• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Selma Savcı
Selma Savcı
Selma Savcı
TÜM YAZILARI

Asırlık tariflerle Türk mutfağı...

20 Mayıs 2026
A


Selma Savcı İletişim: [email protected]

Asırlık tariflerle Türk mutfağı...
SELMA SAVCI 

Sayısız kez programlarına katılma şansı yakaladığım Emine Erdoğan hanımefendinin bu tür etkinliklerle ne denli çalıştığını yakınen takip eden birisi olarak yine 'Bir Sofrada Miras Programı'nda da çok önemli projeler ve tanıtımlara imza atılacağından kuşkum yok...

Hakikaten Türk Mutfağımızın tüm detaylarının dünya mutfağına sunulması, kendi kültürlerimizin en ince ayrıntısına kadar özellikle devlet büyüklerimizin de önemli katkılarıyla sağlanmış olması, bu yolda sayısız öğrencimizin, bu yolda büyük emekler harcayan ünlü şeflerden tutun da, akademisyen ve işin ehli uzmanlarımızla birlikte yapılan bu tanıtımların ülkemizin hem turizm öncülüğünde hem de gelecek nesillere aktarılması konusunda çok önemli bilgilerin paylaşıldığına şahitlik etmemiz de önemli bir mihenk taşı bizler için...

Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) işbirliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteği ile hazırlanan “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı Kitabı”, Türk mutfağının zenginliğini, ünlü şef, akademisyen ve uzmanların katkılarıyla uluslararası alanda tanıtmayı amaçlayan çok önemli bir proje...


Türk mutfağının sağlıklı saklama ve pişirme teknikleri, kaliteli tohumları, doğal malzemeleri ile atıksız, ekolojik ve sürdürülebilir olması ve de farklı kültürler tarafından şekillenen zengin geçmişine dikkat çeken Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı isimli kitap, bu köklü mutfağın dünya beslenme trendleriyle uyumluluğuna da dikkat çekiyor. Türk mutfağının atıksız, fermante, vegan, bitki temelli, glütensiz, süt ürünleri içermeyen, yerel ve süper gıda içeren tarifleri, kitapta özel ikonlarla ön plana çıkarılıyor. Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabındaki fotoğrafların yalın dili ise Türk mutfağının abartıdan uzak sadeliğini yansıtıyor.
Asırlık geleneksel tarif ve reçeteleri aslına uygun olarak kayıt altına almayı ve gelecek nesillere aktarmayı hedefleyen Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı kitabı, 5 danışman ve 14 şefin katkılarıyla bir araya getirilen 218 tariften oluşuyor. Türk mutfağının uluslararası platformda bilinirliğini artırması ve gastrodiplomasi bağlamında özel bir öneme sahip olan kitap, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları tarafından Ekim 2021 tarihinde Türkçe ve İngilizce olarak yayınlandı. İngilizcede ise Turkish Cuisine With Timeless Recipes başlığıyla okuruyla buluşan kitap, başta İspanyolca ve Arapça olmak üzere birçok dünya diline çevrilecek.
Bu önemli çalışmaların meyvesini vereceğinden herhalde kimsenin kuşkusu yok. Zaten tarihi ve coğrafi olarak bir cennet köşesi olan ülkemizin her karış toprağını daha iyi ekiplerle ve en önemlisi de uzman kişilerin akıl rehberliğiyle taçlandırmamız çok daha önemli...

Tam bu esnada Sayın Erdoğan'ın şu önemli tespitlerine de yer vermek istiyorum makalemde...


Ne diyor Emine Erdoğan Hanımefendi; "Mutfak kültürel kimliğimizdir. Ne yediğimiz kadar ne yemediğimiz de bu kültürel kimliğin sınırlarını çizer. Dolayısıyla yemek, insanın biyolojik devamlılığı için beslenme ihtiyacının çok ötesinde anlamlar taşır. Her lokma, içerisinde besleyici değerler barındırdığı kadar tarih, kültür, inanç ve deneyimi de beraberinde aktarır. Öyle ki kendinizi bir yabancıya tanıtmanın en kolay yolu ona mutfağınızı sunmaktır. Türk Mutfağı tarihsel deneyimle birleşmiş büyük bir hazinedir; asırlara uzanan bir yolculuğu vardır. Bu yolculuk boyunca temas ettiği çeşitli kültürler vasıtasıyla Türk Mutfağı’nın heybesi doldukça dolmuştur. Bu çeşitliliğin kendisi bile başlı başına büyük bir coğrafyanın sırlarına mazhardır. Ülkemizin bir hoşgörü diyarı olduğunu gösteren bu çeşitlilik aynı zamanda farklı kültürler, dinler ve etnik kökenler arasındaki paylaşımın kesintisiz sürdüğü güçlü hikâyeler barındırır.
Türk Mutfağı, tüm bunların yanında, millî karakterimizin de bir yansımasıdır. Paylaşma ve dayanışma ruhunun sembolü hâline gelen sofralarımız bu karakterin özeti mahiyetindedir. Sofra insanları birleştiren ve kenetleyen gücü sayesinde hâlen iletişimin en kuvvetli vasıtalarından biridir. İnsan sevgisinin, misafirperverliğin ve cömertliğin yemek aracılığıyla sunulduğu sofralar kadim aile kültürümüzün de taşıyıcısıdır.
Hayatın her yönü ve deneyimi sofralara yansır. Bayramlarda, düğünlerde ve cenazelerde kurulan sofralar hem hayatı şenlendirir hem de insanları birbirine yakınlaştırarak zorlukları kolaylaştırır. Bu yüzden bilhassa modern dünyanın insanı hızla yalnızlaştırdığı ve tekil hayatlara mahkûm ettiği günümüz koşullarında başlı başına bir yaşam sanatı olan Türk Mutfak kültürünün herkese iyi geleceğini düşünüyorum.
Türk Mutfağı’nın çok önemli bir diğer özelliği ise ruh, beden ve yaşam arasında hassas bir terazi kurmasıdır. Mesela yemek yiyen birine “şifa olsun” diye dua edilmesi, yemekten murat edilenin nihayetinde şifa olduğuna işaret eder. Bu yaygın kültür sayesinde hastalıklara iyi gelen yemekler hemen hemen herkes tarafından bilinir. Hastayı iyileştirmek, zayıfı güçlendirmek ya da ruhu teskin etmek için şifa veren yemeklerin reçeteleri nesilden nesile aktarılır. Türk Mutfak kültürü bu yönüyle endüstrileşmiş yemek sektörünün insanı geçici bir haz peşinde sürükleyen, bunun yanında yeme içme kültürünün içinden adabı çıkaran yıkıcılığına karşı bir panzehir niteliğindedir.



Günümüzde birçok insanı önlenebilir hastalıkların pençesinde kıvrandıran maalesef ki hazır ve hızlı yemek kültürüdür. Son zamanlarda dünyanın her yerinde gördüğümüz geleneksel mutfaklara dönüş çabası küresel bir uyanışın ayak sesleridir.
Bilhassa yurtdışı ziyaretlerimde Türk Mutfağı’nın yeteri kadar ve hakkıyla tanınmadığının daha çok farkına vardım. Küresel bir bilinirlik kazanmış olan kebap ve baklava mutfağımızın özü olarak tanınıyor. Oysa mutfağımızın özellikle fast-food kültürüne meydan okuyan ve dünyada yükselen gastronomi eğilimleriyle birebir örtüşen çehresinin herkesçe bilinmesi gerektiğine inanıyorum. Bu amaçla, ülkemizin başarılı şefleri ve önde gelen gastronomi ve tarih araştırmacılarıyla el ele vererek bu kitabı hazırladık.
Kitapta sadece basitçe reçeteleri değil, pişirmeden saklamaya kadar sağlıklı bir mutfağın bilgeliğini de paylaştık. Turşular ve sirkeler gibi doğal yolla işlenip insana şifa olan birçok ürünün sırrını verdik. Kalan her bir parçanın kullanılarak başka bir ürüne nasıl dönüştüğünü ve atık üretmeyen bir mutfağın nasıl bereketlendiğini gösterdik. Bu topraklarda yetişen hububatlar, meyve ve sebzeler kendilerine has yetiştirme ve toplanma usullerine varıncaya kadar son derece kıymetli bir hazinedir. Tüm bunların kitapta işlenmesi, Türk Mutfağı’nın sağlıklı, atıksız ve geleneksel karakterinin öne çıkarılması adına mütevazı bir adımdır. Lezzetli olduğu kadar irfan dolu bu sofralara yaptığımız davetin, dünyadaki öze dönüş yolcuğuna katkı sunacağına inanıyorum. Asırlardır sofralarımızı şenlendiren reçetelerin tüm dünya için şifa ve afiyet kaynağı olmasını diliyorum."

Açıkçası doğru söze ne hacet dedikleri bu olsa gerek... Ben özellikle Emine Hanımın verdiği bu katkılardan dolayı bir gazeteci olarak şükranlarımı iletiyorum. Ortada önemli bir gayret ve bu gayretin sonucunda da ülkemizin kazanacağı değerler bütününü de göz önünde bulundurursak, umarım Türk mutfağımızın en özel lezzetlerini dünya mutfaklarında söz sahibi olacak potansiyele ulaştırırız...
Bugün gastronomi denilen branşın bile ne denli önemli olduğunu da düşünürsek bu gayenin de sonuca varacağının duasıyla noktalıyorum...

 

 


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23