Haydi kabul et, helalleşelim Kemal bey!
Bu ülkedeki başörtü yasağının faili kim?
Uzaylılar değil, herhalde..
CHP ve CHP zihniyetli bürokratlar. Hatta askeri bürokratlar..
CHP zihniyetli yargı mensupları..
Anayasa Mahkemesi kararları da, Danıştay kararları da..
CHP’nin başörtü yasağı kaldırılmak istendiğinde açtığı davalar da..
Televizyonlarda yaptıkları konuşmalar, gazetelere verdikleri demeçler de bunu ispatlıyor..
Ama başörtü AK Parti tarafından serbest bırakılınca..
Bükemediği eli öpme aşamasına gelen CHP..
“Başörtü yasağını biz kaldırdık” söylemi ile, durumu kendi lehine çevirmeye çalıştı.
Çalışsın, sorun yok..
Partiye başörtülü bayanları almaya başladılar..
Alsınlar. İtiraz yok..
Henüz başörtülü bir vekilleri yok ama..
AK Parti’de ondan fazla başörtülü bayan milletvekili var iken..
CHP’de bir tane bile yok ama.
Bu da aslında kafalarındaki gerçek niyeti ispatlıyor ama..
Biz niyetleri sorgulamadan önce..
Test edilebilir, ispatlanabilir bir olgudan hareket edelim..
Kemal bey, “Helalleşelim” diyor ya..
“Haydi Kemal bey, helalleşelim” diyelim..
Nasıl helalleşelim?
Kemal bey ve arkadaşları, kanun teklifi verdiler..
Kanun metni, başörtüyü serbest bırakmaktan öte, sanki ilerde yasaklayabilmek için hazırlanmış bir metine benziyor ama..
Orasını fazla kurcalamayalım..
Gerekçesine açıkca, “Başörtüyü serbest bırakmak için bu kanun teklifi hazırlanmıştır” diye yazılırsa, “inşallah ilerde sorun çıkartacak bir manyak da çıkmaz” diye umudumuzu dile getirelim..
Ve 7’li ittifak içindeki diğer muhafazakar partilerin ve özellikle de Ahmet Davutoğlu’nun “Bu fırsat kaçmaz. CHP bu değişikliği TBMM’ye getirmiş ise, hemen kanun çıkarılsın” teklifini önemseyelim..
Ama sonraki gelişmeler, konuyu daha muhkem bir hale getirmenin yollarını açtı..
Bu kapsamda, CHP’nin kanun teklifine, AK Parti bir karşı atak ile cevap verdi..
“Kanun ile değil, Anayasa ile bu serbestliği hep birlikte yapalım” dedi.
Bu karşı teklif gerçekten önemli idi.
Çünkü CHP’nin “başörtü serbest olsun” teklifini TBMM’ye vermesinin hemen ertesi günden itibaren, Cumhuriyet gazetesi, “Karşı devrim” söylemi ile, “Başörtü serbest bırakılamaz” yayınlarına başladı..
CHP zihniyeti, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ibaret değil ki..
Ayağı başka, kolu başka oynayanlar gibi.
Medya organları “Başörtü serbest bırakılamaz” derken..
CHP, başörtüyü nasıl serbest bıraktıracak kanun teklifini, samimi şekilde verip, oylamada destekleyebilir ki?
Mutlaka bir tuzak kurar..
Mutlaka bir kılçıklık yapar..
İşte bunun önünü kapatmak için, serbestliğin Anayasa ile getirilmesi teklifi önemli idi..
CHP’den, AK Parti’nin “Serbestliği Anayasa ile yapalım” karşı atağına somut bir cevap gelmemişti..
Dün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu konu ile gerçekten dertlendiğini, gerçekten samimi şekilde bu sorunun kökten çözülmesini, ilerde tekrar Türkiye’nin gündemine getirilmemesini istediğini ispatlayan şekilde..
