--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milli Eğitimde fikri iktidar için ilim adamları hazır Fen Bilgisi kitapları tevhidi bakış açısı ile yazdırılmalı

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı
16

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta söylediği, “fikren iktidarda değiliz; bunun için ilim, sanat ve hikmet adamlarının gayreti lazım” sözleri bilim ve sanat çevrelerinde büyük yankı uyandırdı, ümitlendik doğrusu.

Aynı hafta 4. Uluslararası Bilim Işığında Yaratılış Kongresi yapıldı. Kongrede 34 üniversiteden 85 ilim adamı tebliğ sundu. Kâinatı Allah’ın kitabı kabul eden üniversite hocaları, kendi alanlarındaki en yeni bilimsel gelişmeleri sundular, Kur’an âyetleri ile kâinat kitabının âyetlerini birlikte okudular; ilmi hikmet ve marifeti İlahi olarak sundular.

MEB’in fen bilgisi, coğrafya, biyoloji, fizik, kimya, astronomi, hayat bilgisi kitapları Allah’ın eserlerini hiç yaratıcıyı anmadan, “doğa yaptı, kendiliğinden oldu” diyerek anlatıyor. Su, bitki, hayvan, atom, hücre, insan, dünya, güneş, gezegenler ve evrenin varlığını doğaya, tesadüfe bağlıyor. 

Materyalist dünya görüşü, devlet eliyle, not tehdidiyle evlatlarımıza dayatılıyor. Materyalizm, hem de oylarımızla iktidara getirdiğimiz Ak Parti döneminde, evlatlarımıza bilim diye telkin ediliyor. Bunun neticesi olarak çocuklarımız ateist, deist, ahlaksız oluyor; anne ve babalar üzülüyor, ağlıyor, kan kusuyor. 

Kongreye katılan bilim adamları, mikro ve makro âlemdeki düzeni anlatarak evrendeki sistemin kendiliğinden olamayacağına sayısız örnek verdiler. Bir örnek aktaracağım.

Önce konunun MEB’in 8. Sınıf Fen Bilimleri kitabında nasıl ele alındığını sunayım. Yağmurun yağması kitapta şöyle anlatılır: 

Su Döngüsü: Sağlıklı bir yaşam için yetişkin bir insanın günde yaklaşık 1,5-2 litre su içmesi gerektiğini biliyorsunuz. Su, sadece insanlar için değil tüm canlılar için hayati bir ihtiyaçtır. Tüm canlıların suya ihtiyaç duymasına karşın, dünyadaki içilebilir su kaynakları kısıtlıdır. Dünyadaki su miktarı su döngüsü sayesinde dengede kalabilmektedir.” (S. 187)

Aynı konuyu ele alan Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Kazım Uysal, bilgiyi hikmete dönüştürerek sunuyor:

“Dünya, Güneş’ten kopmuş bir gezegendir. Su, kâinatta sadece dünyada bulunuyor. Diğer gezegenlerde su yok. Su, hayat için en temel şart. Bu durum, dünyamızın hayat için tasarlandığının açık bir delilidir. Suyun varlığı ve miktarı, dünyanın hayat için tasarlandığını gösterir.

Dünyanın yaklaşık % 71’i sularla kaplı. Büyük kütleye sahip dış yüzeyin çoğu su dolu. Feza boşluğunda süratle dönen dünyanın bu hâli, işlerin tesadüflerle değil, “İLAHİ BİR İRADE”nin varlığıyla cereyan ettiğinin en büyük delilidir çünkü intizam bozulmuyor, sular karaları istila etmiyor. 

Büyük tasarımlar sonucu yerden fırlatılan uydular, uzay araçları, büyük emek ve gayret sarf edildiği hâlde sürekli uzayda tutulamıyor. 

İçi ve dışı sıvı olan koca dünyanın feza boşluğundaki akıllara hayret veren intizamlı seyahati İLAHİ İRADE VE GÜCÜN en açık delilidir.

Dünyamızın üçte birini kaplayan yaklaşık 1.46 milyar km3’lük su kitlesi nereden geldi?

Nasıl var oldu?

Bu kadar büyük su kütlesinin nasıl meydana geldiğine kimse tatmin edici cevap veremiyor.

Her şeyi yoktan var eden İLAHİ KUDRET, dünyamızdaki su kütlesini yaratmıştır. Hidrosfer dediğimiz su kütlesi, tesadüfen değil; iradî, kasıtlı ve bilinçli bir şekilde yaratılmıştır. 

