• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

100 bin avronun altına inmememiz lazım.. Bu yapılan ‘i..lik”, “o...luk”

24 Haziran 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

100 bin avronun altına inmememiz lazım.. Bu yapılan ‘i..lik”, “o...luk”

ALİ KARAHASANOĞLU

Adalar’ın CHP’li Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat ile Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz arasında geçen diyalog şöyle:

Hüseyin Yılmaz: “Başkanım, 150 bin Euro’dan aşağı inmememiz lazım” 

Ali Ercan Akpolat: “Gelsin görüşelim, ben canavar gibi konuşurum, 100 bin Euro’nun altına inmeyelim.”

Biz Cumhuriyet gazetesinin Ankara Temsilcisi’nin Adalar Belediye Başkanlığı’nda ne işi var diye, önceki adaylara itiraz ederken, Ekrem İmamoğlu “sistem”i daha güçlü bir şekilde hayata geçirmek için Ali Ercan Akpolat’ı Adalar Belediye Başkan adayı yaptırmıştı.

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın 1.5 yıldır tutuklu olmasından hiç ders almamış olmalı ki, şimdi de Ercan Akpolat çıktı karşımıza..


Abi nedir bu?

Başkan yardımcısı, başkana çıkışıyor.

Başkan da başkan yardımcısına çıkışıyor..

Biri 150 bin avro diyor.


Diğeri 100 bin avrodan aşağıya inmememiz lazım diyor..

Yanlış anlamayın..

2 sene önceki, beş sene önceki muhabbet değil bu..

Ekrem İmamoğlu ve avanesinin cezaevine girişinin yıldönümüne yaklaşıldığı günlerde.. 21 Ocak 2026’da yapılan konuşmalar, bunlar..

Heyyy, etik siyaset sözcüsü Ahmet Davutoğlu, İstanbul’da, Adalar’da, diğer ilçelerde ve Türkiye’nin genelinde AK Parti’yi beğenmeyip seçim kazandırdığınız CHP’li isimler, işte bu muhabbetlerle günlerini dolduruyorlar..

Hiç utanmıyor musunuz?


“Tutuklu yargılanma olmaması lazım” derken..

Hiç mi vicdanınız sızlamıyor..

CHP’li rüşvetçilere seçim kazandırdığınız için hiç mi kendinizi vebal altında hissetmiyorsunuz?

Açıyoruz Karar gazetesini..

Tık yok..


Ne 100 bin avro var, ne de 150 bin avro..

Açıyoruz Cumhuriyet gazetesini.. Yok..

Sözcü’de yok. Birgün’de yok..

Arkadaşlar, siz bu haberi vermediniz diye, Adalar Belediye Başkanı 150 bin avrodan kendisini kurtarmış olmuyor..

Bu olay yaşanmamış olmuyor..

Ama öyle rahatlar ki.

Öyle pişkinler ki..

Adalar Belediye Başkanı tutuklandığı gün, Silivri’de Ekrem İmamoğlu duruşmada sırasını beklemeden, acil açıklama yapıyor:

“Akit, Sabah gibi mecralarda milyarlarca lira, yüzlerce kilo altın varmış gibi yapılan yayınlar artık sıradan propaganda olmaktan çıkmıştır. Bu yayınlar bugün açıkça azmettirici bir kaynağa dönüşmüştür.” 

Sanki hiç para toplanmamış, sanki “sistem” kurulmamış, bunları biz uyduruyormuşuz gibi, Ekrem İmamoğlu sanık sandalyesinden aptala yatan yorumlar yapıyor: “Bu mesele artık yalnızca bir adli süreç değil, sanıkların ve ailelerinin can güvenliği meselesidir.”

Gerçekten öyle..

Paralar, altınlar illegal depolandığı için..

Anlaşılmaması için, kayda girmemesi için bankaya yatırılmadığı için..

Şu isime, bu dövizciye, o genel müdür yardımcısına emaneten verildiği için..

Millet birbirini soymaya kalkmaya başladı..

 Florya’da dövizcinin apartman otoparkında üç aydır beklettiği arabanın bagajndaki dövizler hırsızlık süsü ile yok edilmeye çalışıldı..

Kimse sormadı, hangi alın teri ile kazanılan para, otoparktaki arabanın bagajında saklanır..


Şimdi milyonlarca liralık rüşvet çarkının döndüğü Kültür A.Ş.’nin genel müdür yardımcısı, kendisinde 500 kilo emanet altın olduğu gerekçesi ile kaçırılıyor..

 Dövizi kendileri itiraf ettiklerinde topa hiç girmeyen Ekrem İmamoğlu, şimdilik 500 kilo altının itiraf olmadığı için, duruşma salonundan hemen mesajı veriyor: “Ortada hiçbir şey yoktur. Bizim ne ayakkabı kutularımız vardır, ne gizli kasalarımız vardır, ne de açıklanmayan tapularımız.”

Ne kadar pişkin, ne kadar rahat, ne kadar şovmen, görüyor musunuz.

İki villanın hesabını veremeyen adam, “bizim açıklanmayan tapularımız yok” diyor..

 Bunlar TÜGVA’nın Adalar’daki bir küçük mekandaki temsilciliğini, “peşkeş” olarak niteliyorlardı, değil mi?

Karar gazetesi de, eğitim gören çocuklarımıza tahsis edilen alan üzerinden, asrın yolsuzluğunu keşfetmişler gibi, haber üstüne haber yapıyorlardı değil mi?

Haydi bakalım aslanlarım benim, dün yazamadınız. İnternet sitesine koyamadınız.

Bugün Yusuf Ziya Cömert başlasın, Mehmet Ocaktan geliştirsin, Elif Çakır bu kadar da olmaz ki” diye devam ettirsin, son sayfada Akif Beki bitirsin işi..

Ahmet Taşgetiren ağabeyi unutmuş değilim.

O da ağır abi pozlarında, “Ormanın içine yapılacak olan kaçak inşaat için alınacak para, zaten mal sahibine bir hak getirmeyeceğinden, para da rüşvet sayılmaz” diye Mustafa Çağrıcı’dan fetva alarak mı yazar..

Yoksa..

Taha Akyol’dan makyavelist yeni bir açılım tarzı mı bulur, bilemem..

Ama sorumuz net.. Sadece Adalar Belediye Başkanı değil muhatabımız..

Ekrem İmamoğlu’nun “sistem”ine destek çıkan herkese.. 

“100 bin avronun altına inmememiz lazım” nedir arkadaşlar?

Maliyetiniz ne ki, altına inemiyorsunuz?

Tohum ektiniz, sulama yaptınız, gübre masraflarınız var, şimdi hasat mevsimindeyiz, ürünleri satacaksınız, hesabı yaptınız da, onun için mi 100 bin avronun altına inemiyor musunuz?

Alım faturası 60 bin avro, taşıması var, işçiliği var, dükkan kirası var, yönetici maliyetleri ve reklam harcamaları ile size girişi 95 bin avro da, onun için mi, “100 bin avronun altına inmememiz lazım” diyorsunuz?


İnşaatın işlemlerini yürüten Durmuşoğlu, belediye yönetimini kastederek, “Benden 150 bin dolar almak için bu tarafı mühürlüyorlar” diyerek, diğer inşaatlarının da okka altına gittiğini söylüyor ve bu yapılanın “i...lik” ve “o....luk” olarak niteliyor.

Duydunuz mu, Özgür Özel..

Duydun mu Ekrem İmamoğlu..

Duydun mu “sistem”?

Eğer tespit edilen bu konuşmalara rağmen..

Hatta belediye belediye binasına çanta ile para getirildiği, şahit ifadelerine ilaveten kamera kayıtları ile tespit edildiği halde..

Hâlâ birileri “lekelenmeme hakkı”ndan bahsedebiliyorsa..

“Masumiyet karinesi” diyorlarsa..

Ama Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı gibi, aslında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmayanlar kastedilerek, “Bende ayakkabı kutusu yok” denilebiliyorsa..

Dövizcideki 1 milyar TL’nin hesabı verilemediği halde, “bizde gizli kasa yok” denilebiliyorsa..

Ve belki de daha önemlisi..

Bu şovlara imza atan adamlara, muhafazakar gazeteciler destek çıkıyor, en azından sessiz kalıyorlarsa..

Adalar’daki inşaata iskan almak isterken, önerilen rüşveti vermediği için diğer inşaatları da mühürlenen müteahhitin dediği gibi, gerçekten “bu yapılan i..lik”..

Kim ne derse desin..

Ve kimse kusura bakmasın, gerçekten de, “Bu yapılan o... luk.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23