• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Durun daha; halk bunların yüzlerine tükürecek

05 Nisan 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Durun daha; halk bunların yüzlerine tükürecek

Ali Karahasanoğlu

Aylarca algı operasyonu yaptılar. “Duruşmalar canlı yayınlansın, televizyonlar naklen yayın yapsın” dediler.

Kural olarak ben de bu görüşe katıldım.

Ama otel odalarında gizli toplantı yapan, otel lobisindeki kameraları bantlayan ahlaksızların, müteahhitlerle yaptıkları görüşmeler hem kayda alınmasın hem de dışarıdan dinlenemesin diye yanlarında jammer taşıyan sahtekarların, “duruşmalar canlı yayınlansın” talebinde samimi olmadıklarından, adımın ‘Ali’ olduğundan emin olduğum gibi emindim.


 

Siyasi iktidar, mevcut düzenlemedeki, “duruşmalarda görüntü kaydı yapılamaz” kuralının değiştirmesini gereksiz gördü.


Belki de hızlı bir şekilde kural değişikliği yapılması halinde, bunun altyapısının oluşturulamayacağından kaynaklı bir çekingenlik vardı.

Kim bilir belki de, kamuoyu tarafından hiçbir şekilde merak edilmeyen davaların duruşmalarının da, televizyonlardan canlı yayınlanmasını isteyen hırsızlar, katiller, rüşvetçiler, haramzadeler, terör örgütü üyeleri, yayın yapacak televizyon kanalı olmadığında, “Başkalarının duruşmaları televizyondan yayınlanıyor da, benim duruşmam niye naklen yayınlanmadı ki? Bana, gizli saklı hukuksuz işlemler mi yapılıyor” şüphesine kapılabilir ve bu noktada da itirazlarda bulunup, dosyalarda gereksiz yere bozma gerekçeleri oluşturabilirlerdi.


 

Devletin bu noktadaki haklı çekincesi bir kenara..


Duruşmaların canlı yayınlanmasını isteyen CHP ekibinin de samimi olmadıkları, bir küçük adımla hemen ortaya çıktı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB yolsuzlukları yargılamasında, duruşma salonundaki kameralarla ilgili küçük bir yenileme yaptı.

“Duruşma televizyonlardan canlı olarak yayınlansın” diyen yolsuzluk sanıklarının avukatları ise, hemen tepinmeye başladılar.

Neymiş?

“Duruşmalar canlı yayınlansın” diyen sanık avukatları, savcılığın kameraları artırmak istemesi üzerine bakın ne diyorlar:

“Duruşma salonundaki beyaz kameraların altına yeni siyah kameralar takıldı. Bu kameralarla notlarımız, telefonlarımız hepsi gözükebiliyor. Bunu baskı altına alma girişimi olarak değerlendiriyoruz.”


Duruşma salonunda, telefon kullanıyorlar.


 

Bir de utanmadan, zaten kullanılması duruşma adabına aykırı olan telefonlarında “hukuka aykırı bilgiler-belgeler” var ki, onların deşifre olmasından korkup, kamera kayıtlarının alınmamasını istiyorlar.

Hani canlı yayın istiyordunuz.

“Her şey halkın huzurunda olsun” diyordunuz.

Şimdi kameralardan niye korkuyorsunuz?

Cep telefonundan birbirinize ne yönlendirmeler yapıyorsunuz, izleyicileri nasıl tahrik ediyorsunuz, nasıl kışkırtıyorsunuz, anlaşılacağından mı korkuyorsunuz..  Bunların görünmesini arzu etmediğiniz için mi kameralara itiraz ediyorsunuz?

“Duruşmalarda alkış” ilk defa sizin hırsızlık davanızda sergilendi.


 

Duruşmalarda binlerce yıl hapis cezası istenen rüşvetçi ve yolsuzluk sanıkları, tarihte ilk defa, “avukatları ve izleyicileri selamlama konuşması” yapma hokkabazlığına kalkıştı.

Belki dünyanın hiçbir yerinde görünmeyecek şekilde, duruşma salonlarında sloganlar atıldı.

Laf olsun diye söylemiyorum.

Amerika’dan başlayın, Avrupa’dan geçin, Çin’den çıkın, Japonya’da bitirin.

Rüşvetten/yolsuzluktan yargılanan sanıklar lehine, mahkeme duruşma salonunda slogan atılan tek bir ülkenin adliyesini gösteremezsiniz.

Bu kadar soytarılar, bu kadar hokkabazlar, bu kadar reziller.

Suç işlemekte bu kadar cesurlar.


 

Topladıkları rüşvet paralarıyla, duruşmada slogan attırıyorlar.

Slogan atanların tespiti ve yargılanması için kamera kaydı alınmak istendiğinde de.

“Cep telefonlarımızdaki yazışmalarımızı görüp, bunlarla ilgili işlem yapacaklar” diye suç bastırmaya çalışıyorlar.

O kadar utanmazlar ki, duruşmada cep telefonuyla meşgul olmak sanki bir hakmış gibi gösteriyorlar.

Duruşma salonuna cep telefonuyla girmeniz bile size bir lütuftur.

Duruşma salonundaki suç niteliğinde slogan atmaları kameraya alıp, sosyal medyada paylaşıp, suç sanıklarını kamuoyunda masum kişiler gibi gösterme çabalarınızın önlenmesi için, cep telefonlarının duruşma salonuna girmesi bile engellenmeli idi ama..

Bugüne kadar bu engelleme yapılmadı, yapılamadı.


 

Yolsuzluk şebekesi de, şımardıkça şımarıyor.

Sergilenen rezillik buna benziyor.

Okullarda öğrencilerin cep telefonuyla sınıflara girmesi yasak.

Duruşmalarda da cep telefonuyla oynanması, disiplini bozacak şekilde sürekli cep telefonuyla meşgul olunması yasak.

Sınıflara kamera konulduğunda, öğrenciler “okul idaresi, bizim cep telefonumuzda neyle meşgul olduğumuzu görebilmek için, sınıflara kamera koydu. Bu kameraların kaldırılması gerekir” dediğinde, ne kadar şaklabanca hareket etmiş oluyorlarsa..

Duruşmalardan görüntü alınması yasak olduğu halde, hem de slogan atılmasını kayda alıp sosyal medyada paylaşan soytarıların tespiti için, duruşma salonuna konulacak kameraların, avukatların cep telefonlarındaki yazışmaları görebilmeyi amaçladığını söylemek de, o kadar şaklabanca bir söylemdir.


 

Atalarımız, “Kork; korkmayandan.. Utan; utanmayandan” demiş.

Tam bu hokkabazlar için söylenmiş bir atasözü..

Utanmazlık had safhada..

Neredeyse savcılık utanacak, “Biz avukatların cep telefonlarını dikizliyormuşuz gibi, kamuoyunda algı oluşuyor” diye.

Adamlar çalmışlar.

Davaya müdahil olmak üzere binlerce insan, “Bizim paralarımız çalındı. Bizim emeklerimiz gasbedildi.” diyerek duruşmaya müdahil olmak üzere katılıp, Hak, hukuk, adalet” sloganları atacaklarına..

Hırsızlara destek verenler, o sloganı atmaya kalkışıyorlar.

“Ehliyet/liyakat” diyerek koltuğa oturanların, makamları nasıl sınıf arkadaşlarına, mahalle arkadaşlarına, parti yandaşlarına peşkeş çektiklerini gören İstanbullular, “Objektif bir atama yapılsaydı, benim de o makama gelme ihtimalim vardı. Ama sınıf arkadaşını, mahalle arkadaşını atadıkları için ben mağdur oldum. Bu sanıklardan biz de şikayetçiyiz” diyerek mahkemeye müdahale dilekçesi vermeleri gerekirken.


 

İstanbullular zararı sineye çekmişler.

Savcılık bizim adımıza, suç işleyenlerin cezalandırılması için hakkımızı takip ederler, diye düşünerek işin peşini bırakmışlar.

Sanıklar da pişkin mi pişkin, duruşma salonlarını suç örgütü toplantı salonlarına çevirmeye kalkıyorlar.

Dün bir kamuoyu araştırması yayınlandı.

İlk başlangıçta da benim kanaatim oydu ki, halkımız sülün Osman’ın bugünkü versiyonu Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluklarına prim vermiyordu.

Ama operasyon tarihinde, siyasi saiklerle soruşturma başlatıldı diyenlerin dahi, bugün artık bu kanaatlerinden büyük oranda vazgeçtikleri, kamuoyu araştırmalarında ortaya çıkıyor.

Durun daha, bugünler iyi günleriniz.

Ben eminim ki, bu yolsuzlukları savunan kim varsa, yarın gerçekler duruşma salonlarında ortaya çıkınca, halk onların yüzlerine tükürecek.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

kameraları bantlayanlar canlı yayın kamera ekrem imamoğlu duruşma slogan

kameraları bantlayanların canlı yayın gerçekten isteyeceklerine kim inanır

ekrem imamoğlu sülün osman

sülün osman benzetmeniz şimdi anlıyoruz ki çok doğru canlı yayın kamera ekrem imamoğlu duruşma slogan
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23