--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fen kitaplarının yaslandığı ateizmin temeline dinamit

Ali Erkan Kavaklı
Ali Erkan Kavaklı
13

Cumhurbaşkanımız Ak Parti 7. Olağan Kongresinde aile, eğitim ve kültüre vurgu yaptı, maziden atiye köprüler kuran nesiller yetiştirme hedefinden söz etti. Sadece IQ ve nefsi tatmin üzerine kurulu eğitimle bir yere varılamayacağını; böyle bir eğitim sisteminin bizi haktan, hakkaniyetten, irfandan ve hikmetten uzaklaştıracağını vurguladı. 

Yeni nesiller binlerce yıllık varlığımızın teminatı olan aile ortamından, aileden miras alınan değerlerden ve nihayet mektepte biçimlendirilen şahsiyetten mahrum bir şekilde yetişiyor. Medeniyet nöbetini devralacak nesiller yetiştirmek için eğitim ve kültüre yatırım yapmamız gerekir” dedi.

Cumhurbaşkanımız hastalığı iyi teşhis etmiş, tedavisini söylüyor.

MEB ve Talim Terbiye hiç duymuyor, üzerine alınmıyor. Fen bilimleri, kimya, biyoloji, fizik, coğrafya, hayat bilgisi kitapları ateist bakış açısıyla yazılmış bilgilerle dolu. Atomu, hücreyi, beyni, insanı, evreni DOĞA YAPIYOR, KENDİLİĞİNDEN OLUYOR, DNA idare ediyor, yazıyor. Allah’ı inkâra devam ediyor fen kitapları.

George Washington Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. PATRİCK GLYNN, Prof. John Polkinghorne, Prof. Stuart Hameroff gibi bilim adamları evren, atom ve varlıklar tesadüfen olamaz, ateist bakış açısı tutarsız, diyorlar.

Prof. Sefa Saygılı, Tasarımın İhtişamı Evrimin Tutarsızlığı isimli eser yazdı. Evrim hiçbir bilimsel temele dayanmamaktadır, diyor.

“Kâinatın var oluşunu açıklayan Bing Bang (Büyük Patlama) karmaşık, düzensiz ve tesadüfi bir olay değildir. Aksine zeki canlıların ortaya çıkabilmesi için şartları titizlikle ayarlanmış ve insan aklının sınırlarının ötesinde bir hassasiyete ve karmaşıklığa sahip bir olaydır. Evrenin kuvvet, kütle, oran, yük elektramanyetizma, yer çekimi ve diğer tüm sayısal özelliklerinin son derece karmaşık şekli öyle sarsıcı bir hassasiyetle belirlenmiştir ki bunun tesadüf olması mümkün değildir.” (Tasarımın İhtişamı Evrimin Tutarsızlığı, s.13, Çıra yayınları) 

Prof. PATRİCK GLYNN, Post Seküler Bir Dünyada İnanç ve Bilimin Uzlaşması KANIT isimli eserinde ateizmin bir yanılgı olduğunu ortaya koyuyor. 

1960’lı yıllarda ateizmin tek doğru gibi görüldüğünü ifade eden Prof. Glynn, 1980’lere gelindiğinde Bing Bang teorisiyle her şeyin değiştiğini söylüyor. Ateizm ilk darbeyi Bing Bang teorisiyle aldı der Prof. Glynn:

20. yüzyılın başlarında BİG-BANG (Büyük Patlama) TEORİSİ kabul edildi ve bu teori, ÂLEMİN BİR BAŞLANGICI, YANİ YARATILIŞ ANI olduğunu gösterdi. Bu, KÂİNATIN SONSUZ OLDUĞUNU SAVUNAN MATERYALİST GÖRÜŞE ÖNEMLİ BİR DARBE OLDU. 1970’lerde ise fizikçiler, enteresan ve düşündürücü bir hususu fark ettiler. Kâinatın bütün fiziki dengelerinin mesela yer çekiminin veya atomu bir arada tutan nükleer kuvvetlerin, YAŞANABİLİR BİR ÂLEM OLUŞMASI İÇİN EN İDEAL DEĞERLERDE olduklarını buldular. “Antropik Prensip” (insan için hazırlanmış kâinat anlayışı) adı verilen bu şaşırtıcı buluş, içinde yaşadığımız kâinatın RASTGELE ORTAYA ÇIKMADIĞI, İNSAN HAYATI İÇİN ÖZEL OLARAK YARATILDIĞI fikrine büyük bir delil oluşturdu. Yıllar geçtikçe bu prensibi destekleyen yeni deliller ortaya çıkmaya devam ediyor.”

Biyolojide de yaratılışın varlığını gösteren deliller ortaya çıktı, diyor Prof. Glynn:

Bugün biyoloji dünyasına baktığınızda, yaratılış düşüncesine yaklaşan bir paradigma değişikliği görebilirsiniz. Biyolojinin 19. yüzyılda şekillenmiş paradigması, yani temel kabulleri sarsılıyor. Bu paradigmada en büyük pay Darwinizm’e ait. Bu teori, yeryüzündeki bütün hayatın şuursuz tabiat hadiselerinin eseri olduğunu öne sürmüştü. Oysa canlılığın detayları keşfedildikçe karşımıza mükemmel, hassas ve yoğun bir programa dayanan sistemler çıkıyor. Bu sistemlerin gâyesiz sebeplerin ve rastlantıların ürünü olduğu düşüncesi giderek kabul edilemez hâle geliyor.

Sigmund Freud’un tahtı sarsıldı, diyen Prof. Patrick Glynn, ruhu varlığı kabul edildi, diyor:

“Freud, insan psikolojisine materyalist bir açıklama getirmeye çalışmıştı. Dahası dini inancın bir tür nevroz olduğunu ileri sürmüş, insanların ancak ateist olduklarında sağlıklı bir psikolojiye sahip olabileceklerini söylemişti ama deliller bunun tam aksini gösteriyor. Psikolojik araştırmalar, dindar insanların psikolojik yönden çok daha sağlıklı olduklarını gösteren verilerle dolu. Freud’un, dinin modernleşme ile birlikte yok olacağı şeklindeki tahmini tamamen boşa çıkmış durumda.”

“Sekülerizm artık geçerliliğini yitirdi. 21. yüzyıl, 20. yüzyıldan daha dindar olacak” diyenProf. Glynn, 90’ların başında tatil döneminde, ölümün kıyısına gelen insanların tecrübeleri hakkındaki raporları inceleyerek ateizmden döndüğünü anlatıyor.

Ameliyat sırasında kalpleri duran, birkaç dakika gerçekten biyolojik bir ölüm yaşayan ama sonra hayata dönen kişiler, ruhlarının bedenlerini terk ettiğini ve doktorların kendilerini kurtarmak için çalıştığını anlatıyorlar. İnsanın bir ruha sahip olduğunu gösteren önemli bir veriler bunlar. Bir ruha sahip olmamız ise ateizmin temel dayanağı olan materyalist felsefeyi yalanlıyor.”

Prof. Glynn ve Prof Saygılı’nınkitaplarını Bakan Prof. Ziya Selçuk, Prof. Burhanettin Dönmez’e tavsiye eder; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a arz ederim. 

 

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Zindi

2 Nisan 2021 01:25

Maalesef, MEB eğitemiyor, bu eğitim içeriğiyle daha çok saptırıyor, talim terbiye kurulundakiler kimdir nedir bilmiyorum ama ne talim ediyorlar ne terbiye o kurulun hazırladığı kitapları ders olarak işleyen gençliğin hali ortada

Hasan Ali

1 Nisan 2021 23:06

Bir din toplumun ahlak yapısını düzeltmiyorsa; bir sıkıntı var demektir. 

Eko

1 Nisan 2021 22:02

Zirvalamaya devam edin..

gercek..

1 Nisan 2021 19:16

Birazcik akli olan adam bu safsatalara inanirmi?

Sırf ateizm mi?

1 Nisan 2021 17:52

Bazıları teizm ve deizmden medet umuyorlar, ama: Teizm de dinsizliktir biliyor musunuz ve ilaveten deizm de! Felsefenin din tanımında iman yoktur çünkü!

Hayrettin HATUNOĞLU

1 Nisan 2021 17:07

Bütün üst makamdaki yetkililer güzel ve doğru konuşuyorlar ama güzel olmayan ve yanlış şeyler yapıyorlar. Söylemle eylem birbiriniz zıddı.  

gercekler

1 Nisan 2021 15:51

Osmanlinin cokusunu de sizin atalariniz hazirlamistir mutlaka. Ilime bilime destek vermeden, insalara ilim bilim ogretmeden geldigimiz nokta burasi.

sedat

1 Nisan 2021 10:25

gözler görmez, kulaklar duymaz, akıllar akletmez ve Allah’ın “OKU” emrine itaat etmeyenlere neyi tavsiye edeceksin! bırak kendi hallerine bu dünya nimetlerinden yararlansın, oynasınlar.

medeniyet

1 Nisan 2021 09:57

Hangi medeniyet bu dunyada din kitaplariyla kazanilmis, yada islerligine devam ediyor. Suriye islam ne oldu gorduk, Irak Iran senelerdir yaniyor, Araplar ruhlarini ingilizlere satmis. Imam hatiplerden mezun olanlarmi bu ulkeye medeniyet seviyesine cikaracak. O ataist dediginiz Kurtulus savasi kahramanlari olmasaydi Turkiyede azinlik olarak kalacaktirk. Bunu neden ogretmiyorsunuz cocuklara.

Kemal Şahin

1 Nisan 2021 07:45

Selâmün Aleyküm Muhterem Hocam; Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri;"Laubaliler ruhsatlarla okşanılmaz. Azimetlerle korkutulur." Cumhurbaşkanımız dindar bir müslüman ve dindar nesiller yetiştirmeyi gaye edinmiş. O halde eğitim sisteminin temeli halen ateizm ile atılmış ve bunun üzerinde yükseliyor (alçalıyor). Milli Eğitim Bakanımız ve bürokratları müslüman. Bunlar nasıl bir eğitim sisteminin altına imza attıklarının farkında değiller mi? Bunla Huzur-u İlahiye hangi yüzle çıkacaklar. Zulme rıza zulüm, küfre rıza küfür hakikatinden haberdar değiller mi? Bu kadarmı gaflet ve dalâlet içindeler? Ben anlamıyorum. Sağlık Hizmetleri öğretmeniyim. Bu gidişat beni çok üzüyor. Bürokratlar nasihatlere kulaklarını kapatmışlar, makamlarında biraz daha fazla nasıl oturabiliriz derdinin peşine düşmüşler. Bu sözü bütün büroklar için söyleyemeyiz elbette. Samimi olanların sesleri duyulmuyor ve onlarda gür sesleriyle muhataplarına hakikatleri haykıramıyorlar. İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinden başlamak üzere, bakanlık seviyesindeki dini bütün ve müttaki bürokratlarımız ateist eğitim sistemiyle mücadele etmeleri gerekirken, sadece mevzuatın gereklerini yerine getirmekten öteye gidemiyorlar. Sıradan bir devlet memuru gibi yasa ve yönetmeliklerin gereğini yapıyorlar. Dava adamının gerektirdiği mesuliyetlerinin hakkını veremiyorlar. İçinde şirk ve küfrü netice veren kitap yazarları müslüman değilmi? Bu kitapları inceleyen komisyon üyeleri hangi din mensuplarıdır? Talim ve Terbiye Kurulu üyeleri gayri müslim veya ateistmi ki, şirkin ve küfrün altına imza atıyorlar. Nedir bu gaflet ve zulmün sebebi muhterem hocam? Selâm ve dua ile.

Ali Erkan Kavaklı Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle