Siyonistler Lübnan’ı işgale hazırlanıyor
Siyonistler Lübnan’ı işgale hazırlanıyor
AHMET VAROL
Boynuna geçirdiği Epstein zincirini siyonist lobiye teslim eden gözü dönmüş Trump’ı da yanına alarak İran’a yönelik saldırı başlatan siyonist canavar Netanyahu, arka planda Filistin’deki saldırılarına son vermediği gibi Lübnan’a yönelik de geniş çaplı yeni bir saldırı dalgası başlatmış durumda.
İşgalci siyonist rejimin, İran’a yönelik saldırıya paralel bir şekilde başlattığı Lübnan saldırılarında öldürülen insan sayısı bizim bu yazıyı yazmamızdan önce verilen rakamlara göre 80’e, yaralı sayısı ise 550’ye yaklaşmıştı. Öldürülenlerin ve yaralananların büyük çoğunluğunu da aynen Filistin’de olduğu gibi sivil savunmasız insanlar oluşturuyordu.
İşgal rejimi ayrıca Lübnan’ın güneyinde ciddi tedirginliğe yol açmak için bu bölgeye kara operasyonu başlatma hazırlığı içinde olduğuna dair haberler yayıyor ve açıklamalar yapıyor. Bu amaçla Lübnan’ın güneyindeki 80 yerleşim alanına tahliye uyarısında bulundu. Bu uyarılar tabii ki oralarda yaşayan insanlarda ciddi endişe ve can korkusuna yol açtı. Daha önce Gazze’de yaptığına benzer şekilde Lübnan’ın güneyindeki ahaliyi de kuzeye doğru zorla sürgün etmeye ve buraları işgal etmeyi planlayan ordusunun önünü açmaya çalışıyor.
Siyonist işgal ordusu aynı zamanda 100 bin civarında yedek askerini göreve çağırdığını duyurdu. Bunların Lübnan’a yönelik bir kara operasyonu planı için göreve çağrıldıkları dile getirildi. Bu arada, gayri meşru siyonist işgal rejiminin işgali altında olan ve uluslararası alanda “İsrail” olarak gösterilen, ancak bizim “1948’de işgal edilmiş Filistin toprakları” olarak isimlendirdiğimiz bölgenin kuzey kesimine yani Lübnan sınırına yakın yerlere takviye birlikler gönderdi.
1948 Bölgesi’nin kuzey kesimine gönderilen işgalci birliklerin bir kısmının sınırı geçerek Lübnan topraklarına girdikleri ve bir miktar ilerledikleri de haberlerde dile getirildi. Lübnan hükümetinin, ateşkes anlaşmasına binaen Hizbullah’ın milis güçlerini çıkararak yerleştirdiği Lübnan ordusuna mensup askerlerin ise işgalci siyonist askerler karşısında herhangi bir savunma yapmayıp sınırdan uzaklaşmayı tercih ettikleri belirtiliyor.
Lübnan topraklarını resmi orduya mensup askerlerin savunması ve bu askerlerin işgalci siyonistler karşısında kararlılıkla direnmeleri pek muhtemel görünmüyor. Lübnan topraklarını yine olsa olsa gönüllü milis güçler savunabilir. Bundan dolayı Lübnan hükümetinin ateşkesi bahane ederek, Güney bölgede orduyu tahkim etme, diğer yandan gönüllü milis güçlerin ise silahlarını toplama fikrinden kesin bir şekilde vazgeçmesi gerekir. İşgal rejimi zaten ateşkes anlaşmasına hiçbir şekilde riayet etmediği gibi yeni saldırı dalgalarıyla da tamamen geçersiz hale getirmiştir. Bu durum karşısında Lübnan hükümetine de işgalci siyonist tehdit karşısında ülke topraklarını savunacak gerilla güçlerine fırsat verme hakkı doğmuştur.
İşgal rejiminin, Lübnan’ı zayıf düşürdükten ve yalnızlaştırdıktan sonra 1982’de yaptığı gibi bu ülkeyi işgal etmeyi planladığı anlaşılıyor. Amerikan emperyalizmi ile birlikte İran’a yönelik saldırılarında istediği sonuçları elde etmesi durumunda bunu yapması zor olmayacaktır. Böyle bir işgalin gerçekleştirilmesi durumunda bu ülkede yaşayan Filistinli mülteciler de siyonist katillerin hedefinde olacaktır. Lübnan’da birçok Filistin mülteci kampı olduğunu ve buralarda yüz binlerce Filistinlinin yaşadığını hatırlatalım.
Lübnan’ın işgal edilmesi, siyonist tehdit çemberinin genişlemesi anlamına geleceği gibi aynı zamanda gerek siyonistlerin ve gerekse onlara destek veren ABD’nin artık açık açık dile getirdiği “Büyük İsrail” idealine giden yolların kademe kademe açılması, siyonistlerin egemenlik alanlarının genişletilmesi yolunda yeni adımlar atılması cüreti gösterilmesine de fırsat verecektir.
Bu, şimdilik bize hayal gibi görünebilir. Ama siyonistler 1897’de Basel Konferansı’nı düzenlerken de bir hayal peşinde idiler. Bugün hayallerinin ikinci aşamasına geçme zamanının geldiğine inanıyor olmaları hiç de ihtimal dışı değildir.