• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Deniz üstünde yürüyorsunuz, ‘Aaaa yüzme bilmiyor’ diyorlar!

20 Şubat 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Deniz üstünde yürüyorsunuz, ‘Aaaa yüzme bilmiyor’ diyorlar!

ALİ KARAHASANOĞLU

“Zaman zaman tarihe yolculuk yapmak, geriye dönüp, “ne demişiz, ne yapılmış” sorgulaması yapmak gerekir.

Kendimiz ile birlikte, başkalarının da “Ne dedikleri ve ne çıktığı” konusunda da sorgulama yapmamız gerekir..

Olur ya.

Bizler, “İşler, olabildiğince iyi gidiyor” diye düşünürken, belki de yalpalamalar yaşanıyordur, dün söylediklerimizle, bugün yapılanlar belki de farklıdır.

Veya, yapılanları eleştirenlerin dün söyledikleri, itiraz ettikleri konularda, bugün haklı oldukları noktalar çıkmıştır..



Sorgulayalım..

Araştıralım.

Masaya yatıralım.

Ve dürüstçe paylaşalım..


Bu çerçevede bugünkü yazımızı, bu sorgulamaya ayıralım..

Dün Sözcü gazetesinde, Emin Çölaşan’ın yazısındaki “Somali denizleri” başlıklı bölümü dikkatimi çekti.


Ben normal şartlarda bekliyorum ki, Türkiye’de petrol arama çalışmalarını yabancılara terkedildiği günlerden, hem kara kıtamızda, hem de denizlerimizde petrolü arayabilen bir ülke konumuna gelmemiz sebebi ile.

Yetmez..

Dost ülkelerin kara kıtalarında ve denizlerinde petrol aramalarına katkı sunan bir büyük devlet olma noktasına, oyun kurucu devlet haline geldiğimiz için..

Belki bu da yetmez.


Teknik gücünüz vardır da.

O teknik gücünüzü hayata geçirecek fiziki gücünüz yoktur..


Sizin bir alanda teknik üstünlüğünüz vardır ama, fiziki güç ile sizi engelleyenler çıktığında, ona karşı koyabilecek bir imkanınız yoktur, o teknik gücünüz, yine size bir fayda getirmez..

Hem teknik gücünüz var, hem de o teknik gücünüzün sahada gösterilmesini önlemek isteyenlere karşı silahlı gücünüz de var ise..

‘Somali denizleri” başlığı ile, tam da molcu medyada “Somali denizlerinde petrol arama amaçlı Çağrı gemimiz, yola çıktı. 3 firkateyn de onu korumak için eşlik ediyor” haberlerinin ardından bir yazı kaleme alınıyorsa..

365 günde bir defa da olsa..

Tahminim oydu ki, Emin Çölaşan’dan Cumhurbaşkanımıza bir teşekkür gelecek..

Nerdeee?


Emin Çölaşan, sanki o arama çalışmaları, dost ülkeler için yapılıyor olsa da, bedavaya yapılacakmış, hatta hayrımıza yapılacakmış, masrafları da bizden çıkacakmış gibi, bir algı üreterek kaleme almış yazısını..

“Niye biz arayacakmışız. İngiltere arasın. Daha çok sömürsün, Afrika ülkelerini. Amerika arasın. Somali’nin petrolüne el koysun. Biz o işe burnumuzu niye sokuyoruz ki?” dercesine. 

İngiltere’nin maaşını ödediği bir gazeteci gibi, İngiltere’nin menfaatlerini gözeterek. 

Amerika’nın maaşını ödediği bir gazeteci gibi, ABD’nin menfaatlerini gözeterek, şunları ifade etmiş:

“Oralarda denizler bile tehlike altında” diye başlamış ve kendi korkaklığını, Türkiye Cumhuriyeti’ne de sirayet ettirmeye kalkışmış..

“Gemimize refakat etsinler diye yanına altı adet gemi daha katmak zorunda kalmışız.”


Çölaşan, “Çağrı gemimize herhangi bir saldırı olmasın, olamasın diye, askeri gemilerimizi de yanına vermişiz. Ne büyük bir güç bu. Ne büyük bir organizasyon.. Helal olsun Tayyip Erdoğan’a. Helal olsun, onun liderliğindeki Türkiye’ye” diyeceğine..

Ağzındaki baklayı çıkartıyor Emin:

“Bunların harcamaları ne kadar olacak, bu işin maliyetini kim nereden karşılayacak?”

Dersiniz ki, yeraltı zenginliğini bulup çıkarmaya değil, Çağrı gemimize binen bakanlar, aileleri, bürokratlar açık denizde eğlenmeye gidiyorlar..

Açık denizdeki üst düzey yöneticilerin aileleri ile eğlencede bir sıkıntı yaşanmasın diye de, üç fırkateyn o Çağrı gemimizi korumak için, kendisine eşlik ediyor.

Hayretler içinde kalıyorum..


Olaylar bu kadar mı çarpıtılır..

Bu kadar mı, bir kadroya düşmanlık edilir..

Verdiğim örneğin absürtlüğüne kanmayın..

Çağrı gemimizin aramaya gittiği yeraltı zenginlikleri sayesinde, onlarca devlet vatandaşını adeta yokluk içinde iken bile refahı yaşatıyor..

Biz de, hem Somali’ye bir katkı olsun. Hem yeraltı zenginlikleri tespit etmede tecrübe kazanalım.. Hem de bulunacak olan yeraltı zenginliği sebebi ile ülkemize bir kazanç sağlayalım diye, Somali’ye gemilerimizi yolluyoruz..

Adamın derdine bakın..

“Olayları, tarihe yolculuk yaparak değerlendirmek gerekir” girişi yapmıştım ya..


Haydi bu değerlendirme için de, bir bakalım Emin Çölaşan, eski yıllarda “petrol arama” ile ilgili neler yazmış.

Türkiye’nin; değil başka ülkelerin denizlerinde.. Kendi kara kıtamızda bile doğru dürüst petrol arama çalışmamızın olmadığı yıllara gidiyoruz. AK Parti’nin ilk iktidar yıllarına..

Tarih 6 Şubat 2007.

Emin Çölaşan, Hürriyet gazetesinde, Aydın Doğan’ı önüne koymuş, dindar siyasetçileri hedef alıp, ateş ediyor:

“Bu olanlara inanamıyorum!” başlığı ile konuya girmiş ve şöyle diyor:

“İktidar 17 Ocak 2007 tarihli yeni bir petrol yasası çıkardı. Yasa tümüyle yabancılara kıyak için çıkarıldı. Ulusal kuruluş TPAO yok ediliyor, siliniyor. Anlaşıldığı kadarıyla TPAO’yu da özelleştirip yabancılara sunacaklar.(..)


En stratejik petrol ve doğalgaz alanında yabancı devlet ve şirketlere her türlü ayrıcalık sağlandı.”

Daha fazla devam etmeme gerek yok.

Siz tahmin ediyorsunuz, AK Parti iktidarını, ülkeyi yabancılara peşkeş çeken, milli kuruluşlarımızı satan bir iktidar gibi suçlayan bir bakış açısı.

Önce TPAO yok ediliyor, özelleştirilmek isteniyor ifadesine bir bakalım..

2007’deki o iddianın üzerinden 19 yıl geçti. 

TPAO özelleştirildi mi? Hayır..

Emin bey yazıyı okuyordur, itiraz edebilir:


“TPAO özelleştirilmedi ama, bitirildi.” 

Öyle mi?

Sadece üç yılın rakamlarını vereyim:

2021 yılında kâr 1.6 milyar TL kâr.

2022 yılında, 7.7 milyar kâr..

2023 yılında 20.4 milyar kâr..

Dünya genelinde petrol fiyatlarının düşüşünün etkisi ile 2024’de 15.4 milyar.

2025 yılı rakamları henüz açıklanmadı ama, onun da 2023 rakamlarına ulaşılacağı tahmin ediliyor..


Sonuç:

2002 yılında TPAO, 300-350 milyon dolar kar ederken, bugün son Karadeniz ve Gabar güncellemeleri yapılmayan rakamlarla kârı 500 milyon dolara çıkmış durumda.

2002’de toplam üretim günlük/45 bin varil iken.. 

Bugün sadece Gabar’da 80 bin varili aştık.. Tüm Türkiye’de 200 bin varil, uluslarası anlaşmalar sayesinde de dış alanlarda da üretilen ile 300 bin varil rakamlarına ulaşıldığı belirtiliyor.

Şimdi söyler misiniz..


Bugün Somali’de petrol arama gücünü elde etmiş bir Türkiye, düne göre çok daha büyük, çok daha güçlü bir Türkiye değil mi?

Kemalistlerin eski yıllarda yaptıkları olumsuz algı operasyonları, bugün önümüzdeki resmi rakamlarla yalanlanmış mıdır?

Net olarak söylüyorum, yalanlanmıştır..

Onların tahmin bile edemeyecekleri şekilde, daha geriye gideceğini düşündükleri kurumlarımız, çok daha ileriye gitmiş midir?

Evet, gitmiştir..


Yazımızı, keramet göstererek, denizin üzerinde yürüyen veliye, “Aaa. Yüzme bilmiyor” itirazında bulunan cehaleti hatırlatarak bitirelim..

Kendi toprağında petrol arayamayan  Türkiye’den, yabancı devletlerin deniz sahalarında petrol arayan bir ülke haline gelmişiz..

Bunu eleştirenlerin durumu, “Aaaa yüzme bilmiyor”dan başka bir şey değildir. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

atmaca

hangi yalanla avutmuş insanları homerus. ilyadada tanrılar için yaşayanlar. insan figürü gibi olimpos dağında. hipokrat için organların metobolizması. burdan şifayı keşfetmiş ibni sina. artık apollonla aynı anlama gelmiyordu tek ilah allah. romayı yıkan inançtır görüşü hakimdi felsefede. savaşçıları vardı resuller resulunun. al bununla savaş demişti cengavere bir sopa uzatarak. sonra sopa bir kılıca dönüştü bedirde. harp meleklerin yardımıyla kazanıldı. evrenin efendisi. parmağıyla ayı ikiye bölen. çakıl taşları şahittir elçi oluşuna. göğe yükselmişti miraç gecesi. onun ışığıyla varolmuş yıldızlar. gizli bir putperestlik karşı koyamazdı islama. hala gizli ayinlerle üzülür fethine istanbulun vatikan. tanrı isa yeryüzünden sorumluydu bir aziz için. erosa inanmaya başlayınca fahişeler. bir çeşit modernlikti islamın son verdiği. harezmi modern bilimin habercisi dört işlemle. pisagorda sayılara yüklenmiş anlam. aristonun metafiziğinde var hareket noktası. hocası platon için aşkı tarifte vardı ruhun özgürlüğü. halkın teşkilatlanması demek devletin işleyişi çiçeroda. sonra makyevalizm için devletten çıkarcılık anlaşılmış. thomas hobbesın leviathanına karşın thomas moreun ütopyası. politzerin kitapları kafkanın dünyasına ne kadar yakın. nietzschenin itirazı hayatla fikrin uyuşmazlığı. lenin ve stalin yıkılışını beklemiş kapitalizmin. mao eleştirmiş amerikayı kağıttan kaplan diyerek. tarihin sonu ve medeniyet çatışmaları en eski aşk için kurtuluşta. richard dawkins yeni bir başlangıç doğacılığa tanrı yanılgısı kitabıyla. sadık hidayet ve adonis için ne demekse kudüs. newton ve einstein mekanik evrenden quantum fiziğine. hawking için evren evrimin öngördüğü süreçte varolmuş. markstan bakunine kapalı toplum tartışması karl popperde. ikinci yeni cemal süreyya turgut uyar edip cansever. bir tepki olarak garip akımına nazım hikmetten sonra. talmudun ayetleri yorumlarken neleri dikkate aldığı. romancılar yakın zamanda hidayet yazaarları. bilge karasu oğuz ataya küçümsenmek gibi orhan pamukta. atatürkün sofrasında atay gibi inkılapçılar. kemal tarihin yorgun savaşçısı reşat nurinin aksine. tanzimatın habercisi hürriyeti arayan namık kemal. ilk romanın çıkışı cervantesin don kişotu yaşadığı toplumun ironisi. shakespeare molier üst tabakanın sanat zevkini resmetmiş beckete kadar. brecht için oyunculukta var kültürü topluma ulaştırmak. sartrenin ideolojisi marksist teoriyi kitlelere ulaştırmak şeklinde. camusun varoluşçuluğu edebiyatın materyalizma bürünmesi. fulkneer ve malraux gibi yazarlar proustun kayıp zamanın izinde gibi hülyalı. ama lew trocki devrim için yaşıyordu istikbal ararken sosyalizmde. bergsonun sezgiciliği için ne düşünüyordu bilime inanmışlar. picassonun dramlara anlam katan sanatındaydı anlam kopuşları. tanrının seçkin kabilesiydi beni israil. gettonun eğittiği kin için saldırıyor islama. hak yol olduğu niçin alimlere göre. başka türlü geçerli değil kurana inanmak. medusanın ölümü kadar trajiktir islamdan kopuş. şehrin meydanlarındaki anıtla büyür çocuklar. varmıydı sömürüden kurtuluş seccadelere. ağlayın su yükselsin diyordu necip fazıl. yahya kemalin bozgunda bir düş olması sezai karakoç için. bunları akılda tutmakla kazanılmıyor savaşlar. goethenin faustunda modern insanın dramı şeytanla başlayan hikayeyle. işte umutsuzluk demek jack londonda vahşi tabiatın çağrısı. acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim diyordu ismet özel. erdem beyazıt hala hayal kırıklığımı demek mahallede. küçük iskender ölü şairlerle sevişiyordu otellerde. can yücelin güneşe teslim ol demesi güneşi fethe çıkanlara. ahmet erhan tutunmanın makbul oluşunu hatırlatıyordu nedensiz yalnızlıklara. sait nursideki amaç modernlikle uzlaştırmak dini bu acip zamanda. seyyit kutubun sosyal adaletinde vardı ideolojilerden tevarüs edilen. ali şeriatide medeniyetin islama bakışı için tarihsel materyalizmi islamın. ancak mevdudi için islamın ayırıcı vasfı vardı dinde. takipçisi sait havvanın yeterli görmesi islamı hikmeti evrensel kabul ederek. bunların üstadı hasan el-benna için cihat silahlı mücadele demekti küfre karşı. elkaide devamıydı cihadın emperyalizmin tuğyana benzerliğiyle savaşan. güçlüydü ihvanı müslimin soğuk savaş devrinde. erbakan halka dönüşün yollarını açıyordu milli görüşle. alpaslan türkesin 9 ışığı aydınlık demekti millet için. ahmet aravasi gibi mürşitlerin yoluydu tarikat. ecevit kültüre bağlıyordu sosyal değişimi. ismet inönü gibi çağdaşlığı gelişime engel görmeyerek. ancak siyonizmle savaşı vardı islamın filistin kurtuluş örgütünde amaçlanmış. islamın sol yorumunda vardı yaser arafatın mücadelesi direnişin gerekli oluşuyla aynı görüşteydi dehakp-c bir dizi eylemin içindeyken. örgütün çöküşüne zemin hazırladı sovyetlerin dağılması tikko gibi. devrimci hareketler dağılmıştı 12 ceylülün faşizan baskısıyla. dev-gencin ihtilal için yürümesi imkansızdı işkence altında. bir şehri yeniden inşanın şartları vardı gazzede erdoğan için. ümmet için islam milliyetçiliğı esas alınıyordu siyasette artık. şairler nasıl bir ülkede yaşıyor sömürgeleştirilmiş duygular için. işte adresin şaşmadığı kanıtlanıyor sularda. sıra selviler şenleniyor rizede. kent olmak kadar sahicidir istiklal caddesi. çünkü taşınıyor yeni şehirde düşlere cadde ve sokaklar.

Elli yıllık yani

Olur mu Kâni.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23