--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kimliğini yitiren eğitim, Milli Eğitim Bakanı olacak adam

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı
33

Bakan Ziya Selçuk’un “eğitim vizyonuBatı’ya yetişmek ve benzemek hedefini amaçlıyor. Adı üstünde eğitiminvizyonu. Eğitimin hedefleri denmiyor. Programı okursanız, yıllardan beri tutulan öğrenci dosyaları “portföy” olmuş. Daha önceki bakanların özenle müfredat programlarına yerleştirdikleri “değerler eğitimini” Ziya Selçuk telaffuz bile etmiyor. Bakanın kıble kabul ettiği Batı’nın değerleri, kesinlikle milli ve manevi değerlerimizle uyuşmuyor çünkü.

Ak Parti’nin en iyi icraatı olan seçmeli Kur’an, Siyer ve Temel Dini Bilgiler; İngilizce ve matematiğe yenildi. Bakan bu dersleri ağzına almıyor, ona şirin gözükmek isteyen kimi idareciler bu derslerin seçimi için gayret göstermiyor.

Prof. İsmail Aydoğan, EĞİTİMİN KİMLİK ARAYIŞI isimli her eğitimcinin okuması gereken ve üstüne kafa yorması gereken bir eser kaleme almış. Eğitimin kimliğini kaybettiğini söylüyor; eğitime ruh verecek “ahlak eğitiminin benimsenmesi ve önemsenmesi” gerektiğini anlatıyor ve eğitim sisteminin yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunuyor. 

Dr. Nurettin Topçu’nun izinde yürüyor Prof. Aydoğan. Eğitimin ruh, vicdan, ahlak omurgası üzerine inşa edilmesi gerektiğini anlatıyor. Önemli teklifler öneren kitaptan aktarmalar yapacağım:

“Mevcut eğitim sistemi Batı’dan kopyalanmıştır. Önce Fransız, sonra İngiliz, sonra da Amerika eğitim sistemleri tercüme edildi ve uygulandı. Batı eğitim sistemi; pozitivist, maddeci; manayı inkâr ve reddediyor. Evrensellik girdabında boğuluyor.

İthal eğitim sistemleri, milli kültür için tehlike. Makine gıcırtısı ilahileri susturdu.

Eğitim sistemi kimlik arıyor, çözümü dışarıda arıyor. Kendi tarih ve inancımızdan koptuk, amaç ve ideal yokluğu yaşıyor.

Fransız ve İngiliz sistemleri eğitimin kimyasını, Amerika eğitim sistemi biyolojisini bozdu.

Eğitimin merkezine ahlakı koymak gerekir. Eğitimde asıl olan ahlaktır. 

Ahlak, Hz. Peygamberin (sav) ifadesiyle; kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapmamaktır. Hz. Muhammed (sav), İslam güzel ahlaktır, buyurur.

Eğitim; insanı, vicdanının emrine sokma gayretidir. 

Eğitim sistemi ciddi, ahlaklı, samimi, merhametli, sorumlu insanlar yetiştirmeli. O zaman ülke bağımsız olur. 

Bizim medeniyetimiz ahlak merkezlidir. İnsanın gönül, kalp ve aklını öne çıkaran, yerli ve milli bir eğitim sistemi inşa edilmeliyiz. 

Eğitim, kişiyi değerli hâle getirmeli. İdeali olmayanın değeri olmaz.

Ülke eğitimle, eğitim öğretmenle, öğretmen idealiyle var olur.

İdealist, ahlaklı, becerikli, meziyetli, bilgili öğretmeni olmayan eğitim sistemi, medeniyet inşa edecek insanlar yetiştiremez.

Öğretmenin sahip olması gereken özellikleri Mehmet Akif şöyle dile getirir:

“Muallimim diyen olmak gerekir imanlı;

Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı!”

Eğitim Fakülteleri böyle nitelikli eğitimci yetiştirecek şekilde tanzim edilmemiştir. İdeal öğretmen olmazsa idealist insanlar yetişmez.

EĞİTİM ÜNİVERSİTESİ KURULMALI

Prof. Aydoğan, Ak Parti’nin bugüne kadar yapmadığı ve mutlaka yapması gereken çok önemli bir teklifte bulunuyor. 

Ahlaklı, liyakatli, bilgili, becerikli öğretmen yetiştirecek eğitim fakülteleri kurulmalı.

Mevcut eğitim fakülteleri yerli değil, İslam kültür ve medeniyetinden beslenmiyorlar, yönü Batı’ya dönük. Öğretim görevlileri Batılı dergilerde makale yayınlayarak doktor, doçent, profesör oluyorlar.Ne kadar yabancı kaynaktan faydalanırlarsa o kadar itibar görüyorlar. İngilizce makale yayınlayarak akademisyen oluyorlar. Batılı ölçü ve kriterleri yerine getirerek unvan ve makam kazanıyorlar. 

Özgün bir düşünce biçimine geçilmesi lazım. Ahlak özgürlüktür, ahlakı olmayanın özgürlüğü olmaz. Ahlakın sağladığı özgürlük, özgünlüktür. Öğretmenin ahlaklı olması, özgür olması; özgür olması, özgün olması demektir.

Ahlakı olmayanın öğretmen olması engellenmeli. Öğretmende asıl olan ahlaktır. Elbette bilgili, becerikli olmalı; dersini iyi öğretmeli, öğrencilerini başarılı yetiştirmeli, sınavlara iyi hazırlamalıdır. 

Dünya ile yarışabilecek erdemli nesiller yetiştirebilmek için öğretmenlerin nitelikli yetiştirilmesi şart. Ahlaksız ve beceriksiz kişiler öğretmen olamamalı. 

Öğretmen olacakların ailesi iyi araştırılmalı, hayat tarzı gözlemlenmeli; anlama ve kavrama kabiliyeti, mesleki yeterliliği ölçülmeli; fizik ve konuşmasının düzgün olmasına dikkat edilmeli.

Fakültelerde okutulan eğitim psikolojisinde sadece Piaget, Kohlberg, Maslow gibi Batılılarıngörüşleri değil; “Ben sadece muallim olarak gönderildim” buyuran Hz. Peygamber (sav) ile İslam kültür ve medeniyetinin harcını yoğurmuş Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Ahmet Yesevî, Mevlâna, İbn Haldun gibişahsiyetlerin eğitim anlayışı öğretilmelidir. (Eğitimde Kimlik Arayışı, s.40-45)

Prof. İsmail Aydoğan; yerli, milli ve İslam ahlakını temel alan bir eğitim modeli öneriyor. Tam Milli Eğitim Bakanı olacak adam. 

Değerli Cumhurbaşkanımız RECEP TAYYİP ERDOĞAN’a milli değerlere bağlı bir ilim adamını bakan yapmasını âcizane tavsiye ederim.

Taklitçi ve kopyacılarla bir yere varılmaz. Yusuf Kaplan’ın dediği gibi, kralın emirlerini yerine getirerek dünyaya kral olamazsınız, kralın soytarısı olursunuz. Taklitçilikle milli ve manevi değerlere bağlı nesiller yetiştirilemez. 

Medeniyetimizin köklerine bağlı, ahlaklı, dindar ve medeniyet inşa edecek bir nesil yetiştirmek için Prof. Aydoğan gibi bir bakana ihtiyaç var. 

Beyin Vitamini: Eğitimin Kimlik Arayışı isimli kitabı bütün eğitimcilere tavsiye ederim. (Pegem Akademi; [email protected]; 0312- 430 67 50)

 

Yorumlar

(33)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Cahide

5 Kasım 2020 15:02

Bu satırlarınızı anlayamadım efendim "Özgün bir düşünce biçimine geçilmesi lazım. Ahlak özgürlüktür, ahlakı olmayanın özgürlüğü olmaz. Ahlakın sağladığı özgürlük, özgünlüktür. Öğretmenin ahlaklı olması, özgür olması; özgür olması, özgün olması demektir. " Ahlakla özgürlük yan yana nasıl gelebiliyor anlayamadım kavram olarak.

Hayrettin Hatunoğlu

17 Ekim 2020 14:24

Keşke eğitimde Kenan Evren dönemindeki disiplin ve ciddiyet olsa. Ben o dönemde göreve başladım. Öğretmenler, öğretmen öğrenciler, öğrenci gibiydiler. Herkes haddini hudunu biliyordu. Disiplin, ciddiyet vardı.

Aarif

12 Ekim 2020 23:07

Herşeyi okuldan, öğretmenden,mufredattan beklemek, onları sihirli bir değnek olarak görmek ne kadar gerçekçi ? İnsanı davranış olarak etkileyen ,aile, çevre, medya, Internet gibi bir çok etmen varken, bunları görmezden gelmek ne kadar doğru bir değerlendirme olur? Okuldan en çok beklenecek fen, meslek kazandıracak davranışlardir.Karakter, değerlerin kazandirilmasinda ailenin rolünün cok daha önemli olduğunu unutmayalım.Nasil olsa resmi olarak eğitim camiasının böyle bir misyonu var diye, en savunmasız kitle durumundadır bu camia. O zaman vurun abaliya... Aileler kendine hiç toz kondurmuyor.Sanki çocuğun gelişim süresi ailenin yanında geçmiyormuş.Sanki anne, baba çocuk için ilk ornek alınan modeller değilmiş gibi davraniliyor.Bu gerceklere gözümüzü kapatamayiz. Laf olsun diye konusmak istemiyorsak, çok yönlü olaya bakmamız lazım.

