Türkçeleşmiş Kelimeler Meselesi-3
İsmâil Hâmi Dânişmend’in yazısına devâm ediyoruz:
7- (Ayn sesinin imaleye dönüşü): i’dam: îdam, ta’ciz/tâciz, ta’rif/târif ve tesri’/tesrî gibi.
8- (Ses ilavesi): Kehribar/kehlibar, temenna/temennah v.s. gibi.
9- (Kısaltma=Abréviation): özel isimlerde Muhammed/Mehmet, Mustafa/Mustâ, Fatıma/Fatma, Aişe/Ayşe, Hadice/Haççe gibi; Cins isimlerinde: serbest/serbes, rast/ras, bad-i hava/bedava, üstad/usta, çekürast/çapraz, cüvanmerd/çömerd, istiftah/siftah, gaşiye/haşa v.s. gibi.
10- (Ses takdim tehiri): Métathése): Nimtene/mintan, mey’us/me’yus, rasuht/rastık, işteha/iştah gibi.
11- (Başa bir ses ilavesi): Prosthése): Limon/ilimon, raf/ıraf, roba/urba v.s. gibi, bilhassa Anadolu lehçesinde “l” ve “r” sesleriyle başlayan kelimelerde tesadüf edilir.
12- (Müfretleştirme): Evliya, akraba, tüccar, elbise, kibar, hademe, ahlâk, halayık, ejderha, hayrat, usul v.s. kelimelerinin çoğul yerine tekil kullanılması gibi.
13- (Yakıştırma=Attroction): “alâim-i sema” yerine “ineğim sağma/eleğim sağma”, “Pertevsuz” yerine “perdahsız” ve topçulukta “Balliamezza” yerine “balyemez” v.s. gibi.
14- (Kıyas=Analogie): Arapçanın “Felekzede” manasına “Mefluk” kelimesinden uydurulan “Felâket” ve Acemcenin “Nazik” kelimesinden Arap kaidesine göre yapılan “Nezaket” şeklindeki “Calque=taklit”lerde olduğu gibi.
15- (Türkçe kelimelerle terkip): “badbaz” yerine “yelpaze”, “maslahat gülzar” (“maslahatgüzar” olsa gerek. A.T.Ç.) yerine “işgüzar” ve bu gibi kıyasen “emekdar” ve “eldiven” şekillerinde olduğu gibi.
16- (Telaffuz yazılışı): Işk/aşk, ıyal/ayâl, hıyâl/hayâl, kındil/kandil, kınter/kantar, hisap/hesap, peşiman/pişman v.s. vaziyetlerinde olduğu gibi.
17- (Kinaye, teşbih, teşmil tezyif gibi sebeplerle mâna değişmesi): Arapçada “Dünya zinetleri” manasına gelen “muzahrafat”ın türkçede “süprüntü” yerine; “teyze” manasına “hala”nın “baba kızkardeşi” yerine; “din” manasına “Millet”in “Ulus” yerine, “akşam karartısı” manasına “şafak” kelimesinin “sabah ağartısı” yerine ve Acemce “ön” manasına “pîş” kelimesinin de “peş” şekliyle “arka” yerine kullanılması gibi.
18- (Bu muhtelif âmillerden bir kaçının bir kelimede toplanması): Arapçanın “Hammam” tâbirinde bir taraftan “ha” yerine “he” gelmesi, bir taraftan “şedde-i tahfîfî” ve bir taraftan da “uzun sesin kısalması” üzerine kelimenin “hamam” şeklinde türkçeleşmesi gibi.
Bu fonetik ve semantik âmillerinin bir kısmı bütün dillere şamil olduğu halde, bir kısmı yalnız Türk diline münhasırdır. Eski Osmanlı yazarlarının “galat” saydıkları sözler, bütün bu değişme kaidelerinin yüzyıllarca süren tesirleri altında Türkçeleşmiş kelimelerdir. Tabiî bu gibi kelimelerin artık Arap ve Acem dilleriyle hiçbir alâkaları kalmamıştır. İşte buna rağmen tasfiyecilerin bütün bunları dilimizden söküp atarak yerlerine uydurma kelimeler koymaya kalkışmaları, Türk dilini baltalayıp yıkmaktan başka bir şey değildir.
(İsmâil Hâmi Dânişmend, Tarihî Hakikatler, Tercüman Gazetesi Tarih ve Kültür Yayınları, 1978, İstanbul, cilt: 2, s. 407-408)
(Bitti)
NOT: Kitabın imlâ ve noktalaması muhâfaza edilmiştir.