• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

Lübnan’da ateşkes sağlandı mı?

23 Nisan 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

Lübnan’da ateşkes sağlandı mı?

AHMET VAROL

Dünya kamuoyunun dikkatlerinin İran ile ABD arasındaki soruna odaklandığı sırada işgalci siyonistlerin Lübnan’ı küçültme amaçlı politikaları aşamalı bir şekilde sahaya taşınıyor.

Görünüşte Lübnan’da bir ateşkes sağlandı. Ama ateşkesin ilan edildiği saatten itibaren Lübnan’da hareketlilik ve saldırılar durmadı. İşgal güçleri Gazze’de olduğu gibi Lübnan’da da ateşkese riayet etmediği için gerçek anlamda bir sükûnet sağlanamadı.

Her şeyden önce işgalci askerler Güney Lübnan’da düzenledikleri kara operasyonlarında kontrol altına aldıkları bölgelerden bir adım bile geri çekilmediler. Bilakis bazı yerlerde ilerleme kaydettikleri gibi bölgedeki köylerin ahalilerine, yıkım işlemlerini sürdüreceklerini bildirerek evlerine dönmemeleri konusunda uyarıda bulundular.


Bu sırada Bintu Cubeyl kazasına bağlı ve ahalisinin büyük çoğunluğunu hıristiyanların oluşturduğu Deyr Seryan köyünde bir işgalci askerin, çarmıha gerilmiş İsa heykelini balyozla kırması ve kafasını intikam alırcasına parçalaması olayı yaşandı. Görüntülerin sosyal medyada yayınlanması üzerine işgal ordusu yetkilileri heykeli kıran kişinin kendi askerleri olduğunu itiraf etmek zorunda kaldılar. Sonra dini sembollere ve kutsallara saldırmanın kendi yöntemleri olmadığını ileri sürerek olayı soruşturacaklarını söylediler. Ardından da işgalci askere 30 gün hapis cezası verdiklerini açıkladılar.


Her şeyden önce bu olayda askere 30 gün hapis cezası verdikleri yönündeki açıklamalarını hiç gerçekçi bulmuyorum. Belki 30 günlük istirahat izni vermiş; ama bu arada pek ortalıkta görünmemesi yönünde tembihte bulunmuş olabilirler.


Dini değerlere, sembollere ve kutsallara saldırılmasının kendi yöntemleri olmadığı yönündeki iddiaları ise son derece saçma ve gerçeklere aykırıdır. Gazze’de camileri özellikle ve kasıtlı olarak hedef aldıkları biliniyor. Gerek Gazze’de ve gerekse Filistin’in diğer bölgelerinde bastıkları camilerde Müslümanların kutsal kitabı ve temel dini kaynakları Kur’an-ı Kerim’e ne kadar iğrenç ve çirkin muamelelerde bulundukları ise bilinen bir gerçektir. Camilere bunun dışında da pek çok saygısızlıklarda bulundular ve bunları yapan işgalci askerler hiçbir şekilde sorguya çekilmedi.


İşgalci askerler Kudüs’te ve Filistin’in diğer bölgelerinde sadece Müslümanların değil hıristiyanların kutsallarına da birçok kez saygısızlık ettiler ve işgal rejimi bu tür muamelelerden dolayı askerlerini sorguya çekmediği gibi uluslararası kurumlar ve Batılı ülkeler de bunun için işgal rejimine herhangi bir baskı yapmadı.


Lübnan’da İsa heykelinin kırılması ve özellikle kafa kısmının balyozla parçalanması olayı da Batılı ülkeler tarafından sadece dil ucuyla yapılan kınamalarla geçiştirildi. Çünkü, Avrupa’nın emperyalist politikalarının yanında özellikle de İslam toplumlarına karşı sürdürülen vekalet savaşını üstlenmiş siyonist işgal yönetiminin doğrudan etkileneceği durumlarda dini değerlerin ve kutsalların fazla bir önemi yoktur.


Ama böyle bir olay diyelim ki herhangi bir Müslüman toplulukta veya bir Müslüman asker tarafından gerçekleştirilmiş olsaydı bütün Batı medyası haftalarca bunu konuşur; en üst düzey devlet yöneticileri doğrudan olayın üzerine gider ve kim bilir ne gibi yaftalamalar yapılırdı!


Lübnan’da sağlanan son ateşkes sonrası ortaya çıkan durum da göstermiştir ki işgal rejimini durdurmak onun insafına veya onu zaten İslam dünyasına karşı vekalet savaşını sürdürmek için devreye sokmuş olan ve destekleyen güçlerin insafına sığınmakla değil, kararlılıkla mücadele eden direnişin önünü açmakla mümkün olabilir.


O yüzden Lübnan hükümetinin, ateşkes sağlanabileceği, siyonistlerin insafa gelebilecekleri ümit ve beklentisiyle direnişin silahlarını toplatması ülkenin geleceği açısından ciddi bir tehlike oluşturacaktır.

İşgal rejiminin amacı Lübnan’ı kademeli bir şekilde işgal etmek ve “Büyük İsrail” idealine giden yolda ilerlemektir. Ama siyonistlerin bu idealinin sadece Lübnan için değil tüm bölge için bir tehdit oluşturduğunu artık görmek gerekiyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23