Eski voleybolcunun başörtüsü, battı rezilin gözüne…
Eski voleybolcunun başörtüsü, battı rezilin gözüne…
AHMET GÜLÜMSEYEN
İstiklal marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy’un şiirindeki şu dörtlüğe dikkat kesiliyoruz; “Bacımın örtüsü batmakta rezilin gözüne... Acırım tükürüğe billahi tükürsem yüzüne.. Medeni olmak eğer açmaksa bedeni.. Desenize hayvanlar insanlardan daha Medeni...!” Bugün bu mısraları bize hatırlatan, ‘başörtüsüne’ karşı kin ve nefretten de öte, düşmanca ayrıştırıcı tavır takınanlar. Daha neyi hatırladık; Maraşlı Sütçü İmam’ın başörtüsüne el uzattı diye Fransız askerine kurşun sıktığı günü. Dinsiz imansızların dün olduğu gibi bugün de, Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’de “Nur-31.ve Ahzab-59” surelerinde farz kılınan, başörtüsüyle ilgili ilahi sınırlara karşı gelindiğini görüyoruz. Bunu yapanların kimler olduğunu, İslam ile şereflenmeyenlerin, yurt dışında olduğu gibi, toplumumuzun içerisinde varlıklarını sürdürdükleri, söz konusu Müslümanın din ve iman düşmanlığı olduğunda ‘cazgırlaştıklarını’ görüyoruz. Böyle bir süreç bize, İmam Şafii’ye sorulan “Hakikati nasıl buluruz?” sorusuna verdiği “Hakikati arayan, batılın attığı oku takip etsin.” cevabını hatırlattı…
İSLAM’LA ŞEREFLENMEYEN‘NASİPSİZLER’
Başörtüsü düşmanlığının gündemi, bir dönem milli takımda voleybol oynayan ve tesettüre girdikten sonra voleybolu bırakan Aysun Özbek’in, milli takım kariyerini noktalayan oyuncular için düzenlenen ödül törenine katılımıyla başladı. Avrupa Şampiyonası maçı öncesi gerçekleşen törene katılan ve eski takım arkadaşlarıyla birlikte Özbek’in başörtüsünden yine ‘birileri’ rahatsız oldu. Tesettürü tercih ederek voleybol kariyerini noktalamasına duyulan hazımsızlık, 2008 yılında ana haber sunan ‘bir’ spikerin “Spor camiası milli yıldızın bu ani kararının şokunu yaşıyor” sözlerini hatırlattı. Dün neyse, bugün de aynı. İslam’ın emri olan başörtüsü-tesettür, dahası dini inanç, Müslümanlığının gereğini yerine getirenlere karşı duyulan hazımsızlık, kin ve nefret…
TÖVBEYİ SON ANA BIRAKMAMAK
Erkek veya bayan, kişinin günlük hayatta giydiği kıyafetleri (buna spor da dahil) İslam’ın emirlerine-şartlarına uygun olması önem taşıyor. “Eski sporcunun kıyafetinden dolayı performans sporunu (yarışmacı) bıraktıktan sonra, geçmişteki görüntüleri ne olacak?” şeklinde bir soruyu İlahiyatçı-Sosyal Bilimci Yaşar Ayazoğlu hocamıza yönelttiğimizde, şu cevabı almıştık;“İslam’da tövbe geçmişi temizler. Ancak kişinin iradesiyle paylaştığı ve kamusallaştırdığı haram görüntüler, sedd-i zerâi açısından başkalarına kötü örnek olma riski taşır. Müslüman dijital dünyada bıraktığı izlerin birer amel defteri kaydı olduğunu unutmamalıdır.” Ölümün insana bir nefes kadar yakın olduğu şu dünya yaşamında, can bedenden her an ayrılacağını bildiğimiz halde, ebedi ahiret hayatına nasıl olur da tam manasıyla hazırlık yapmıyoruz? İnsanoğlu olarak bu da bizim imtihanımız. Madem yaptıklarımızdan sorumluyuz ve Azrail meleğinin kapımızı ne zaman çalacağını kestiremeyeceğimize göre, günaha bulaşmamak, bulaştık ise bir an önce tövbe edip hayatımızı Kur’an ve Sünnet’e göre şereflendirmek gerekmez mi!..
AİLELER VE YETKİLİLERE DÜŞEN GÖREV
Örnek hayatları ve eserleriyle, gerçeği öğrenme ve yaşanması adına toplumumuza yol gösteren üstad Mehmet Akif Ersoy ve Maraşlı Sütçü İmamların ‘başörtüsü’ konusundaki tarihi gerçekleri-yaşadıklarını, bugün spor üzerinden Müslüman’ın kıyafetine karşı gelindiği gerçeğini görmemek ve ders çıkarmamak imkânsız. Kural-kaide-uygulamalarıyla batıl anlayışın bir yansıması haline dönüştürülen sporcunun giydiği kıyafet, bugün o kıyafet üzerinden yapılan İslam düşmanlığına ‘dur’ demek için, sporu Kur’an ve Sünnet’in kural ve kaideleri üzerine yeniden yazılması ve uygulanması şart.
Bu vesileyle, Cuma gününün hikmet ve bereketi üzerimize olsun inşallah.