--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Koca Bahadıroğlu da göçtü

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı
21

Onunla 1971 yılında Edebiyat Fakültesine girdiğim sene tanışmıştım. Cağaloğlu’ndaki gazete binasında. Acar bir muhabir, çetin bir köşe yazarı ve benim gözümde hayranlık uyandıran SUNGUROĞLU kalemşörüydü. 

Şeref Baysal ismiyle köşe yazıları kaleme alıyordu şimdilerde içine CIA kılçığı kaçmış, Fetö aşığı Yeni Asya’da. O zamanlar gazete tam bir dava gazetesiydi. İslam’ı ve bütün Müslümanların meselelerini savunurdu. 

Fakültede Prof. Mehmet Kapan, Prof. Ömer Faruk Akün, Prof. Kadri Timurtaş, Prof. Necmettin Hacıeminoğlu, Prof. Nihat Çetin, Prof. Ahmet Suphi Furatları dinlerdim hayranlıkla. Prof. Kaplan’ın tavsiye ettiği kitapları okudukça edebiyatçı olma sevdasına kapıldım. Fakültede arkadaşlarıyla bir grup oluşturduk. Tanzimatçılar, Servet-i Fünuncular, Fecr-i Âtîciler, Milli Edebiyat akımları gibi ekol olacaktık.

Muhsin Demirel, Edip Yılmaz, Kasım Çoban, Yusuf Serdar Çınar, Zeki Ekici, bendeniz… Cağaloğlu’nda yazarları ziyaret etmeye başladık. Yavuz Bahadıroğlu, Hekimoğlu İsmail, Ahmet Kabaklı, Ayhan Songar, Ergün Göze, Necat Muallimoğlu, Cemil Meriç… MTTB’de Necip Fazıl Kısakürek ile sohbet ettik. 

Mustafa Miyasoğlu, Vahap Akbaş, Prof. Durali Yılmaz, Muzaffer Doğan ile zaman zaman Timaş’ta sohbet ederdik. 

Gazete Kültür- Sanat Sayfası hazırlamaya başladık, artık Bahadıroğlu ile daha sık görüşüyorduk.

Bahadıroğlu’nun Sunguroğlu romanı yeni çıkmıştı. Heyecanlı, sürükleyici, iman ve inancı sağlam bir OSMANLI AKINCISI idi Sunguroğlu. Kahramana bayıldım. Tam bir aksiyon romanı. Yazarın sade ve temiz bir Türkçesi var. Okuması kolay, insanda AKINCI ruhu uyandırıyor.

Kitabın iç kapağında, GAYEMİZ VATAN SATHINI BİR MEKTEP YAPMAKTIR yazıyordu. Çok hoşuma gitti. 35 sene öğretmenlik hayatım boyunca Sunguroğlu’nu öğrencilerime tavsiye ettim.

Sonraki yıllarda Turgut Alp, Sahipsiz Saltanat, Merhaba Söğüt, Osman Gazi, Orhan Gazi, Yıldırım Bayezid, Fatih Sultan Mehmet, Cem Sultan, Yavuz Sultan Selim, Şîrpençe, Mısır’a Doğru, Muhteşem Süleyman, Çaka Bey, Buhara Yanıyor, Elveda Buhara, Endülüs’e Veda, Kırım Kan Ağlıyor, Dördüncü Murat, Malazgirt’te Bir Cuma Sabahı, Selahaddin Eyyubi, Sel, Köprübaşı, Yolbaşı, Zindanda Şahlanış, Kirazlı Mescit Sokağı, Yürek Seferi, Sultan-ı Cihan Abdülhamit Han, Bir Devrin Bittiği Yer Çanakkale çıktı. 

Roman dışında da kitaplar yazdı: Biz Osmanlıyız, Osmanlı Tarihi, Eşim Çocuğum ve Ben, Babalar Eve Dönsün, Osmanlı Tarihi, Yakın Tarihimizin Sır Perdesi…

Bir gün gazeteye uğradığımda elime bir dosya tutuşturdu. Okumamı ve eleştirmemi istiyordu.

Dosyaya baktım: Kırım Kan Ağlıyor…

Komünist Rusya döneminde Kırım Türklerinin Sibirya’ya sürgününü anlatıyor. Heyecanlı bir roman, insana kan ağlatan zulüm sahneleri… 

Bir hafta sonra uğradım, eleştirilerimi sıraladım. Sürgün sahneleri daha ayrıntılı anlatılsa iyi olur. Yokluk, sefalet, açlık, çıplaklık, soğuk iyi tasvir edilmeli…

Yüzü buruştu. Koca burnunu avuçladı, dudak büktü, bakışlarını benden kaçırdı:

“Kalsın o zaman, yayınlamayalım daha iyi.”

Öyle dedi ama öyle yapmadı. Romanı gözden geçirip yayınlattı ve en çok satan romanlarından biri oldu. 

Sonraki yıllar ben öğretmenlik için Anadolu’ya gittim. Kitaplarını takip etmeye ve okutmaya devam ettim. Onun da yazdığı Köprü dergisinde hikâyeler yayınladım.

