• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı
TÜM YAZILARI

Taklitçi eğitim şurada masaya yatırılmalı

02 Aralık 2021


Ali Erkan Kavaklı İletişim: [email protected]

Bursalı eğitimci Arif Çelenk ve arkadaşları, “EĞİTİM BEKA MESELESİDİR” başlıklı bir rapor hazırlamış, 20. Eğitim Şurasına göndermişler, davet almamışlar. Bu çok önemli raporundan birkaç önemli konu aktaracağım:

“Geçen 20 yılda eğitim alanında özellikle okullaşma, teknolojik alt yapı, ücretsiz kitap dağıtımı, her şehre üniversite kurulması ve okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması gibi konularda büyük atılımlar gerçekleştirildi. Kemiyete dair bu ilerlemelere rağmen keyfiyet (eğitimin içeriği ve sonuçları) itibariyle istenen gelişmenin sağlanamaması Cumhurbaşkanımızın özeleştirisinin temelini oluşturuyor. 

Tanzimat’tan bu yana eğitim alanında sürekli yeni yöntemler deneniyor, müfredat güncelleniyor, öğretim yöntemleri yeniden ele alınıyor fakat bir türlü istenen sonuç elde edilemiyor. Tüm bu yenilik çabalarının ortak bir yönü var: 

Batı eğitim sistemlerini aynen taklit etmek. Bu durum organ naklinde ortaya çıkan doku uyuşmazlığına benziyor. Bu uyuşmazlık kangrene dönüşüp tüm bedeni tehdit edebiliyor. 

Fî tarihte bir Eğitim Şûrasına katılmıştık. Gördüklerim, dinlediklerim sorunun kaynağına işaret ediyordu. Sunum yapan akademisyenler neredeyse ağız birliği etmişçesine James, Freud, Jung, Watson, Binet, Pavlov, Wertheimer, Maslow, Piaget, Skinner gibi batılı bilim adamlarının çalışmalarından alıntılarla sunumlarını gerçekleştirdiler. Eğitim ve gelişim psikolojisi ile öğretim yöntemlerinde tüm üniversitelerimiz bu isimlerin çalışmalarını esas almaya devam etmektedir. Elbette bu çalışmalardan istifade edeceğiz lakin bu bilim adamlarının bizzat kendileri ortaya koydukları görüşlerin bir “teori” olduğunu ve Avrupa toplumunu konu edindiğini sıklıkla dile getirdiler. Asıl sorun Batılı görüşlerin taklit yoluyla ülkemizde denenmesi. Bu teorilerin yerli ve milli bir görüşle harmanlanarak gücünü gelenekten alan bir sentez haline getirilmesi lazım. 

Avrupa’nın 12. ve 13. yüzyıldan itibaren yaptığı tam da bu. Endülüs İslam Medeniyetini kendilerine örnek alan Avrupalılar ilk üniversiteyi Bologna’da kurarak İslam bilgi kaynaklarını kendi ülkelerine taşıdılar, bu bilgileri Avrupa geleneğiyle harmanlayarak yeni bir senteze ulaştılar. Daha sonra açılan Oxford, Salamanca, Sorbonne gibi üniversiteler de tamamen Endülüs üniversitelerine gönderdikleri öğrencilerin tecrübelerine dayanarak kurulmuştur.      

Batı’da deneysel bilimin kurucusu olarak bilinen Roger Bacon eğitimini Endülüs’te aldı. Ona göre İbn-i Sina Aristoteles’den sonraki en büyük filozof. Sonradan İkinci Syvestre adıyla papalık koltuğuna oturan Aurillaclı Gerbert tahsilini orada yaptı. Batı Rönesansının temelinde Endülüs bilimi var.

Ülkemizde eğitime dair en büyük sorun geleneğimizi, tarihimizi ve inançlarımızı hor gören, körü körüne taklitçiliği son iki asırdır tek kurtuluş çaresi olarak değerlendiren aşağılık kompleksinden mustarip sözde aydınların tesirleridir. “Kraldan çok kralcı” olan bu tipler başta eğitim olmak üzere dil devrimi, dilde sadeleşme, Osmanlıcanın yasaklanması, Türk musikisinin radyolardan kaldırılması, dinî eğitimin etkisizleştirilmesi, Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinin silikleştirilmesi gibi uygulamalara imza attılar, milletimizin tarihinden ve geleneklerinden koparılmasına ve toplumsal fikrî buhran yaşanmasına sebep oldular.  

Son iki asırdır alışkanlık haline gelen bilinçsiz taklitçilik bugün de eğitimimize yön vermeye devam etmektedir. 

Müfredat sürekli güncelleniyor, öğretim metotları değişiyor, kitaplar yenileniyor lakin sonuç değişmiyor. Bu durum aynı odadaki kanepenin yerini değiştirmeye benziyor. 

Aslolan bakış açısının, temel felsefenin ve ilham alınan kaynakların değiştirilmesidir. Bu da ancak Gazalileri, Birunileri, Farabileri, Uluğ Beyleri, İbn Sinaları, Kâtip Çelebileri, Ahmet Cevdet’leri ve nice ilim adamını yetiştiren kadim anlayışımıza dönmekle mümkündür. Bu kadim anlayış; ilhamını yüce kitabımızdan alan “İlim her Müslümana ömür boyu farzdır” şeklinde özetlenebilecek temelakidedir.Halen bir benzeri imaredilemeyen Taç Mahal, Divriği Şifahanesi, Selimiye Camii, Mağlova Kemeri, Gevher Nesibe Şifahanesi, El-Hamra Sarayı gibi yaşayanbinlerce âbide bahsettiğimiz temel akidenin, kadim eğitim anlayışımızın, kültürümüzün, irfanımızın, geleneğimizin veciz bir numunesi olarak bizlere her konuda yol göstermelidir.

Milli bir eğitimden bahsedeceksek milli kaynaklarımıza dönmeliyiz.”

Rapor son derece önemli tespitler ve öneriler içeriyor.

Eğitimde kendi örneklerimizi ve eğitim anlayışımızı ortaya koymak maksadıyla “En Sevilen Öğretmen Hz. Muhammed (sav) ve Eğitim Metotları” isimli bir eser kaleme aldım. Hayli ilgi gördü, 17 baskı yaptı.

Değerli eğitimciler ve bilim adamlarının çabasıyla (Prof. Sefa Saygılı, Dr. Ali Akben, Prof. Halim Ulaş, Duran Çetin, Mustafa Duran, Adnan Kalkan, Burhanettin Saygılı) EN BAŞARILI ÖĞRETMEN HZ. MUHAMMED (SAV) SUFFE OKULU BİZE VERDİĞİ İLHAMLAR isimli bir çalışma yapıyoruz.

Değerli düşünür Yusuf Kaplan’ın dediği gibi, taklitle kral olunmaz, sadece soytarı olunur.

MEB; Arif Çelenk, Gülten AKTAŞ, Ahsen ÇABUK, Dr. Ali TAŞTEKİN, Yunus Emre ALTUNTAŞ gibi değerli eğitimcileri şuraya davet etmeli. 

Bizim gibi ömrünü eğitime harcamış ve bu alanda onlarca kitap yazmış tecrübeli eğitimcilere kulak vermeli, manevi dinamiklerimizi esas alan müfredatlar hazırlanmalı, tarihi ve geleneklerimizle barışık yeni bir eğitim model geliştirmeli. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nizam

Hocam hep ayni sorun hep ayni sorun son 50 yil desem abartmiş olmam herhalde, bu eğitim işini bir turlu cozemedik. Ama ben cozdum hocam .bir şeyi dert edinirsen çaresini ararsin bulup getirirsin ama dert edinmessen care aramassin. Hocam bu eğitimi ancak sizin gibi egitimciler dert ediniyor iktidar deyil onun icin bunlarin onune ne atarsan at sag kulaktan girip sol kulaktan cikar bunlarin derdi iktidarda kalmak gencligin nasil nasil savruldugu deyil sadece gencleri vatan millet sakarya laflari ile celp edebilirlerse bu bize yeter diyorlar. Hem sonra bu egitim işi uc yilda veya 4 yilda cozulecek bir promlem deyil zaten bunlar her dort yilda bir yasam kazaniyorlar onun icin başlasak bile bitiremeyiz deyip bu işe hayatini harcayanlara bu iş uzerinde kafa patlatanlari toplantiya dahi cagirmazlar cunku ne akillari eriyor nede gucleri yetitor bu boyle gelmiş boyle gidiyor bakalim nezamanakafar. Hukumetin beyin takimi yok hocam, her alanda olduklari gibi egitimdede onlarca belkide yuzlerce danismanlari var ama işte o egitimci almiş oldugu bati egitiminle bu işi cozemez. Dukunmaya korkuyorlar elimizde kalacak diye.hocam her dort senede bir yama yapiliyor artik yamada tutmaz hale geldi bizim boyuk boyuk ekonimistlerimiz gibi hep batiyi ornek aliyoruz her konuda oldugu gibi batidan almadigimiz ney kaldiki dini bile bizim kendi dinimizi birakip onlarinkini almaya kalktik. bati ekonomisi kendisini bile kurtaramiyor gazete parcasi gibi para basiyorda basiyor sonra muslumana odetiyor. Hocam tabiki olumden gayri herseye care var ama ilk once derdimiz var diyecek iktidar.
  • Yanıtla

Aklı bey

Eğitim surala4i yakın zamana kadar Amerika ve Avrupa'nın istekleri doğrultusunda şekillendirdi . Toplum ihtiyaçları dikkate alınmadı şimdide aynı bir eğitimci olarak şuraya raporlar gönderdim geçmişte dindersi ilokul ikinci sınıftan itibaren zorunlu olmalı resim müzik ve bedene branş öğretmeni giriyor ve ikinci sınıfta başlıyor ingilizce kadar dinin önemi olmadi çocuklar için devlet nazarında ve hiçbir teklifimiz onaylanmadı kabul görmedi .sizi niçin eğitim sırasında cagirmazlar gerisini anlayın Bursalı eğitimcilerin bazılarıyla çalıştım iyi tanırım şuanda elli yaşında sokaklarda ıssız dolaşıyorum selam vedua
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23