• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

78 yıldır İslam âlemine karşı savaşıyor!

14 Mayıs 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

78 yıldır İslam âlemine karşı savaşıyor!

AHMET VAROL

14 Mayıs 2026, İsrail işgal devletinin kuruluşunun ilan edilmesinin 78. yıl dönümü.

İşgal rejiminin kuruluşunun resmen ilan edilmesinin ertesi günü siyonist teröristler tarafından geniş çaplı bir savaş ve Filistinlileri yurtlarından çıkmaya zorlayan tehcir operasyonları başlatıldığından, 15 Mayıs günü de Filistin halkı tarafından Nekbe yani Büyük Felaket Günü olarak isimlendirilir.

Müslümanlar olarak bizim Filistin davası konusundaki en önemli yanılgılarımızdan biri, uluslararası siyonizmi sadece diasporadaki yahudileri belli bir toprak parçası üzerinde toplamak amacıyla ve yahudi toplumunun da bir devletinin olması için geliştirilmiş tümüyle yahudi kesime ait ideolojik temelli bir proje zannetmemiz; bu yüzden arka planda duran güçleri ve onların niyetlerini iyi teşhis edemememiz olmuştur. Böylece küresel emperyalizm, siyonist işgalden kaynaklanan sorunu ve sebep olduğu savaşı din farklılığından kaynaklanan bir savaş olarak lanse etmenin zeminini oluşturma imkânı da elde etmiştir.

Oysa örgütlü uluslararası siyonizm, her şeyden önce yahudiliğin değil İngiliz emperyalizminin bir projesidir. Tıpkı siyasi amaçlara yönelik fitne politikalarının başarılı olması için “ırkçı” görüşlerin belli kesimleri tahrikte değerlendirilmesi gibi. Ne yazık ki yahudi toplumunda ırkçı görüşlere temayülün psikolojik ve sosyal zemininin önceden oluşturulmuş olması bu konudaki projenin etkili olmasına ve siyonizm ideolojisinin yahudiler arasında çok hızlı bir şekilde taraftar kazanmasına imkân sağlamıştır. Ama bunun ayrıntılarına şimdilik girmeyeceğiz.


Siyonizm projesinin örgütlendirilmesi ve zaman içinde devletleşmesine imkân sağlanmasındaki amaçlardan biri dünyanın değişik ülkelerine yayılmış yahudi azınlıkların, emperyalizmin doğrudan sömürgecilik döneminden dolaylı sömürgecilik dönemine geçiş sürecinde planladığı vekalet savaşlarında fiili olarak seferber edilmesiydi. Batı emperyalizminin siyonist işgalcilere bu kadar büyük çapta destek vermesinin ve arka çıkmasının sebebi de budur. Yoksa yüzyıllarca antisemitizm sorunu yaşayan ve yahudileri dışlayan, aşağılayan zihniyet bir anda onlara aşık olmuş değildi. Batı emperyalizminin İslam âlemine yönelik vekalet savaşları ve fitne politikaları için onlara ihtiyacı vardı.


Bu itibarla, siyonist yayılmacılık ve saldırganlıktan kaynaklanan sorun din farklılığından değil İslâm dünyasının tümünü tehdit eden bir işgal ve yayılmacılık projesinden kaynaklanmaktadır. Bizim savaşımız da işte bu işgale ve yayılmacılığa karşı olmalıdır.

Siyonist işgal rejiminin kurulmasının üzerinden sadece 78 yıl geçmiş olmasına rağmen bu süre içinde işgal rejimi 10’dan fazla büyük çaplı savaşa girdi. Yani ortalama 7 yıla bir savaş düşüyor. Küçük çaplı savaşları buna dahil etmiyoruz. Onları da dahil edersek zaten işgal rejiminin savaşsız bir gününün geçmediğine şahit oluruz.

Peki, bu kadar çok savaşa girmek zorunda kalan bir rejimin kendi kamuoyu huzur içinde olabilir mi? Ama siyonizm ideolojisi o toplumu da uyuşturmuş ve birtakım dinsel faktörleri bu amaçla değerlendirmiştir. Oysa ortodoks yahudiliğin dini söylemleriyle siyonizmin öne çıkardığı dinsel faktörler birbirinden çok farklıdır. Bu farkları iyi tahlil ettiğinizde siyonizmin, yahudiliği de istismar ettiğini görürsünüz. Bunu, kendileriyle işbirliği içinde olduğu Batı emperyalizminin İslam dünyasına yönelik politikasının başarılı olması için yapmaktadır.


Bundan dolayıdır ki emperyalizmin siyonizm projesi üzerinden yürüttüğü savaş sadece Filistin topraklarına münhasır ve bu topraklardaki halka yönelik değil; tüm İslam âlemine yöneliktir. Aynı zamanda sahada görünen İsrail’in yani siyonist işgal rejiminin tek başına değil tüm emperyalist güçlerle birlikte yürüttüğü bir savaştır.


Bundan dolayıdır ki bu meseleyi geçmişte Ortadoğu Sorunu, Arap-İsrail sorunu veya Filistin sorunu olarak nitelendirmek hatalı olmuştur. Bunu ümmetin Filistin ve Kudüs davası olarak görmek ve hep birlikte sahiplenmek gerekir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23