Çin Cumhurbaşkanı’nın Mısır ziyareti
Çin Cumhurbaşkanı’nın Mısır ziyareti
AHMET VAROL
Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, 1 Eylül Salı akşamı resmi bir ziyaret başlatmak için Mısır’a ulaştı. Bu onun Mısır’a 10 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği bir ziyaretti. Ertesi gün Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi’yle İttihadiye Sarayı’nda bir görüşme gerçekleştirdi.
Bu ziyaret aynı zamanda Çin ile Mısır arasındaki diplomatik ilişkilerin başlatılmasının 70. yıl dönümüne tekabül ediyordu. Demek ki metafiziğe inanmayan ve ateist olduğunu düşünen Çin yönetimi açısından da, kutsallığına inanılan ya da kutsal döngüyü ifade ettiği düşünülen sayıların özel bir yeri ve anlamı varmış! Bunu normalde halkın değerleriyle barışık olmasa da bu değerleri kendi siyasi iktidarının sosu olarak kullanmayı ihmal etmeyen Mısır yönetimi açısından da söyleyebiliriz.
Ziyaretin her iki ülke açısından da istisnai bir ehemmiyeti olduğu yapılan yorumlarda dile getirildi. Bizim gördüğümüz kadarıyla böyle bir yakınlaşmadan rahatsız olan küresel ve bölgesel güçler açısından da aynı derecede düşündürücü olmuştur.
Görüldüğü kadarıyla, ABD ve Avrupa’nın “demokrasi” konusundaki iddialarını yani kendi elleriyle putlaştırdıkları bir söylemi ayaklarının altına alıp, perdenin önünde itiraz ediyormuş gibi görünseler de perdenin arkasından destek vermeleri sayesinde saltanatını sağlamlaştıran Sisi şimdi yeni bir açılım gerçekleştirmeye çalışıyor ve yeni kapıları çalıyor. O yüzdendir ki daha önce, cuntacı siyasi sultasına karşı çıkarak kendisiyle ilişkileri kesenlerle de bugün köprüler inşa etme konusunda sıkıntı çekmiyor. Çin ile ise zaten böyle bir sorun yaşamadı.
Mısır’ın böyle bir arayış içinde olması Çin’in de tabii ki işine yarıyor. Çünkü küresel alanda ABD saltanatıyla ciddi rekabet içinde ama egemenlik ve etki alanını genişletmek için sahada doğrudan karşı karşıya gelmek yerine arka planda diplomatik ve ekonomik bağlantılarını genişletmeyi, siyasi ve iktisadi ortaklıklarını artırmayı tercih ediyor. Bunun için de ABD sultasından alan kapmaya ve buralarda onun siyasi ve iktisadi etki gücünü zayıflatarak kendi gücünü artırmaya çalışıyor.
Gördüğümüz kadarıyla siyonist işgal rejiminin son dönemdeki saldırgan ve ölçü tanımaz tutumunu iyice ileri götürmesi bölgedeki Arap ülkelerinin çoğunu, özellikle de işgal altındaki Filistin topraklarıyla sınırları olan ülkeleri ciddi şekilde endişelendirmeye başlamıştır. Çünkü Batı emperyalizminin, İslam coğrafyasının en stratejik noktasına yerleştirdiği köpeğinin zincirini iyice uzattığı ve ne kadar saldırgan bir tutum sergilese de onu dizginleme niyetinin olmadığı iyice açığa çıkmıştır. Dolayısıyla siyonist işgalden kaynaklanan tehdidin kontrol altına alınması konusunda ABD ve AB ile pazarlık etmenin, yardım beklemenin bir faydasının olmadığı kesinlik kazandığı için bölge ülkeleri yeni arayışlar içine girmişlerdir. Suudi Arabistan’ın Mekke Anlaşması ile ilk çekirdeğini oluşturan bir savunma ittifakına dahil olmasında da böyle bir arayışın rolü olduğunu düşünüyoruz.
Çin Cumhurbaşkanının Mısır ziyaretinin öncelikli amaçları içinde karşılıklı ekonomik işbirliğini artırmak ve ticaret hacmini genişletmek yer alıyordu. Zaten görüşmelerde en fazla gündem oluşturan maddeler bu konularla ilgili olanlardı. Haberlerde yeterince bilgi verildiği ve verileceği için biz burada ayrıntılarına girmeye gerek görmüyoruz.
Görüşmelerde siyasi meseleler de gündeme geldi ve bu konularla ilgili de bazı açıklamalar yapıldı. Siyasi meselelerin başında yer alan ise Mısır açısından özel bir yeri olan Etiyopya’yla ilişkiler konusuydu. Bilindiği üzere Etiyopya’nın Mavi Nil üzerine inşa ettiği Rönesans Barajı yüzünden Mısır’ın bu ülkeyle bir sorunu var. Çin, Etiyopya’yla ilişkilerini önemsediği için bu meselede Mısır’a destek vermiyorsa da açıktan taraf tutma yoluna da gitmiyor. Daha çok arabulucu ve çözüm üretici konumunda görünmeye çalışıyor.
Filistin meselesinde siyonist işgalin saldırgan ve yayılmacı tutumu karşısında bir ortak duruşları olsa da bu, ilkesel değil tamamen pragmatik yaklaşıma dayanır.