Bilindiği gibi enerji girişi hariç, dünyamız kapalı bir ekosisteme sahip olduğundan mevcut su kütlesi değişmez, yani ne azalır ne çoğalır. Devamlı olarak katı, sıvı ve gaz hâllerine dönüşerek atmosfer, okyanus ve karalar arasında dolaşır.

Hidrolojik döngü denen bu dolanımda denizlerdeki buharlaşma, denizlere yağıştan yaklaşık 36 birim daha fazladır. Anacak denizlerdeki su azalmaz çünkü karalara düşen fazla yağış miktarı yine karalardaki buharlaşmadan yaklaşık 36 birim daha fazladır. Karalardaki bu fazlalık akarsular ile denizlere akarak iki ortam arasında denge sağlanır…

Suyun teşekkülü tesadüfen olamaz. Su molekülü (H2O) iki hidrojen, bir oksijenden meydana gelir. Molekül, bir atomun daha ilavesiyle mesela iki oksijen eklenmesiyle meydana gelseydi bambaşka bir şekle girer, hidrojen peroksit (H2O2) hâsıl olurdu. Hayat kaynağı olan suya tesadüfen bir oksijen atomu daha ilave olsa idi hayatı tahrip eden bir özellik kazanırdı.

Su molekülünün sistem için tam yeteri kadar sentezlenmiş olmasını evrimciler, tesadüflerle açıklıyor, işin garibi böyle bir düşüncenin bilimsel olduğu ileri sürülüyor.

Tesadüflerle sistem kurulamaz.

Dünyadaki toplam suyun % 97.3’u tuzlu, % 2.7’si tatlıdır. Toplam suyun % 0,05’ini oluşturan tatlı su devamlı kullanılmasına rağmen bitmez; çeşmeler, çaylar kurumaz. İLAHİ bir kanun olan suyun buharlaşması ve yoğunlaşmasıyla düzen sağlanır.

Su döngüsü sayesinde muhtaç yerlere su yetiştiriliyor ve kirletilen sular arıtılıp tekrar bizlere ve diğer canlılara gönderiliyor. 

Dünya ekosisteminin arıtma sistemi olan ve canlıların çok muhtaç olduğu hidrolojik döngünün varlığı tesadüf eseri olabilir mi? 

Sistemi tasarlayan ve sistem içindeki canlıların ihtiyacını bilen kudret ancak bunu yapabilir. 

Fayda gözetilerek devam eden bir sistem tesadüfen olamaz. 

Tesadüf ile düzen birbirine zıt şeylerdir. Tesadüflerle düzenin devam ettirilmesi ve her zaman faydanın sağlanması mümkün değildir.” 

Yukarıdaki örnek gösteriyor ki inançlı bilim adamları anlattığı takdirde coğrafya, hayat bilgisi, biyoloji, fizik, kimya ve fen dersleri Allah’ın varlığını, ilmini, gücünü anlatan hikmet dersine dönüşüyor.

Ders kitapları tevhidi bakış açısıyla yazıldığı takdirde Cumhurbaşkanımızın istediği dindar nesli yetiştirmek, evlatlarımızın kâmil insan olmasını sağlamak çok kolay.

Materyalist, ateist, doğacı, evrimci bakış açısıyla yazdırılan kitaplar, ilimdeki hikmeti yok ediyor, resmen bilim dinsizliğe âlet ediliyor. Ateizm, öğrencinin basiret gözünü kör ediyor.

İlim adamlarımız; bilgiyi, hikmet olarak anlatmaya hazır. Görev verilmesi hâlinde müfredat ve ders kitaplarını tevhidi bakış açısıyla yeniden yazabilirler.

Cumhurbaşkanımızın “fikren iktidar olma” sözünün yerde kalmaması için Milli Eğitim Bakanı ve Talim Terbiye Kurulu, müfredat ve ders kitabı yazımı için liyakatli bilim adamlarını göreve davet etmeli. 

Beyin Vitamini: Bu yıl 4.’sü yapılan “Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi” tebliğleri kitaplaştırıldı. Bilimler Işığında Yaratılış, Üsküdar Üniversitesi Yayınları, tel.0216 4002222; Biyoloji ve Kimyanın Dilinden Yaratılış; Tabiatın, Matematiğin, Mühendisliğin, Tıbbın ve Ziraatın Dilinden Yaratılış, Akder, tel.0242.2417393; [email protected]

 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mustafa

5 Kasım 2020 16:03

Müslümanım diyenler kaldırın duvarlarını hayatınızda işinizde dükkanında trafikte hata yanlış yapıyorsanız arabanız dan duvarlarınız dan size bakınca bu yanlışı Müslüman yaptı dedirtecek bir kisveye sahipseniz normal olun sıradan olun Müslüman gibi görünmeyin ki sizin bir hatanız yüzünden bütün Müslümanlar böyledir dedirtmeyin. Müslümanlar hep böyle hatalar yapıyor dedirtmeyin.

Che?

29 Ekim 2020 22:23

Sen süleyman demirel misin? ölmedin mi daha?

Che

29 Ekim 2020 18:52

Anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerine göre Türkiye Cumhuriyeti LAİK bir devlettir.Bunu değiştirmeye sizin gücünüz hiç bir zaman yetmeyeceği için siz hiç bir zaman fikren iktidar olamayacaksınız. 

Abc

29 Ekim 2020 15:10

Okula , ilime , bilime ne hacet . Her şey Allah yaratmış ve vermiştir. Gerisi teferruat. Allahu Ekber

nuri

29 Ekim 2020 14:01

Yakında okuyacak yazar bulamayacağım? makale değil roman yazıyorlar?  

Temel Kılıç

29 Ekim 2020 13:52

Eğer,DÎNDÂR NESL istiyorsak,Millî Eğitim Müfredâtı'mız didik didik gözden geçirilmeli ve neslin önüne hâlen koyup durduğumuz kitâblarda, FENN 'İLMLERİ,DÎN 'İLMLERİ ni nakz eder durumda olmakdan 'âcilen çıkarıl malıdır.

Abdullah Nazmi

29 Ekim 2020 13:30

Aklı, mantığı, vicdanı hakem yapıp gerçekleri arayan samimi objektif gerçekleri arayan hiçbir insanın inkârcı olacağını, inkârcı kalacağını düşünmüyorum. Çünkü bir iğnenin dahi kendi kendine meydana gelemeyeceğini hiçbir akıl, mantık, vidan kabul etmez. Dolayısıyla böyle mükemmel kainat ve içindekilerin kendi kendine meydana geldiğine aklını, mantığını hakem yapıp, vicdanının sesini dinleyen hiçbir insana kabul ettiremezsiniz. Dolayısıyla yaratıcıyı sadece ve sadece küfri inadi(Gerçekleri kibrinden veya menfeatından dolayı bilerek inatla inkar eden) içinde olanlar, küfri inadi içinde kalanlar inkar eder. Dolayısıyla emekli olmuş hiçbir maddi sıkıntısı olmayan Ali Kavaklı hocamın gençlerin nesillerin insanların imanlarının korunması, muhafaza edilmesi, kuvvetlenmesi, kurtulması, hidayet bulması yolunda ettiği gayrete; küfri inadi içinde olan inkarçıların her türlü eleştirilerini anlıyorum da; Allah’a iman etmiş her bir müslümanın bu yolda elinden geldiğince mücadele etmesi gerektiği, mücadele edenlere maddi manevi elinden geldiğince destek vermesi gerektiği yönünde Allah’ın emri varken, bu yolda mücadele etmeyen, edenlere destek vermeyen Allah tarafından hesaba çekileceğini bilmişken, nefis ve şeytanlarına kanıp inkarcılar gibi eleştirip köstek olmalarını, şeytanı sevindirmelerini, peygamberimizi üzmelerinin, kendi kendilerine yazık etmelerini anlayamıyorum. Ali Erkan Kavaklı hocamı gençlerin nesillerin insanların imanlarının korunması, muhafaza edilmesi, kuvvetlenmesi, kurtulması, hidayet bulması yolunda ettiği gayretten dolayı tebrik ediyorum. Desteğimden dolayı da mesuliyetten kurtulacağımı ve rabbimden sevabımı umuyorum.

sayin hocam

29 Ekim 2020 13:22

yeni nesil okuduğunu anlamaktan uzak bir inanılmaz nefret duyuror bu düzene.  

Tika

29 Ekim 2020 11:31

Tüm derslere imamlar girsin.

Hayrettin HATUNOĞLU

29 Ekim 2020 10:48

Sayın Yazar, bundan 56 yıl önce zat-i alilerinize attığım maillerde ben de bugün şikayet ettiğiniz konuları size yazıyordum. Siz her fırsatta beni haksız çıkmaya, iktidarın yaptığı her şeyin mükemmel olduğunu savunmaya devam ediyordunuz. Kimse size AK parti hata yaptı dedirtemiyordu. Günaydın nihayet gaflet uykusundan uyanmışsınız Ben çok sevdiğim aşık olduğum öğretmenlik mesleğinden 40. yılını çalıştım ve yaş haddinden bu mesleğe yapılan iktidarların ihanetleri nedeni ile bu mesleği ayağa düşürmeleri sebebi ile nefret ederek ayrılıyorum. Bu kafa ile ülkemizi aydınlık bir gelecek beklemiyor.

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle