• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

79 yaşında gerçekleri çarpıtmanın ustası

08 Haziran 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

79 yaşında gerçekleri çarpıtmanın ustası

ALİ KARAHASANOĞLU

Cuma akşamı Akit TV’de, Kırmızı Masa’da, Muharrem Coşkun’un konuğu Ertuğrul Özkök’tü.

28 Şubat sürecinde çok uzun süre Hürriyet Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliğini yapan Ertuğrul Özkök, o tarihte darbecilerden sözcülüğünü yaparak attıkları manşetlerin bazılarından pişmanlığını ifade etse de, O tarihlerde yaşanılan hukuksuzlukların benzerlerinin bugün de tekrarlandığını iddia etmesi bile aslında ne kadar fanatik bir zihniyete sahip olduğunu gösterdi.

Çelişkileri bir tane iki tane değildi.

O kadar kendisine güveniyor ve yalanları çok rahat söyleyebiliyordu ki, kendisini 28 Şubat darbecileri ile yan yana konulmasına bile itiraz eden bir söylem geliştirdi.

Tayyip Erdoğan’ın milletvekili adayı olamayacağına dair Yargıtay’ın al takke ver külah kararını, meğerse Deniz Baykal’la birlikte işlevsiz bırakan Ertuğrul Özkök imiş.


Ak Parti’ye açılan kapatma davasına da, Ertuğrul Özkök karşı çıkmış.

Şaşırmayın, dindar insanları siyasetten uzaklaştırmak için en pespaye yalanları Hürriyetin manşetinden vermekten hiç çekinmeyen Ertuğrul Özkök şimdi milli görüşün lideri için, “Erbakan hoca” diyerek saygılarını sunuyor.


Dersiniz ki Erbakan hocaya altın kaçakçılığı iftirası ile muhatap eden, yurtdışındaki bir cinayetin azmettiricisi olarak manşete taşıyan Ertuğrul Özkök değildi.

Meğerse başörtü yasağına ilişkin de, Ertuğrul Özkök’ün zorbalar lehine hiçbir destek manşeti, aslında yokmuş.


Biz uyduruyormuşuz. 

O zaman hodri meydan.

411 el kaosa kalktı manşetiniz başörtü yasağının sürmesi için atılmış bir başlık değil miydi?

Programda Muharrem Coşkun bu soruyu kendisine yöneltti.

O kadar rahat yalan söylüyor ki, “biz durumu tespit ettik. Başörtü yasağı sürsün diye o manşeti atmadık. Kaos çıkacak şeklinde tespit yaptık. Nitekim de zaten kaos çıktı.” Savunmasını yaptı 79 yaşındaki, büyük gazeteci.

Ve şu cümleyle devam etti: “Manşetin spotlarına bakın, biz toplumsal mutabakatla yasağın kalkmasını istiyorduk. Yasağın hiç kalkmamasını söylemedik.”


O manşet, Ak Parti’nin tek başına iktidara gelmesinin beşinci yılında atılmıştı.

Ak Parti iktidara gelmiş.

Altı ay ve bir yıllık sürelerde, başörtü yasağını kaldırma ve imam hatiplerin orta kısımlarını açma sözünü seçmene verdiği halde.


Altı ay ve bir yıllık süreler geçmiş.

İki yıl geçmiş.

Üç yıl geçmiş.

Dört yıl geçmiş.

Beş yıl geçmiş.

Bir seçim daha yapılmış.

Yeni seçimde AK PARTİ oylarını %34’ten %47’ye çıkartmış.

Seçim meydanlarında yine aynı taahhütlerini biraz utanarak, “daha önce yapmalıydık ama bırakmadılar” diyerek tekrarlamış.

Sadece Ak Partili milletvekilleri değil.

2007 milletvekili seçiminde Milliyetçi Hareket Partisi meclise girmiş.

Onlar da, 1999’da çözmemiz gereken başörtü sorununu şimdi Ak Parti ile birlikte çözelim düşüncesinden hareket ederek.

Ak Parti ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla ve referanduma bile ihtiyaç hissetmeyecek şekilde nitelikli çoğunlukla anayasa maddesi değiştirilmiş.

Bu kadar net halk desteği olan ve 411 milletvekilinin kabul oyu verdiği değişiklik için dahi, kendisinin bilimsel-akademik yönü de olduğunu iddia eden Ertuğrul Özkök, “niye acele ettiniz, toplumsal mutabakatla bu sorun çözülmeliydi” diyor.


Senin 99 yaşına gelmeni mi bekleyeceğiz Ertuğrul bey.

411 milletvekilinin evet oyu verdiği bir konuda toplumsal mutabakat yoksa, hangi konuda toplumsal mutabakat olabilir.

185 milletvekili ile kanun çıkan bir Türkiye’de, bu sayının 2,5 katı milletvekili evet oy veriyor.

Ama şimdi havluyla polis karşısına çıkan, metreslerini Belediyelerde bankamatik çalışanı yaparak gününü gün eden CHP’li belediye başkanlarının, suç işleyip işlemdiklerini ben bilemem” diye yorumlayan Ertuğrul Özkök, Başörtü yasağının kaldırılması için toplumsal mutabakatı oluşmaması gerekçesiyle öğrencilerin beklemesi gerektiğini söyleyebiliyor.

Toplumsal mutabakat acaba nasıl oluşacaktı?

Merak ediyorum, Ertuğrul Özkök bir defa daha Kırmızı Masa’ya gelsin sadece bu konuyu anlatsın.

Bir ülkede temel hak ve özgürlüklerden birisi kısıtlandığı zaman, bu kısıtlamanın ortadan kaldırılması için toplumsal mutabakat gerektiği hangi hukuki metinde yazıyor?

Bana böyle bir metin gösteremez.

Ne anayasada ne de kanunların hiçbirisinde, “toplumsal mutabakat” diye bir ifade de gösteremez.

Bunu es geçtik, şunu sorayım: “Toplumsal mutabakat” diye de tanımlanan anayasayı değiştirecek çoğunlukta milletvekilinin oyuyla kabul edilen bir düzenlemede, “toplumsal mutabakat oluşmadı” demek nasıl bir gerçekleri tersyüz etme mantığıdır.

Ve en nihayetinde Ertuğrul Özkök, Ekrem İmamoğlu’na da destek çıkarak, gazeteci olmadığını, tarafsızlık diye bir derdinin bulunmadığını gösterdi.

“Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkmak, Gazeteci olmamak anlamına nasıl gelebilir” diye itiraz edenleriniz olabilir.

Tane tane anlatayım. Laf salatası yapmadan, yalın olarak izah edeyim.

Tayyip Erdoğan şiir okuduğu için ceza verildiğinde, “muhtar bile olamaz” manşetinin, “durum tespiti” olduğunu söyleyen Ertuğrul bey.


Başörtü yasağının kaldırılması için anayasa değişikliği yapıldığında, “411 el kaosa kalktı” diye atılan manşeti, “biz yasak kalkmasın demedik, oluşacak kaosu belirttik” diyerek savunan Ertuğrul bey.

Ekrem İmamoğlu yolsuzlukları sebebiyle tutuklandığında.

Durum tespiti yapmıyor.

“Bu kadar suçlamaya muhatap olan bir adam, tahliye edilse bile sokağa nasıl çıkabilir, halkın yüzüne nasıl bakacak” şeklinde bir durum tespiti yapmıyor.

Peki ne yapıyor?

Ertuğrul Özkök’ün avukatlığını yapıyor.

“411 el  kaosa kalktı” derken, başörtü mağdurlarının avukatlığını yapmıyor, aksine başörtüsü yasakçılarının istediği başlığı atarak gazetecilik yaptığını iddia ediyor ama.

Yolsuzluk sanığı Ekrem İmamoğlu’na sıra gelince onu şöyle savunuyor:

“Ben iddianameyi okudum. Sadece tanık ifadeleri var. Başka da bir şey yok”

Devam ediyor: 

“28 tane sanık verdiği ifadeden vazgeçti”.

Ve devam ediyor, “79 yaşında bir gazeteci olarak yaşadığım tecrübelerden çıkardığım ders ile size söylüyorum Aziz İhsan Aktaş verdiği ifadelerden vazgeçecek.”

Önce şunu söyleyeyim.

Verdiği ifade savcı tarafından makbul görülüp, başkaları için delil gösterilerek değer atfedilen tek bir sanık dahi, şu ana kadar ifadesinden vazgeçmedi.

Peki ne oldu.

Bu yalanlar hangi gerçeğin üzerinden üretilen algı operasyonu?

Bunların en başta gelenin ismini de vereyim, cevabım daha somut olsun:

Murat Kapki, “ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum, Suçumu itiraf edeceğim” diyor.

Savcıya götürülüyor.

Bir şeyler anlatıyor.


Savcı “bunlar hikaye, senin bu anlattıkların suçlarını itiraf ettin anlamına gelmiyor.” Diyor ve Murat Kapki’nin talep ettiği etkin pişmanlıkdan yararlanma dilekçesindeki isteği kabul etmiyor.

Murat Kapki bir süre sonra bir daha, “Ben bu sefer suçları itiraf edeceğim, suç işleyen diğer şahısları da deliller ile size söyleyeceğim” diyor.

Yine ifadesi alınıyor.

Savcı yine, “Senin bu anlattıkların masal. Etkin pişmanlıktan yararlanamazsın” Diyor ve Murat Kapki’in talebini tekrar reddediyor.

Duruşmalar başlayınca, Murat Kapki zaten kabul edilmeyen o ifadelerini geri çektiğini belirtiyor.

Hoooooop, Ekrem İmamoğlu’nun rüşvet paralarıyla fonlanan gazeteciler hep birlikte, “Murat Kapki verdiği etkin pişmanlık ifadesinden vazgeçti. Dava düştü.” Diye algıya başlıyorlar.

Arkadaşlar Murat Kapki’nin verdiği etkin pişmanlık ifadesi zaten savcılık tarafından kayda değer görülmedi ki şimdi vazgeçince de bir değeri olsun. Veya evvelki değerin, silinmesi gereksin.

Ben Murat Kapki’ye söyledim Ertuğrul Özkök 28 tane sanık ifadesinden vazgeçti diye aktardı 28 kişiyi birden anlasın.

Ne oldu şimdi?

Sen gazetecilik mi yaptın?

Sen tarafsız olarak bir olayı yorumlamaya mı çalıştın?

Hayır.

Hırsızlık yapanların, yolsuzluk yapanların avukatlığını yapmaya kalkıştın.

Onların yaptıkları pislikleri eline yüzüne sen de bulaştırdın.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Medine

Bu adamın akitte ne işi var ama ihi oldu kendi ağzından nasıl biri olduğunu herkes dinlediBir taraftan diyorum ki Muharrem iddianemeye iyi hazırlamamış ama siz ne yaparsanız yapın onlar yalanın her türlüsü ile hazırlar Bunları zaten yaşayarak gördük ama bilmeyenler için iyi oldu Bir de a.taşgetireni övdüya artık o da bunlardan aldığı madalyayı gururla takabilir
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23