O yıllarda Mustafa Necati Sepetçioğlu, Kemal Tahir, Feridun Fazıl Tülbentçi gibi yazarların tarihi romanları çok okunurdu. Bahadıroğlu daha çok okundu. Nur Talebeleri onun romanlarını sevdiler ve çok tavsiye ettiler.

Yeni Asyacılar, gözü kapalı Demirelci kesilince ben gazete ile irtibatımı kestim. 1988 yılında Milli Eğitim Bakanlığının açtığı imtihanı kazanarak Almanya’ya gittim.

Bahadıroğlu ve Mehmet Fırıncı ekibi, Nur Hareketinin Süleyman Demirelciliğe evrilmesini hazmedemediler ve Mehmet Kutlular ekibiyle iyi bir kavga verip ayrıldılar. Nesil Yayınlarını kurdular.

Almanya dönüşü yolumuz tekrar keşişti. Mehmet Paksu yayınevi editörüydü. Romanlarımı Nesil’de yayınlamaya karar verdi. 

Bahadıroğlu ile yayınevindeki odasında birçok defa fikir, sanat, edebiyat sohbetleri yaptık. 

Fetullah Gülen, ABD’ye gidip cemaati CIA’nin yan kuruluşu hâline gelince, Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında yer aldı ve Fetöcülerle iyi kavga verdi.

15 TEMMUZ DİRİLİŞ DESTANI isimli romanımın çıktığı günlerdeydi. Tebrik etti.

“Abi, sen de yazmalısın. 15 Temmuz ihaneti tarihimizin en önemli alçalışlarından biri” dedim.

Başını salladı, dertleştik. Derin Tarihimiz’i kaleme aldı.

Bir gün yine yayınevinde karşılaştık. Ayaküstü o tok ve gür sesiyle:

-Hoca, hazır ol, bir gazete çıkarıyorum.

-Hazırım abi, sen yeter ki çıkar, dedim.

1993 Ekim ayından itibaren Akit’te haftalık yazılar yazmaya başlamıştım.

Yavuz Bahadıroğlu, Akit’e geldi, aynı gazetede yazmaya başladık. Son hastalığına kadar da gayretle yazdı. İstediği gibi bir gazete çıkaramasa da Akit’te yazıyordu.

Çok çalışkan bir kalemdi, imanlı bir mücahit, kavgacı bir üslup, yaman bir iman ve İslam akıncısı. Geride yüze yakın eser bıraktı. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. 

 

Yorumlar

(21)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Namık Hoca - Em. Öğrtm. (Ö. Ok.’da devam)

26 Ocak 2021 16:07

A. E. Kavaklı hocamın yazısından Yavuz Bahadıroğlu’nu daha iyi tanımış olduk. Merhumu bir kaç okulumuza konferansa davet etmiştik. Kitaplarının adı bile acılardan zaferlere götürdü bizi. Her şeyiyle hatıramızda kalacak. Mekanı cennet olsun. Saygılarımla,

Süleyman Sırrı Dinçer

24 Ocak 2021 00:57

Bahadıroğlu (Niyazi Binici) hocamızdan çok şey öğrendik Allah(CC) razı olsun.Aziz ruhu şad olsun.

S Uysal

23 Ocak 2021 23:09

Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.

Hanefi NAZLI

23 Ocak 2021 20:20

Bende uzun yıllardan beri yazılarını okuyorum yeri doldurulmaz bir değerli tarihci fikir ve düşünce adamıydı.Boyle büyük değerler birer birer kayıp gidiyor.Boyle değerli insanların yerini dolduracak insanlar yetişe keşke.Allah rahmet eylesin.Hesabi kolay olsun.Sevenlerine güzel sabırlar diliyorum.

Necdet başyiğit

23 Ocak 2021 15:25

Allahım rahmet eylesin mekanı cennet olsun mücadeleci bir insandı

Mustafa

23 Ocak 2021 14:34

Muhterem Ali bey hatıralarla süslediğiniz duygulu yazınızı göz yaşları içinde okudum. Rabbim sizden razı olsun Rabbim sizi başımızdan eksik etmesin

Mehmet Özcan

23 Ocak 2021 13:49

Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun amin

Alï

23 Ocak 2021 13:20

Allahım rahmetiyle muamele etsin, Akitteki tarih sohbetini dinlerdim. Hediye namıyla kitaplarını gençlere sunabiliriz

Ali Alper

23 Ocak 2021 12:06

Usta kalem Niyazi Birinci namı diğer Yavuz Bahadıroğlu nu Allah rahmet eylesin nur içinde yatırsın. Tarihi romanlarını okuduğumda Yavuz Bahadıroğlu nu çok sevmiştim. Akitteki yazılarını takip eder okurdum. Özelliklede tarihle ilgili yazılarını hiç kaçırmazdım. Akit ailesine de başınız sağolsun diyorum.

Hayrettin HATUNOĞLU

23 Ocak 2021 11:15

Merhum Niyazi Birinci (Yavuz Bahadıroğlu'na) Yüce Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Mekanı cennet olsun Gazetenizin çalışanlarının ve ailesinin başı sağ olsun sizlere sabr-ı cemil diliyorum. Gerçekten milli bir kişiliği vardı. Doğruları eğip bükmeden söylenmesi gerektiği gibi söylerdi. Onun eserleri ile büyüdük dersem yeridir.

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle