--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İslamcı Erdoğan ve Türkiye’nin yürüyüşü

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı
16

Der Spiegel Türkiye temsilcisi Maxmilian Popp Türkiye’nin saldırgan politikaları ile bölgeyi istikrarsızlaştırdığını, Avrupalıların bu yeni Osmanlıcı hırsa karşı koyamadığını yazmış. (Der Spiegel,1.8.2020,s.83)

Ayasofya’nın açılmasından rahatsız olmuş Maxmilian, Fatih Sultan Mehmet Han’ın satın alıp cami olarak vakfettiği ve 500 sene cami olarak içinde dua edilen Ayasofya’nın tantanalı bir şekilde camiye çevrildiğini ve Erdoğan’ın camide cuma namazı kıldığını yazmış, Atatürk’ün camiyi müzeye çevirdiğini eklemiş.

24 Temmuz’a denk getirilmiş Ayasofya’nın yeniden cami olarak açılışı. Bu tarih, Lozan Antlaşmasının imza günü. 

Erdoğan iki mesaj birden veriyormuş:

“Atatürk’ün mirası nihaî olarak tasfiye edildi ve Türkiye artık tayin edilen sınırları tanımıyor.

Maxmilian’ın yazısı BND (Alman İstihbaratı) bakış açısını yansıtıyor, Türkiye’yi suçluyor:

Türkiye Akdeniz’e petrol arama gemisi göndererek Yunanlıları provoke ediyormuş. Yunan ordusunun alarma geçtiğini, Almanya’nın kavgayı sakinleştirdiğini, iki tarafın görüşme yapmaya razı olduklarını, problemin ertelendiğini yazıyor.

Türkiye resmi olarak NATO ülkesi, AB üyeliğine aday ama sıkça Batı’nın rakibi ve bazen de düşmanı gibi davranıyor. Erdoğan, Avrupa ve ABD’nin şiddetli protestolarına rağmen, Kürt teröristleri YPG’yi sınırından uzaklaştırmak için ordusunu Suriye’ye sevk etti, Berlin konferansında Libya’daki iç savaştan uzak durma sözü vermesine rağmen, Milli Mutabakat Hükümetini silahlandırdı, Libya’ya savaş gemileri gönderdi, Fransız savaş gemisini ateş altına aldı (Yalan olduğu açıklandı ama…)” 

Maxmilian; Erdoğan’ın, içeride baskı altı altında olduğunu, Corona salgını dolayısıyla ekonominin kötüleştiğini, eski bakanlar Ali Babacan ve Ahmet Davudoğlu’nun rekabete kalkıştığını; bütün bunlara rağmen Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politika manevralarından vazgeçmediğini, ABD, Çin ve Rusya’daki mevkidaşları gibi büyük devlet adamı davranışları sergilediğini ifade ediyor.

Erdoğan İslamcı. Milletler arası kabule göre ideoloji onun için ikinci sırada. Bundan dolayı ocak 2020’deki Türkiye’nin Yeni Osmanlıcılık anlayışı, Ak Parti’nin ilk yıllarına göre daha farklı: Pragmatik, rasgele ve öngörülemez. Erdoğan, Viladimir Putin gibi davranıyor. Nerde fırsat varsa oraya yöneliyor. Kuzey Afrika’da askerî üsler kuruyor, Balkanlarda camiler yaptırıyor, Suriye’nin bir bölümünü işgal ediyor.

Ankara, Amerika’nın çekilmesinden doğan boşluğu dolduruyor. Hırslı bir orta güç olarak tarihin akışını belirlemeye çalışıyor… Libya’nın batısında resmi olmasa da belirleyici konumda. 

Avrupalılar, yirmi yıldır huzursuzluk veren Ankara’ya karşı ölçülü bir yol tutturamadılar. Ekonomik bağlar sayesinde Erdoğan’ı durdurma imkânına sahip olabilirlerdi. Gerek AB gerek Almanya ekonomik yaptırımlar yoluyla Türkiye’ye baskı uygulayabilirler. Bunun yerine çaresizlik ve huzursuzluk karışımı bir tavırla Türkiye devlet başkanının bölgeyi daha fazla istikrarsızlaştırmasını izliyorlar.”

Maximilian, Türkiye’nin durdurulmasını istiyor, bölgede istikrarsızlık unsuru olduğunu yazıyor.

Kendilerinin Almanya’da demokrasiyi yaşatmaya uğraşırken Libya’dan neden darbeci Hafter’i desteklediklerine değinmiyor.

Demokratik Almanya, neden 15 Temmuz 2016’da Türkiye’yi kana boyayan darbecilere kucak açtı, hiç değinmiyor. 

Mahkemede casusluktan mahkûm olmuş Can Dündar gibi hainleri, neden cumhurbaşkanlığı seviyesinde kabul edip koruduklarını yazmıyor.

37 senedir Türkiye’yi terörize eden 50 bin vatandaşımızı öldüren PKK’nın Suriye kolu YPG’yi neden desteklediklerini, ABD’nin neden PKK ve YPG’ye silah verdiği konusuna girmiyor.

Yunanistan’ın neden darbeci Mısır Firavun’u Sisi ile anlaşıp, Türkiye’yi Akdeniz’den çıkarmak ve evine hapsetmek istediğine ve neden Avrupa ve ABD tarafından desteklendiği konusunu yazmıyor.

Demokrat AB ve ABD’nin neden Mısır’da darbeci Sisi’yi desteklediğine temas etmiyor.

İki yüzlü ve Türkiye düşmanı AB ve ABD politikalarından iki satır olsun söz etmiyor.

Ekonomik yaptırımlarla Türkiye’yi durdurmaları gerektiğini yazıyor.

Ülkede bazı saf vatandaşlar neden doların, altının, dövizin fırlayıp gittiğini soruyorlar.

Almanya, AB, ABD lobisi ve etki ajanları döviz aldı başını gidiyor diye yırtınıyorlar.

Tarih boyunca Müslümanlar ne zaman İslam’a sarılmışlarsa Allah’ın yardımıyla ilerlemişler, medeniyetler kurmuşlar, dünyaya adalet ve huzur dağıtmışlar. Ne zaman Kur’an’ın emirlerine sırt çevirmişlerse gerilemişler, İslam düşmanlarına yenilmişler; zulüm, işkence ve katliamlara maruz kalmışlar.

Sınırsız dolar ve avroya sahip borsa spekülatörleri, yenmez içilmez altın almaya devam etsinler. 

Biz dinimize sarılmalı, doğru yolu takip etmeli, ilim ve kalkınmaya önem vermeli, daha çok çalışmalı, daha çok birbirimizle kenetlenmeli, Erdoğan’a sahip çıkmaya devam etmeliyiz. 

Maxmilianlar, Corclar, Abrahamlar ekonomik yaptırımlarla bizi durdurmak için entrikalar çeviriyor, Türkiye düşmanlarını koruyor, Yunanistan’ı kışkırtıyor, PKK-YPG’yi silahlandırıyor; Libya, Suriye, Mısır’da darbecilerle iş tutuyorlar.

Türkiye düşmanlarının pusuda olduğunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız.

 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Dertli

27 Ağustos 2020 11:03

Ali bey Allah cc sizden razi olsun. 15 temmuz gostermistirki Turk milleti cok uyanik olmak zorundadir. Bu şerefsiz kalkisma ic ve diş dusmanlarin durumunu acikca ortaya koymustur. Binali yildirim beyin darbe sonrasi ifade ettigi gibi bu millet ne asil millettirki, darbeyi bertaraf ettigi gecenin sabahinda , hersey normalmis gibi isine devam etmiştir. Reisin istegi ile bi ay boyunca meydanlardan ayrilmamistir. Çok uyanik olmaliyiz. Adeta bir gozumuz acik uyumaliyiz. Basta Reisi cumhurunuz olmak uzere butun yonetim kademesinden Allah cc razi olsun. Saglik ve afiyet versin. Gafletten korusun. Basiret ve ferasetlerini daim kilsin. Ulkenin ic ve dis dusmanlarina firsat vermesin. Kalin saglicakla.

Musti

13 Ağustos 2020 23:23

Ehli sünnet çizgisinden ayrılanlara ne dua geçer ne de Allah’ımızın nusreti ulaşır.

Ali Can

13 Ağustos 2020 15:46

Aynen öyle biz kenetlenmeliyiz bize hiç bir güç bir şey yapamaz.

turgut ertav

13 Ağustos 2020 15:45

BİR ALINTI:1917’de, Sovyet Devrimi’ni yapan Lenin’in ölümünden sonra iktidarı ele geçiren Sovyetler Birliği diktatörü Stalin, en katı uygulamaları planladığı çalışma odasına, yakın çalışma arkadaşlarını toplamış sohbet ederken, bir ara ayağa kalkıp ellerini havaya kaldırarak herkesi susturur ve söze başlar: "Saçını ihtilalde, halk içinde, devlet yönetiminde, bürokraside ağartmış dostlarım... Söyleyin bakalım, halkın yönetime baş eğmesi, kayıtsız şartsız itaat etmesi için yöneticiler ne yapmalı? Böyle güçlü bir idare tesis etmek için nasıl davranmak gerekir?" Her kafadan bir ses çıkar. Kimisi adaletten, haktan, hukuktan söz eder. Kimisi demokrasiden, insan haklarından bahseder. Kimisi sertlikten yana tavır alır. Kimisi sürgünden, sehpadan, hapisten dem vurur. * * * Kitlesel baskı ve korku yaratmanın deha çapındaki diktatörü Stalin, adamlarının açıklamalarının hiçbirini beğenmez. Masadaki votka şişesi yarı yarıya boşalmıştır... Bir kadeh daha içki yuvarlayıp soğuk ve ürpertici bir sesle şöyle der: "Yönetimi ele geçiren hükümdarın ya da o güçteki bir liderin Tanrı’dan pek farkı yoktur. Halk onu öyle görür. Önce bunu bilin... Sonra, insanların karşınızda baş eğip durması için ne yapmanız gerektiğini bırakın da ben, şu beyinsiz kafalarınıza çivi gibi çakayım!" Hakaret ağır olmasına rağmen herkes memnun memnun sırıtır. Stalin’den hakaret işitmek bile onlar için önemli bir iltifat gibidir. Stalin, hizmetkárlardan birini çağırıp emreder: "Çabuk bana bir tavuk getirin!" * * * Aceleyle bir tavuk kapıp getirir uşaklar... Stalin, adamlarının gözleri önünde tavuğun tüylerini canlı canlı yolmaya başlar. Diktatör, bütün tüyleri yolunup cascavlak kalan tavuğu odanın ortasına salıverir: "Şimdi izleyin bakalım nereye gidecek bu şaşkın tavuk?" Zavallı tavuk içine düştüğü azaptan kaçıp kurtulayım diye aralık kapıdan dışarı kaçar, soğuktan tir tir titrer, dönüp masaların altına girer, köşeli masa ayakları canını yakar, duvar diplerine koşar, tüysüz kanatları yara bere içinde kalır, şömineye yaklaşır, tüysüz derisi kavrulur... Sonunda çaresiz, tüylerini yolan Stalin’in bacakları arasına sığınıp saklanır. O zaman Stalin, cebinden bir avuç yem çıkarıp yolunmuş tavuğun önüne tane tane atar. Yemlenen tavuk bundan sonra, Stalin nereye yönelse peşinden koşar! Ağızları bir karış açık kalan dostlarına bakan Stalin, alaycı bir gülüşle şöyle der: "Gördünüz mü? Halk dediğiniz topluluk bir tavuk gibidir. Tüylerini yolup aldıktan sonra onu serbest bırak. O zaman yönetmek o kadar kolay olur ki..."Kaynak:Hüriyet com.tr.

Hoca

13 Ağustos 2020 15:40

Edep yahu. Türkiye laiktir ,ne islamcılığı. Türkiye'nin kan döktüğü yerler islam beldeleri ve Müslüman kanı. Suriye'de Libya'da kimin kanını döküyor ? Emperyalizm hayalleri ve milliyetçilikten başka bişey yok.

Bilal

13 Ağustos 2020 13:13

Bu haftanin yandaslik  birinciligini Sana veriyorum

Mardinli hoca

13 Ağustos 2020 10:52

Sayın Ali hocam dilinize yüreğinize sağlık.Hocam buyurduğunuz gibi bu küfür güçleri iki yüzlüdür.Hiç bir zaman müslümanlar için iyi bir şey yapmadılar ve yapmayacaklar.Elküfrü milletun vahide türkiye yi boğmak istiyorlar.Allahın izniyle bu planları boşa çıkacak inşaallah yeterki biz müslümanlar olarak Allahın kanunu ile ittifak edersek

Kocayusuf

13 Ağustos 2020 10:38

Sayın Kavaklı, asırlardır devam eden Haçlı saldırılarının fotoğrafını çok net bir şekilde görüntülemişsiniz; tebrikler!.. Allah (c.c.); tarihi, siyasi, sosyal ve enternasyonal gerçekleri göremeyen körlerin belasını versin...

Özdemir

13 Ağustos 2020 10:19

Ülkemizde Milyonlarca Gayrimüslüm Var OnlaraHic Saygi Göstermeyip Hitler GibiFirinlardami Yakalim Bunasil Anlayis Biraz Duyarli Olamazmisiniz

Abdullah Akbaş

13 Ağustos 2020 10:09

Eyvallah üstadım.

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle