Abdülhamit Han’ın talihsizliği Erdoğan’ın bahtı
Abdülhamit Han’ın talihsizliği Erdoğan’ın bahtı
ALİ ERKAN KAVAKLI
Ulu Hakan Abdülhamit 10 Şubat 1918’de ebedî âleme göç etti. Devleti en güçsüz zamanında 33 sene idare eden dâhi sultan dualarla anıldı.
Sessiz çoğunluk daima Abdülhamit Han’ın arkasındaydı fakat okumuşlar Avrupa istihbaratlarının oltasına takılmış, onu her kötülüğün sebebi olarak biliyorlardı.
Avrupalılar, müthiş bir psikolojik savaş yürüttüler. En etkili silahları şu cümleydi:
“Türkler adam olmaz.”
Propagandanın etkisiyle Türklerde de “Artık biz adam olmayız!” kanaati uyanmıştı. (İttihat ve Terakki Cemiyeti, Kâzım Karabekir, s.51)
Abdülhamit Han, memleketin her köşesinde okullar açtı, ilim ve irfanın yayılması için çaba sarf etti. Öğretmenlerin önemli bir kısmı Avrupa propagandasının etkisiyle ona düşman oldular.
Yabancıların açtığı Robert Kolej, Seint Simon, Allianca İsraelite Mektepleri gibi okullar da Osmanlı düşmanı insan yetiştirdi.
Kâzım Karabekir, Selanik’te Yahudi Emmanuel Karasu’nun Mason Locası açtığını, kendisinin locaya gizli yeminle üye olduğunu, Selanik’te bulunan Üçüncü Ordu’nun subaylarının devşirilip locaya üye yapıldığını ayrıntılı bir şekilde anlatır. Mason subaylar, memleket savunmasından fazla Abdülhamit Han düşmanlığı yaparlar.
Abdülhamit Han düşmanları daha sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni kurdular, onlara göre memleketteki her kötülüğün sebebi Abdülhamit idi, halk isyanıyla devrilmeliydi. (İttihat ve Terakki Cemiyeti, s.362)
Alliance İsraelite Mektebi mezunu Yahudi Talat, İslam düşmanı Arapkirli Abdullah Cevdet, Binbaşı Enver, Teğmen Kâzım, Meşveret gazetesini çıkaran pozitivist Ahmet Rıza, Dr. Nazım, Resneli Niyazi gibi komitacıların kurduğu cemiyet, devlet düşmanı herkes ile ittifaklar kurdular.
Bağımsızı devlet kurmak isteyen Ermeniler, Bulgarlar, Yunanlılar, Sırplar, Filistin’de devlet kurmak isteyen Yahudiler ile ittifak ettiler. (s.320)
İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar kendilerine yardım vadeder.
Subayların mason locaları ile İttihat ve Terakki üzerinden devşirilmesi, basının Avrupa Devletleri tarafından desteklenmesi, Osmanlı aydınının Batı karşısında duyduğu aşağılık kompleksi, devletin borç batağında olması, ekonomik güçsüzlük Abdülhamit Han’a zor günler yaşattı.
Mahmut Şevket Paşa kumandasında Üçüncü Ordu, Sırplar, Rumlar, Ermeniler, Bulgarların desteğiyle darbe yaptı. Sultan önce meşrutiyeti ilan etmek mecburiyetinde kaldı, sonra da İttihatçılar tarafından tahttan indirildi.
Onun 33 sene idare ettiği devleti 9 senede batırdılar.
3 Kasım 2002’ye kadar masonlar, Yahudiler, Sabateyistler, Müslüman ve Türk olmayan unsurlar devlet kadrolarını işgal etti. Bir Osmanlı Cihan Devleti daha doğmasın diye ellerinden geleni yaptılar. Ülkenin kalkınması için icraat yapan Menderes, Özal, Erbakan, Demirel hükümetlerini darbeyle indirdiler.
Tayyip Erdoğan’ın talihi burada başladı. Memleket ve millet düşmanı azınlık, ülkeyi öylesine kötü yönettiler ki millet illallah etti. Milletin dini, camisi, başörtüsü ile savaştılar; yol, köprü, fabrika kurmak yerine heykeller diktiler, millete zulmettiler.
Türkiye1950’de demokratik sisteme geçti. Halk oyu sayesinde itibar kazandı. İmam hatip liseleri, ilahiyatlar, Kur’an kursları açtı; kitap, dergi, gazete ve dinî neşriyat yaptı, evlatlarını kendi değerleri ile yetiştirmeye çalıştı.
Erdoğan, aşiretten cihan devleti çıkaran bu aziz milletin maneviyatını güçlendiren adımlar attı.
Çöplükte gül biter gibi materyalizm, pozitivizm, komünizm gibi din düşmanı akımlara karşı koyacak Müslüman aydınlar yetişti.
“Çağdaş uygarlık düzeyi” sloganlarıyla milletin gözü boyandı yıllarca. Jeffer Epstein kepazelikleri gösterdi ki Batı, çağdaş rezillik çukurunda.
Sabırlı, dikkatli, basiretli adımlarla ana akım medyayı mason ve Yahudi lobilerinin etkisinden kurtardı.
15 Temmuz 2016’ya kadar ordu içinde örgütlenen mason, darbeci, Sabatayist subaylardan çok çekti. 28 Şubat Cuntacıları Çevik Bir, İsmail Hakkı Karadayı, Çetin Doğan, Şener Eruygur gibiler Erdoğan’a kök söktürdüler.
15 Temmuz’da millet destan yazdı, darbecileri püskürttü; millet iradesine kast edenler yargılandı, mahkûm oldular.
Erdoğan milletin refahına ve maddî kalkınmaya önem verdi. Gücünü milletten aldı, girdiği her seçimi kazandı.
Yollar, köprüler, fabrikalar, tüneller, okullar açtı.
Osmanlıyı yıkanlarla ölümüne mücadele etti. Özellikle savunma sanayiinde ülkemizi dünyada sayılı ülkelerden biri hâline getirdi.
Kayı aşiretinden Osmanlı Cihan Devleti’ni çıkaran milletimiz yeniden Büyük Türkiye’yi kuruyor; “Türklerden adam olmazsa kimse adam olmaz!” diyerek destan yazıyor.
Rüzgâr arkamızdan esiyor, daha iyi günler göreceğiz inşallah!