsel dönüşüme giden ev sakinleri, otele mi yerleştiriliyor?”
Hangi otel olduğu söylense, belki daha iyi olur idi ama..
Şimdi bir de o otele, Ekrem beyin sık sık ziyarete gidip gitmediği sorgulanacak..
Neyse onu geçelim..
Gelelim, bir cümlede üçüncü itirafa..
Kamusal imkanın kişisel yolsuzluk amaçlı kullanılmasının itirafına..
Bayan Voleybolcvumuz, otelden çıktıktan sonra da, İBB tesislerine yerleştirilmiş.
Murat Kurum “650 bin kentsel dönüşüme imza atacağız” dediğinde..
“Şimdi kalkıyorsun, seçimine giderken, ‘650 bin konut…’ 650 bin konutun, kendi o kampanya tariflerini de içine katarak, onları düşerek söylüyorum; 500 milyar liranın üzerinde bir maliyeti var. Yani İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin beş yıllık bütçesi neredeyse.” diyen Ekrem bey..
Meğerse, bayan voleybolcüyü önce otele, sonra İBB tesislerine yerleştirecek maddi imkanlara sahip imiş..
İPA. Belediye parası ile otele yerleşme. Belediyenin tesislerinde bedava kalma..
Gerçekten kentsel dönüşüm ile voleybolcümüzün evi yıkıldı ise..
Bir de kentsel dönüşüm kira yardımı aldı ise..
Bu tam kıyak olmuştur işte..
“16 milyon İstanbullu için çalışıyoruz” diyorlardı ya..
“Bayan voleybolcü için çalıştıkları”nı ispatlamış oldular..
Daha fazlasını da kimse beklemesin, Ekrem’den..
“Özel hayatla niye bu kadar ilgileniyorsunuz” gerekçeli itiraz edeceklere, “tartıştığımız konunun, özel hayat olmadığı”nı tekraren hatırlatalım..
Ekrem bey, özel iş hayatında kazandığı para ile, bu imkanları görüştüğü bir bayana sağlar, kamusal bir imkan kullanmaz, o takdirde “özel hayat” savunmasını belki yapabilirsiniz..
Ama neresinden baksanız, vıcık vıcık pislik akıyor..
Ankara’da Ekrem İmamoğlu’nun kaldığı otelde, 3-4 defa görüştüklerini itiraf ediyor, bayan voleybolcü..
Eğer İBB kasasından bir şey çıkmadı ise..
Bayan için de ayrıca bir fatura çıkmadı ise..
Yine “Ekrem’in özel hayatı” diyelim, geçelim..
Ama Ahmet Taşgetiren ağabeyimize de bir hatırlatma yapalım: “Yenememişsiniz işte. Ne yani illa siz mi seçileceksiniz” demekle olmuyor..
“Ne olmuş yani, bir CHP’li seçilemez mi? Gavur mu o adam” modunda yazdığınız yazılardan, Karar gazetesinin Ekrem’ci yazarları belki utanırlar..
“AK Parti içinde, 100 kişiden bir tanesi de olsa, üst kademeden olmasa da alt kademeden birisi de olsa, yanlış yapanlar çıkıyor. Biz bu yanlış isimleri tümü ile sıfırlamak için, etik siyaset bakış açısı ile ayrı parti kuruyoruz” tanıtımı yapanlar..
Şimdi payanda oldukları adamın rezaletleri ile ilgili bir yorum yapsınlar, bakalım..
100 kişiden birisi değil.. Nerede ise 99’u..
Alt kademeden birisi değil.. Üst kademelerin nerede ise tamamı.
Pislik içinde yüzüyorlar, Ahmet Davutoğlu da, bunlara destek çıkıyor..
Karar gazetesinde, “jet” kelimesinin yazılması yasaklanmış.
Metres-sevgili-voleybocu ifadeleri de yasaklanmış.. Milli Gazete’de hakeza. Yeni Asya da hakeza..
Ciddiye almayın, üç gündür metres-jet iddiaları ile Ekrem İmamoğlu eksenindeki tartışmalara bu gazetelerin tek satır haber veya köşe yazısı girmemesi üzerinden, tahminen söylüyorum, bunları..
Devam edelim, bayan voleybolcunun, “özel hayat” kamuflajlı, suç niteliğindeki fiillerine itiraflarına..
Soruluyor voleybolcuya:
“MASAK kayıtları hakkında ne dersiniz?”
“Paralar ailemle benim birikimlerim, kulüpten elden almış olduğum paralardır.”
Yine çıktı mı size, özel hayat kamuflajı içine saklanmak istenen, “elden alınan para” muhabbeti.
Bir kulüpte oyuncusunuz. Her şey resmi.
Ama, muhtemelen İBB Başkanının rüşvet paralarından aktardıklarını gizlemek için, “kulüpten elden aldığım para” diyorsunuz.
Bankaya toplu para yatırma sorulunca da, şöyle cevap veriyor, “özel hayattaki voleybolcu bayan”:
“2021 yılından önce kazandığım paraları bankaya yatırmazken, 2021den sonrasında biriktirdiğim paraların bir kısmını dövize çevirerek banka hesabıma yatırdım.”
Tahmin ettiğiniz gibi, bayan voleybolcu, tam da bankaya toplu paralar yatırmaya başladığı tarihte, tesadüf müdür bilemem, Ekrem bey ile tanışmıştı..
Peki, 30 yılık voleybolcu olarak, başına Ekrem düşene kadar, bankaya para bile yatırma ihtiyacı hissetmez iken..
Birden bire Kadıköy’de bir. Ekrem’in mahallesi Beylikdüzü’nde bir daireleri nasıl aldın?
30 yıllık birikimleri topladın, evde halının altında sakladın, ve Ekrem ile tanışınca, “ne olur ne olmaz, bu adam tekin birisine benzemiyor, halının altından bizim paralar gider” diye düşünüp, iki daireye mi çevirdin?
Lütfen CHP’liler..
Bu mızrak, bu çuvala sığmıyor..
Sığmadığı için de, CHP Genel Başkanı yol arıyor..
Dün Silivri’de diploma skandalında Ekrem İmamoğlu’nu savunur gibi yaparken..
Aslında onu gömüyor..
“Çıksa gitse savcıya, 35 sene önce İstanbul Üniversitesi’nde adam öldürdüm bu ağacın altına gömdüm dese açsa kemikleri çıksa yargılayamıyorsun, zaman aşımı.
İşkence ederek öldürdüyse 30 yıl, işkence etmeden acı çektirmeden öldürdüyse 25 yıl. Sonra zamanaşımı var. 35 yıl önceki diplomayı iptal etmeye kalkıyorlar.”
Ekrem’in suç işlediğini kabul ediyor.. Zamanaşımından adamı kurtarın demeye getiriyor.
Ama o da biliyor ki...
Ceza hukukunda, eylemle birlikte işlenip biten suçlar var.. Bir de temadi eden suçlar var..
Bu kadarını söyleyelim. Özgür bey yanındaki hukukçulardan, konuyu sorup, öğrensin..