Dün 19 Mayıs Bayramıydı
Dün 19 Mayıs Bayramıydı
İDRİS GÜNAYDIN
Türkiye’nin acaip ve garaip halleri var. Bunlardan biri de milli bayramlar. Yoo! Bayramları eleştirecek değilim. Şunu aklım almıyor. Bayramların neredeyse tamamı Osmanlıya dayanıyor ama onu bi yol geçelim.
Bu resmi bayramlarda ilin valisi, ilçenin kaymakamı, mülki amirleri heykele gidip tazimde bulunurlar. Ona zaman zaman halktan da katılan olur. Bu bir anlamda «sana bağlılığımız devam ediyor. Sen bizi temsil ediyorsun biz de sana itaat ediyoruz” demektir.
Buraya kadar her şey anlaşıldı. Batıl ama neyse; geçelim.
Merak ediyorum: Malatya ve Afyonkarahisar’daki resmi zevat ne için gitti dün oraya? Gidince ne düşündü? Aman!
Devlet işte “Allahı’ndan” bulsun mu dedi? Yoksa, bu müstehcen heykele biz ne diye saygı duyuyoruz? Buraya Samsun’daki gibi, Ankara’daki gibi örtülü bir heykel yaptıramıyorlar mı?
Eğer Malatya ve Afyon’un mülki amirleri devleti yönetenlere bir yazı yazıp , “bu heykelden hicap duyduklarını, bunun kaldırılarak daha edeplisini istediklerini yazmıyorlarsa veya yazmamışlarsa kusura bakmasınlar ama günahkardırlar.”
Hatta putperestliğe yakın.
Devleti yönetenler, o amirler güvendikleri bir alime sorsunlar.
Böyle heykel nerede bulunur? LGBT’lilerin galerilerinde! Onları temsilen bulunabilir. Lut Kavminin helak olduğu yerde. Epstein adasında, çıplaklar kampının girişinde.
Şu Müslüman olduğu söylenen ülkenin Kur’an okuyan Cumhurbaşkanının ahvaline bak.
25 yılda iki heykeli oradan kaldıramamışsak, camiden hiç çıkmasak; neye yarar?
Oraya gidip tazimde bulunan idarecilerin aklına gelmiyor mu? Biz LGBTci miyiz? diye.
Bu heykellere gelelim?
Afyon’daki heykeli kim yaptı? Avusturya’lı heykeltıraş Heinrich Krippel. Malatya’daki heykeli yapan bir yerli. Ama Türk müdür onu bilmem. Yerli olsa da Müslüman olmadığı kesin. Her iki heykelde de kahramanlık ve zafer simgelenmesi gerekirken edep yeri simgelenmiş. Şu hale bak.
Afyon ve Malatya’daki gençlerin his dünyalarından ne geçer, ben bilemem.
Lakin Atatürk’ün heykeli diye biri saldırsa ve ardından yakalanıp hakim karşına çıksa, hakime: Ben atamın edep yerinin tasvir edilmesini istemiyorum derse hakim ne cevap yazacak? Ne diye hüküm verecek? Hakim; sana sesleniyorum; ne dersin bu tavıra?
Bir de “Allah’ın sopası yok” derler. Evet Allah’ın sopası yok lakin hikmeti var. Yıllarca Kemalist seviyesizler dillerine “Osmanlı’da haremi” doladılar. Kendi ahlaksızlıklarını meşru kılmak için, hiç birinin zerrece bilgi ve görgüsü olmadığı halde, zihinsel kurgu ile “harem de harem, harem de harem…” deyip durdular.
Halbuki “Harem ağası”nın bile görmediği bilse bile söyleyemediği harem konusunda sen misin yalan yanlış iftira atan?
Al işte. Uğrunda askeri olduğunu söylüyorsun ya; Malatya veya Afyon’a git de ibret al.
Bir kadın; liderlik yapmış, başkanlık yapmış kocasının yatak sırlarını açıklasa öldürülür. Ya faili malum ile ya da meçhul ile.
Biz ne aptal kişiler tarafından yönetilmişiz ki; sanki intikam hissiyle dolusun; para verip adamı önce şehinşah ilan edip sonra cıscıbıldak aleme ilan ediyorsun. Eminim M. Kamal yaşasaydı ilk bu heykelleri kaldırırdı.
Ama hikmet hikmet…
Geçen haftalarda medya fenomeni Said Ercan Giresun’a geldi. Giresun Üniversitesi Konferans salonunda konuşma yapıyor. Konuşmasında sosyal medyanın algı tuzaklarından söz etti.
Biraz erken çıktım. Cuma günü olduğu için abdest alacağım. Baktım konferans salonunun çıkışında üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesinin öğretmen ve öğrencileri sergi açmışlar. Bir yandan da öğrenciler çiziyor. Tamamına yakını kadın portresi ve çoğunluğu göğüs hizasından yukarı açık… Çoğunluğu da Osmanlı harem kadınlarını temsil ediyor.
Yani harem kadınlarının hepsi göğüsten yukarı açık…
Benim orada dolaştığımı gören bayan hoca, hoş geldiniz diyerek beni hoşladı.
“Siz bu öğrencilerin hocası mısınız?” diye sordum. “Evet” dedi. “Salonda konuşmacı algılardan söz ediyor, siz burada algılar üzerine günah işliyorsunuz? Bu çıplak resimlerin hangisini gördünüz” deyince bayan yanımdan uzaklaştı.
Yahu, bre idareciler!
M. Kamal’i rahat bırakın. Bayramınızı nasıl kutlarsanız kutlayın.
Vesselam.