Türk Dünyasının Kızıl Elmaya yönelişi (1)
Türk Dünyasının Kızıl Elmaya yönelişi (1)
MEHMET KOÇAK
Dünyanın çatışmalar, krizler ve belirsizliklerle boğuştuğu bir dönemde, Türk dünyasının diplomatik anlamda siyasî ve ekonomik birliğe doğru yürüyüşü “Kızıl Elma” idealine yönelişin bir ifadesidir.
Bu yöneliş; Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)’nınbirlik, dayanışma ve ortak gelecek vizyonu etrafında güçlenmesi, 21. yüzyılın en önemli jeopolitik dönüşümlerinden biri olarak tarihî öneme sahip bir gelişmedir.
Çünkü, Kazakistan’ın Türkistan şehrinde gerçekleştirilen ‘Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ sadece diplomatik bir buluşma değil; aynı zamanda Türk devletlerinin ortak gelecek vizyonunu ortaya koyan güçlü bir stratejik irade beyanıdır.
Nitekim Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsallaşma sürecinde ortak alfabe çalışmaları, ulaştırma koridorları, enerji projeleri, savunma iş birlikleri, eğitim ve kültürel entegrasyon alanlarında atılan adımlar, Türk dünyasının ortak gelecek vizyonunun somut göstergeleri olmuştur.
Bugün gelinen noktada TDT, yalnızca kültürel bağları temsil eden bir yapı olmaktan çıkıp; ekonomik, siyasi, stratejik ve teknolojik iş birliklerini geliştiren uluslararası bir güç platformuna dönüşmeyi başarmıştır.
Bu durum, Türk dünyasının geleceğe yönelik ortak irade ortaya koyabildiğini gösterdiği gibi, küresel siyasette yeni bir jeopolitik denklemin de şekillenmeye başladığını göstermektedir.
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)’nın bugün uluslararası ve kurumsal bir teşkilata dönüşmesinde, Başkan sayın R. Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin ortaya koyduğu siyasi irade ve stratejik vizyonun önemli katkıları dikkat çekmektedir.
Türkiye’nin sadece ekonomik ve askerî kapasitesiyle değil; tarihî birikimi, devlet tecrübesi ve jeopolitik konumuyla da Türk dünyasının bütünleşme sürecine yön veren merkez ülkelerden biri haline geldiği açıkça görülmektedir.
*
Dünden bugüne…
Ortak tarih, dil, kültür ve kader birliğiyle birbirine kenetlenen Türk dünyası, bugün yalnızca bölgesel bir iş birliği alanı değil; küresel ölçekte yükselen stratejik bir değer haline gelmiştir.
2009 yılında temelleri atılan ve 2021 yılında Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) adını alarak kurumsal kimliğini güçlendiren bu yapı, Türk milleti açısından gurur verici tarihî bir adımdır.
Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın tam üye; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gözlemci üye olduğu TDT, 21. yüzyılın yükselen jeopolitik merkezlerinden biri olma yolundadır.
Yaklaşık 5 milyon kilometrekarelik geniş coğrafyası, genç ve dinamik nüfusu, zengin enerji kaynakları, ham madde potansiyeli ve stratejik ulaşım hatlarıyla Türk dünyası, küresel güç dengelerinde dikkate alınması gereken yeni bir merkezdir.
Özellikle Azerbaycan ve Orta Asya’nın enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması, Türk devletlerini küresel enerji denkleminde vazgeçilmez bir aktör konumuna yükseltmektedir.
Hazar geçişli Doğu-Batı Trans-Hazar Orta Koridoru ise Asya ile Avrupa arasındaki ticaret ve tedarik zincirlerinde Türk dünyasının önemini daha da artırmaktadır. Bu koridorlar yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir güç hattıdır.
Bunun yanında savunma sanayii alanında gelişen iş birlikleri, ortak tatbikatlar, teknoloji transferleri ve Türkiye’nin İHA/SİHA başta olmak üzere savunma teknolojilerindeki başarısı, Türk devletleri arasındaki askerî bağları güçlendirmektedir.
Artık Türk dünyası sadece geçmişin ortak hatıralarıyla değil, geleceğin ortak hedefleriyle de birbirine bağlanmaktadır.
Ancak bu yükselişin kalıcı bir güce dönüşebilmesi için ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi, ortak ulaşım ağlarının güçlendirilmesi, savunma iş birliğinin kurumsallaştırılması ve kültürel bağların yeni nesillere güçlü şekilde aktarılması şarttır.
Çünkü Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), yalnızca bugünün değil; yarının dünyasında da söz sahibi olacak büyük bir medeniyet yürüyüşünün adıdır.