Kapki, Roma’yı gerçekten yakmamış mı?
Kapki, Roma’yı gerçekten yakmamış mı?
ALİ KARAHASANOĞLU
Daha önce Ekrem İmamoğlu kendisini böyle savunmuştu: “Roma’yı benim yaktığım daha gerçektir.”
“Ekrem İmamoğlu ile hiç tanışmadığı”nı, masumiyetinin delili olarak açıklayan İBB yolsuzluk davası tutuklu sanıklarından Murat Kapki de, aynı cümleleri tekrarla, duruşmada kendisini savundu.
Yok canım, “İkisi de ‘Roma’yı biz yakmadık’ diyorlar, ikisi de aynı savunmayı yapıyor.. Savunmaları bile aynı.. Dolayısı ile ikisi de suçludur” diyecek halim yok..
Murat Kapki’nin savunmalarını okuyorum, “Roma’yı gerçekten yakmamış olabilir mi?” diye, şüphelerimi gidermeye çalışıyorum..
4 bin sayfalık iddianamede, Roma’nın yakılması ile ilgili bir iddia var mı diye sorguladım..
İddianamede Roma kelimesi bir yerde geçiyor..
O da bir şüphelinin notları arasında, “-başkan seyahat 16-17 Mayıs Roma(SACE)” ifadeleri varmış, bu sebeple..
O zaman, Murat Kapki, “Roma’yı ben yaktım diyebilirdim” ile acaba neyi amaçlamış olabilir?
Tamam, anladım, “Ben doğmadan önceki bir olayın faili nasıl olabilirim”i kastediyor Murat..
Ama iddianamede çok net isnatlar var..
Bunlara cevap vereceğine, niye Roma’dan bahsediyor ki?
Murat Kapki’ye, diğer şüphelilerden birisinin ifadesinde, şu isnatlar yapılıyor:
“2025 senesinin Ocak ayında Murat Kapki beni aradı ve ofisine davet etti. Ofise gittiğimde Murat’ın yanında avukatı Zeynep Tezcan da vardı. Ferko Plaza’da 21.katta bulunan Murat Kapki’nin ofisine gittiğimde bana sahibi olduğu radyolardan bir kısmını bana olan borcuna istinaden üstüne para almak suretiyle devretmeyi teklif etti.”
2025 Ocak ayı, Murat Kapki’nin, kendisine yönelik ve İBB’deki yolsuzluklara yönelik soruşturma yürütüldüğünü haber alıp, malvarlığını birilerinin üzerine devretme girişimine başladığı tarih..
Yani Roma’yı yakmakla suçlanabileceğini öğrendiği tarih..
İddiayı ciddiye almış olmalı ki, malları başkalarına devretmeye başlamış.
Şunu kabul ederim, bu ifadeyi veren kişi, bu iddiayı uyduruyor olabilir..
Bu bir ihtimal..
Ama Murat Kapki, kendisi, bugün dahi mahkemede, “Ben malvarlığımı şu kişiye devrettim. Bu kişiye verdim” demiyor mu?
Diyor....
O zaman soralım, “Roma’yı sen yakmadıysan, malvarlığını devretmeye niye kalktın?”
Bitti mi?
Ne bitmesi, daha yeni başladık..
Daha Roma’nın yakılmasının ayrıntıları verilecek.
İlgili kişi devam ediyor: “Sonra (Kapki) Acarkent’te kendisinin oturduğu villayı bana devretmek istedi. Benim devam eden bir boşanma sürecim vardı, bana boşanma süresince bu villanın benim üzerimde kalabileceğini, dilersem de boşanma davasının sonunda da satın alabileceğimi, istersem de satıp borcumu tahsil edebileceğimi söyledi. Ben de bu suretle bu villayı devraldım.”
Hani diyor ya Murat Kapki, “Roma’yı sen mi yaktın diye sorsalar, ‘evet ben yaktım’ derdim..”
Buyur, sen yakmadığını söyleyebiliyorsan, duruşmada anlat.
Acarkent’teki villayı, bu kişiye devrettin mi, devretmedin mi?
Kapki diyebilir, “Sen benim keyfimin kahyası mısın. İstersem Murat Ongun’a kiraya veririm taşınmazımı, istersem de, kendi ailemin oturmasına tahsis etmiş de olsam, villayı başkasına satarım.. Sana mı soracağım”.
Eyvallah..
Ama merak ettik işte, “Roma’yı yaktığımı bile söylerdim” diyorsunuz ya..
Tarihsel olarak mümkün değil diyeceksiniz ama..
Roma’yı yakan kişinin Murat Kapki olduğu çok net ortada da. Oturduğu villa, arkadaşa devredilmiş işte..
Üstelik, kendisi ile hiç tanışmadığı Ekrem İmamoğlu’nun; sözümona Cumhurbaşkanı adayı olması sebebi ile hakkında yürütülecek olan soruşturmadan nem kapmış, “Bu işin ucu bize de gelecek” diye düşünüp, hatta “Roma’yı da ben yaktım” desem mi acaba diye planlar yapıp, en sonunda, 2.5 milyon dolarlık villayı, tanıdığı arkadaşına devretmeyi planlamış..
Ve gerçekleştirmiş..
Film burda bitiyor mu?
Ben yazımın sonuna geldiğimde bile, film bitmiş olmayacak..
Rahat olun..
“Yunanistan’ın Kos adasında limanda bağlı bulunan iki adet teknesi olduğu” iddialarını, soruşturma konusu ile dolaylı bağlantılı konular olarak görüyor, irdelemiyorum bile..
Sadece, iki teknenin de adının Kapki’den yola çıkarak, Kapky olduğunu belirtelim, geçelim..
İlgili kişi, kendisine teklif edilen, ama uygun görmediği için almadığı Radyogol, FG, Lounge, Radyo Şahin, FG Türk isimli radyoların, soruşturma bilgisi alındıktan sonra Diyarbakırlı hemşehrilerinin adına devredildiğini söylüyor..
Burası da önemli olmayabilir.
Neticede, Roma’nın yakıldığı tarihde radyo yoktu ki, şimdi radyoların bir çırpıda devredilmesinden kaynaklı olarak Murat Kapki’nin Roma’yı yakan kişi olabileceğini söyleyebilelim..
Ama, “Her suçu kabul edebilirdim. Yeter ki eşim cezaevine girmesin” diyen Murat Kapki, “Her aileden bir kişi tutuklanacak, herkes tercihini yapsın; ya kendiniz ya eşiniz” şeklinde, kendisine bir bilgi mi gelmişti de eşine kıyamadı, ‘Roma’yı bile ben yaktım’ demeyi göze aldı, anlatması lazım.
Öyle ya, “Roma’yı da ben yaktım” dersiniz de.. “Bu adam Roma’yı yakmış, kim bilir eşi nereleri yakmıştır” diye, onu da tutuklayabilirlerdi..
İşin bu yanını bir kenara bırakalım, Murat Kapki’nin, “hayatta hiç tanışmadım” dediği Ekrem İmamoğlu ile somut ilişkisine geçelim..
Bakalım burda, “Roma’yı yakan faili ortaya çıkaracak deliller” bulunabilecek mi?
Konuya vakıf olan kişi anlatıyor:
“2023 senesinin başlarında Murat Kapki ile arabada seyir halindeyken kendisini Tuncay Yılmaz isimli kişi aradı. Murat’a, İMAMOĞLU İnşaat’tan iki tane villa yazdıklarını söyledi. Murat bu konuşmadan sonra serzenişte bulundu. Hatta villaların bir tanesini benim almamı istedi. Ben kabul etmedim, Murat ise ‘Bu villaları bana yazdılar, talimat geldi, almak zorundayım.’ dedi. Daha sonra Murat bu projeden kendi adına iki tane villa aldı. Gözaltı sürecinden önce bu villaları Zeynep Tezcan’ın üzerine devretti.”
Bakın, Roma’nın nasıl yakıldığı, yakarken işin içinde kimlerin olduğu, kimlerden talimat geldiği, kimlerle işbirliği yapıldığı hepsi nasıl tane tane anlatılmış, gördünüz mü..
Murat Kapki, “O tarihde ben doğmamıştım” diyorsa..
Hani Ekrem abisi diyordu ya, “İstanbul’da 15 bin bilirkişi var. Bir bilirkişi, hep benim dosyamda görevlendiriliyor.”
Bilirkişiler, belli konularda uzmandırlar. Dolayısı ile ihaleye fesat soruşturması sözkonusu ile bilirkişi sayısı 15 bin değil, 100 civarındadır ama..
Bu savunmayı da değerli bulalım ve Murat Kapki’ye soralım: “İstanbul’da 4 milyon konut varken, bula bula, tanımadığınız Ekrem İmamoğlu’nun şirketinden iki konutu mu almayı uygun gördünüz?”
Bunun arkasında, aldığınız ihalelerin rüşvet payı yok mu diyorsunuz.
Ve o iki konut ile birlikte, daha başkalarını da avukatınıza, gerçekten “vekalet ücreti karşılığı” mı devrettiniz?
Sahi, buna insanların inanacağını mı sanıyorsunuz?
Doru söyle Murat Kapki: “Roma’yı sen yakmadın mı?”