Ali Hoca

12 Ekim 2020 21:20

Hangi iktidar başta olursa olsun, hangi şahıs bakan olursa olsun hiç farketmez.Milli eğitim hep suçlanmış,hep eksik bulunmuş,hep eleştiriye maruz kalmıştır.Şimdiki yaşayan nüfusun ortaya koyduğu urunlere baktığımda bana göre hem fen bakımından,hem de manevi bakımdan eğitimin kötü olmadığını soylerim. Nedir o ürünler? Manevi bakımdan,15 temmuz daki milletin ortaya koyduğu hareket maneviyatin zirvesinde bir karakterdir.Fen bakımından da son yıllarda bir çok alanda gösterilen başarıları inkar etmek İNSAFSİZLİK olur.Savunma alanındaki ürünler, sağlık alanındaki durumumuz dünyanın sayılı ülkeleri arasında ise, nasıl inkar edebilirsiniz? Soz konusu bu durumu sağlayanlar bu eğitim camiasının yetiştirdiği , doktorlarımız,muhendislerimiz,bilim insanlarımiz tarafından sağlanmıştır.Daha iyi olabilir mi? Tabii ki orda sınır yoktur.Kotumser olmaya gerek yok .

Kime ve Neye Göre Ahlak?

9 Ekim 2020 22:45

Sayın Erkan Bey, Bu satırları Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir öğretmeni olarak yazıyorum. Yazınızı okudum ve kendimce değerlendirdim. Yazınıza katıldığım noktalar olduğu gibi kesinlikle katılmadığım kısımlar da var. ''Öğretmenler ahlaklı olmalı, ailesi iyi araştırılması gerekir'' diyorsunuz. İyi de kime ve neye göre ahlak? Her iyi ailenin kötü evladı olabileceği gibi, kötü ailelerden pırlanta misali evlatlar yetişebilir. ''Öğretmenler liyakatli olmalı'' diyorsunuz. Üniversite okuyup, öğretmen olmak için bir sürü sınava giren öğretmenleri liyakatsiz mi görüyorsunuz? Erkan Bey, bin bir zorlukla okuyup, öğretmen olan ve tüm zorluklara göğüs germeye çalışan öğretmenleri niçin küçümsüyorsunuz? Sanırım sizin eğitim almanızı ve yazar olmanızı sağlayan öğretmenler ya başka ülkeden yada başka gezegenden geldiler? Bence öğretmenleri değil, öğretmenlerin karşılaştıkları zorlukları yazmanız daha doğru olur. Sizi bilemem ama; ben, beni yetiştiren ve öğretmen olmamı sağlayan tüm öğretmenlerimden razıyım, Allah'ta onlardan razı olur İNŞAALLAH. Ayrıca öğretmen olduğum için çok mutluyum. Bu meslek bana Allah'ın bir lütfu.... Saygılarımla

merhaba

9 Ekim 2020 01:20

Sayın Kavaklı Tesbiti izde yerden göğe kadar çok haklısınız. En azından bakan yardımcısı olmalı ki, tesbit ettiğiniz eksiklikler giderilmeli ve bir an önce hayata geçirilmeli, zaten 18 yılda bu meyanda maalesef çok az mesafe katledildi. Bugün değilse ne zaman? Kaleminize ve yüreğinize sağlık.. Selam ve muhabbetle

Rıfat

8 Ekim 2020 23:05

Kamalist eğitim sistemi ile nesiller kaybedilmeye devam ediyor!

Tuncay

8 Ekim 2020 20:44

Hüseyin Arif Çakmak MACRON’A TEPKİ MUHTEŞEM AMA… 7604 Defa Okundu Geçtiğimiz günlerde (6 Ekim 2020) Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Macron’a öyle bir cevap verdi ki, nasıl sevineceğimi şaşırdım. İçim içime sığmadı. Haykırmak istedim: Avazım çıktığı kadar. Ne kadar sevindiğimi tahayyül edemezsiniz. 

Alï

8 Ekim 2020 20:29

Ne egitimi UYAP kurtaracak milleti.pöh.  

Hayrettin Hatunoğlu

8 Ekim 2020 20:22

Günaydın sayın yazar. Nihayet uyandın. Gerçekleri görmeye başladın. Ama geç kaldın. Geçti Bor'un pazarı sür eşeğin Niğde'ye.

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle