• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

Zaman Trump için de daralıyor

29 Mayıs 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

Zaman Trump için de daralıyor

Ahmet Varol

ABD ile İran arasında bir uzlaşma sağlanması konusunda çalışmalar bütün hızıyla sürdürülüyor. Ancak açıklamalardan anladığımıza göre henüz nihai bir çözüm konusunda ittifak sağlanmış değil. ABD ve siyonist işgal rejimi açısından ise geçiş sürecinden ziyade nihai sonuçla ilgili formül önem arz ediyor.

Trump konuyla ilgili açıklamalarında, “İran’ın anlaşmaya yanaşması”nı isteyen ve “onun anlaşmaya yanaşmaması durumu”yla ilgili tehditler içeren mesajlar yer alıyor. Tabii bu tür ifadeler kullanılması suretiyle anlaşmaya yanaşmayan, dolayısıyla tıkanmaya sebep olan tarafın İran olduğu mesajı da verilmiş oluyor.


 

Bu bilgi belki doğru olabilir; ama ABD’nin istediğinin çözüm mü yoksa dayatma mı olduğunu da iyi sorgulamak gerekir. Üstelik saldırıyı yani krizi başlatan taraf ABD-siyonist işgal rejimi ittifakıdır. Olayın bu boyutu bile krizin asıl sebebinin saldırgan taraf olduğunu anlamamıza yeter.

Ama eğer ki saldırgan taraf kendisinin dikte ettiğini karşı tarafa kabul ettirme konusunda kendine güvenseydi veya tehditlerinin işe yarayacağını düşünseydi şimdiye kadar anlaşma sağlanmış olabilirdi. Çünkü saldırgan tarafın istediği anlaşma kendisinin dikte ettiklerinin saldırıya maruz kalan tarafça aynen kabul edileceği bir anlaşmadır. Sorunun uzamasının sebebi işte bunu kabul ettirmeyi başaramamasıdır.


 


ABD Başkanı Trump kendisinin istediği nitelikte bir anlaşmanın kabul ettirilmesi için yine silah ve saldırı tehditlerini devreye sokarak İran’ın işi uzatmasının onu tehlikeye her geçen gün biraz daha yaklaştırdığı intibaı veriyor. Ama diğer taraftan Trump açısından da vakit her geçen gün daralıyor. Çünkü ABD’deki ara seçimler onun açısından artık hayati bir önem arz etmektedir.

Trump, İran’la bir uzlaşma sağlayamadan seçimlere gitmesi durumunda bunun sonuçları ciddi şekilde etkileyeceğinin ve kendisinin siyasi otoritesini iyice sarsacağının farkındadır. Kendisinin dikte edeceği anlaşmayı kabul ettiremeyip yenilgiyi kabullenmek anlamına gelecek bir anlaşmaya razı olması halinde de durum değişmeyecektir. Telaşlanmasının asıl sebebi de İran için zamanın daralması değil kendisi için daralmasıdır.


 

Bu arada İran’a bazı önemli tavizler vereceği bir anlaşmaya razı olmak zorunda kalması durumunda içine düşeceği zaafın üstünü örtmek amacıyla, Abraham Anlaşmaları olarak isimlendirilen ve siyonist işgal rejiminin kazıklarını sağlamlaştırmasına yarayan anlaşmalara bölgedeki ülkelerin tümünün dahil olması yönünde talimatlarda bulundu.


Bu anlaşmalar başta Filistin davasına, geniş çerçevede tüm Arap toplumlarına ve genelde bütün dünya Müslümanlarına ihanet anlaşmalarıdır. Siyonist katillerin bu derece azgınlaşmasında bu anlaşmaların çok büyük bir rolü olmuştur. Ancak Aksa Tufanı bu anlaşmaların önünü kesmiş ve işlevselliğini büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. ABD ve siyonist işgal rejimi yeniden bu anlaşmaları işlevsel hale getirmek ve çerçevesini genişletmek için İran’a yönelik saldırının ortaya çıkardığı krizi değerlendirmeye çalışıyor.


 

Ama Trump’ın bu konudaki çabaları boşunadır. Kullandığı aynanın kendisini yanılttığının; onca yıkım ve katliam gerçekleştirmesine rağmen bugün İran karşısında tam anlamıyla acze düştüğünün artık farkına varması gerekir. Siyaset ve stratejinin en kötü şekli gerçekleri kendinden gizlemektir. Gerçekleri başkalarından gizlemeniz normaldir. Buna değişik vesilelerle ihtiyaç duyabilirsiniz. Ama gerçekleri kendinizden gizlediğiniz zaman sadece kendinizi yanıltmış olursunuz.

Bölgedeki ülkelerin yönetimlerinin de artık katil siyonist işgal rejiminin tüm bölge için tehdit olduğunun ve ona güvenmenin hiçbir şekilde mümkün olamayacağı gerçeğine göre konum almaları gerektiğinin farkına varmış olmalarını umuyoruz. Temennimiz bu gerçeği sadece bölgedeki ülkelerin yönetimlerinin ve halklarının değil bütün dünya ülkelerinin ve bütün insanlığın görmesidir. Siyonist vahşete karşı savaşın da tüm İslam âleminin ortak bir sorumluluğu olduğu gerçeğinin farkına varmış olmamız gerekir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderlik vizyonunun ve inşa ettiği siyasi hareketin kalıcılığına odaklanan yazı, "Bir Tayyip Erdoğan Gider, 1000 Tayyip Erdoğan Gelir" serisinin ikinci bölümüyle devam ediyor. Erdoğan’ın sadece bir lider değil, kökl

ABD ile İran arasındaki müzakerelerde kriz sürerken, yazar Ahmet Varol madalyonun diğer yüzünü aralıyor. Tehdit diline rağmen zamanın aslında İran için değil, yaklaşan ara seçimler nedeniyle Donald Trump için daraldığını belirten Varol; Trump'ın dikte edemediği bir anlaşmayla ya da uzlaşmasız bir krizle seçime gitme korkusunun perde arkasını yazıyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23