“Başörtüye serbestliği Anayasa ile yapalım, hatta bunu referandum ile yapalım” önerisini getirdi..
Boşverin birilerinin, “Temel haklar konusunda, gol idi, ağlara gitti idi benzetmelerinin yakışıksız olduğu” eleştirilerini..
Bu ülkede yakışıksız olan bir şey var ise, o da başörtü yasağıdır..
Bu ülkenin çocuklarının, fakülte kapılarından, başlarındaki örtü sebebi ile polis tarafından geri çevrilmesidir..
Tesettür düşmanlığının, başörtü üzerine takılan peruka bile tahammül edemeyecek psikolojik vaka haline getirilmesine imza atanlarla kolkola girilmesidir..
Dolayısı ile, Kemal bey “Başörtü serbest diye bir kanun teklifi veriyoruz” demesi ile birlikte gollük pası attı, Tayyip bey de, “Bu işi Anayasa’da yapalım” karşı teklifi ile, topu ağlara gönderdi..
Böylece Kemal beyin, “başörtü serbest olsun” teklifinde samimi olup olmadığı, partisinin buna gerçekten imza atıp atmadığını, medya organları ile, destekçi STK’ları ile CHP’nin böyle bir teklifi içselleştirip içselleştirmediğini anlamış olacaktık..
CHP acaba, “Keriz silkeleme”ye benzer şekilde, dindar insanları keriz yerine koyup, kanun teklifini verip, ardından “Anayasa Mahkemesi kararında, başörtünün laiklik ilkesi gereği serbest bırakılamayacağı yazılı. Dolayısı ile, önceki kanun değişikliklerinde olduğu gibi, bu kanun da geçersizdir” söylemi ile, yine yasağı ülkeye yaymaya kalkacak mıdır?
Bu önemli bir soru idi..
Önemli bir tereddüt idi.
Ki, koltuk hırsı ile, “Benim ağzımdan Erdoğan aleyhine bir söz duyamayacaksınız” dediği halde..
Şimdi “Ömrü boyunca mücadele ettiğini iddia ettiği CHP’ye bile demediklerini Erdoğan’a söyleyen Davutoğlu da, serbestliğin Anayasa ile yapılması teklifine, zımni bir destek verdi..
Şimdi Erdoğan’ın, “referandum ile, konuyu halk çözsün” teklifi, önceki “gol” benzetmesini, “90’dan ağlara takılan gol” haline dönüştürdü..
Evet, artık bu 90’dan ağlara takılan golü, Kemal bey de, 7’li ittifakın keriz yerine konulmak istenilen mensupları da çıkaramaz..
AK Parti, MHP ve BBP, başörtü serbestliği ile ilgili Anayasa değişikliğini TBMM’ye getirecek..
Ancak bu üç partinin milletvekili sayısı, Anayasa değişikliğine yetmeyeceği için..
Konu halkoyuna sunulacak..
Hatta, milletvekili seçimleri ile, aynı gün referandum da yapılarak..
Fazla da masrafa girmeksizin..
Başörtü konusu halka sorulacak.
Halk “Yasak olmasın” derse..
Hem konu anayasal statüye kavuşmuş olacak.
Hem de, halk oyu ile anayasal statüye kavuştuğu için sonraki iktidarlar döneminde, bir daha yasaklama yönünde bir niyet, kimsenin aklına bile gelmeyecek..
Özellikle de, referandumda % 70’i aşacak bir “başörtü asla yasak olmasın” yönündeki oy kullanımı, bu konuyu gerçekten çözmüş olacak..
Haydi Kemal bey..
Helalleşme vakti..
Konu anayasa ile, referandum ile netliğe kavuşsun..
Biz de sizlerle helalleşelim..
Bakalım samimi misiniz?
Yoksa bizleri; Temel Karamollaoğlu’nu, Ahmet Davutoğlu’nu, Ali Babacan’ı keriz yerine mi koyuyorsunuz?