• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Bekâ meselemizle ilgili bir ders teklîfi: Kelime Dersleri-2

19 Haziran 2023
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

 

Yeni nesillerin yazılı ve sözlü olarak sağlam bir Türkçe formasyonuna sahip olabilmeleri için birçok görüşler ortaya atılır. En çok gördüğümüz, çok kitap okumayı sağlamaktır. Ama yıllar bize gösterdi ki bu husûsta yüz güldürücü bir mesâfe alamadık, alınmıyor. En sonunda bir miktâr kıpırdama gerçekleşti ama yine yanlış bir taraftan yaklaşıldığı için istenen netîceyi vermedi. Eğitim hayâtımızın tamâmını eline geçirmiş, ona bağlanmadan en küçük bir adım bile atılamayan sınav vâkıası, kitap okuma sâhasına da el koymuş ve artık gençlerimiz bir miktâr kitap okumaya başlamışsa da sâdece sınavlarda başarılı olmak için okuyor. Bilgili, kültürlü; kendini ve dünyâyı daha iyi bilen bir insan olmak için değil, sâdece sınavlarda bir iki net daha çıkarabilmek için okuyor. Böylesi bir okuma, sınav bitinceye kadar devâm eder. Ondan sonrası yine boşluk… Sınav kaygısıyla yapıldığı için de geride öyle âhım şâhım bir bilgi ve kültür varlığı da bırakmadan gelip geçer. 

Kitap okumada kitapların seçimi de çok mühimdir. Bu nokta üzerinde hemen hemen hiç durulmuyor. Okul ve âile çocuğun elinde kitap görsün de ne okursa okusun. Böyle bakılıyor. Oysa çocuk ve gençlerimizin elinde o kadar ahlâksız kitaplar dolaşıyor ki, inanılmaz. Bir 7. sınıf kız talebemin elinde gördüğüm bir kitabı aldım, bazı cümlelerin altını çizdim, annesini çağırdım, o cümleleri gösterdim, “Bana okuyabilir misiniz?” dedim. Baktı, yüzü kızardı ve “Okuyamam!” dedi. Kız inatla bu kitabı istemiş, zar zor geçindikleri hâlde dünyânın parasını vererek almışlar o kitabı. Nereden öğrenmiş çocuk bu kitabı? Liseli bir abladan veya sosyal medyadan… Vaziyet bu. Bu yüzden çocuklarımıza kitap okuturken kitap seçimini baş sıraya koymak gerekir. Okunacak kitap millî değerlerimize aykırı olmamalı ve Türkçesi zengin ve güzel olmalı. Çocuk bir taraftan millî-mânevî değerlerine uygun yetişirken bir taraftan da Türkçesi gelişmeli. 

Peki, ne yapalım da yeni nesiller o bin yılların birikimi zengin, hâtıralı ve mûsikîli “imparatorluk dili” Türkçeye kavuşsun, sâhip olsun ve onu günlük hayâtında kullanabilsin?

Yukarıda da dediğim gibi bugüne kadar uygulanan “Çocuklarımız kitap okusun!” teklîfi bir türlü istediğimiz müşahhas netîceyi getirmedi. Kitap okuma başarısız, kitap seçimi başarısız, netîce belirsiz. Bu şekilde geleceğe yürüyemeyiz. Öyle bir şey yapmalıyız ki, netîceyi de net olarak görebilelim. 

Teklîfim net: Hedefimize uygun bir kitap seçeceğiz ve bu kitabın kelime hazînesini yeni nesillere tek tek kazandıracağız. Dersimizin adı: Kelime Hezînemiz.

Bu kitap hangisi olsun? Öyle bir kitap olsun ki içinde 1935’ten sonraki tasfiyecilik devresinde uydurulmuş kelimeler bulunmasın. Kitabın büyüklüğü ve dolayısıyla ihtivâ ettiği kelimelerin miktârı o muhteşem Türkçe birikimini içinde barındırsın. Kâfiyeli-vezinli olduğu için okunması zevkli ve akılda kalıcılığı yüksek olsun. Ve mühim bir husûsiyet: Kitabın yazarı üzerinde milletin kâhir ekseriyeti müspet bir kanaat taşısın ve tartışmalara sebebiyet vermesin. 

Benim teklîfim bu kitap Mehmed Âkif Ersoy’un Safahât kitabıdır. (Fikir, aslında Necmettin Türinay hocamıza aittir. Ben üzerinde biraz detaylıca düşünmeye çalıştım.) Kitap yukarıdaki bütün husûsiyetleri taşımaktadır ve Mehmed Âkif bütün milletin iftihârla okuduğu ve her mısrâına iştirâk ettiği İstiklâl Marşı’mızın şâiri olmak hasebiyle üzerinde tartışma da olmayacaktır. Elbette birkaç solcu-kemalist, PKK ağızlı öğretmen veya bunların akıl hocası yazarlar ayağa kalkacaktır ama bunları kaale almamalıdır. Bunları memnûn edeyim derseniz millî eğitimde müspet hiçbir şey yapmamanız gerekir. 

Detaylar: 

Hedef şudur: Liseyi bitirmiş bütün Türk gençleri Safahât’taki bütün kelimelerin mânâlarını bilecek ve günlük hayâtında bunları kullanabilecek. 

Eğitim yaşa göre ve kolaydan zora doğru plânlanır. Bu yüzden Safahât’taki -dil devrimi sebebiyle- günümüzde unutulmuş/unutturulmuş kelimeleri ilkokul ve ortaokul çocuklarına dayatmanın bir mânâsı yoktur. Henüz unutulmamış, çocukların kulaklarında dede, nine, anne, babadan duyularak yankılanan kelimeler ilkokul ve ortaokulda öğretilmeli, lise yıllarında ise yine kolaydan zora doğru Safahât’taki bütün kelimeler gençlerimize kazandırılmalı. 

Millî Eğitim Bakanlığı bu işin ehemmiyetinin farkında ve dil şuûruna sâhip bir heyete vazîfe vermeli. Heyet, Safahât’tan ilkokul, ortaokul ve liselerin her sınıfı için kelime listeleri yapmalı. Kelimelerin geçtiği beyit ve mısrâlarla birlikte yazılmalı ve kelimelerin mânâları verilmeli, birkaç tâne de cümle içinde kullanılışına örnek verilmeli. Bunlar Türkçe kitapları içinde veyâ ayrı broşürler hâlinde basılmalı. Türkçe öğretmenleri bu kelimeleri ciddî ve ısrarlı bir gayretle öğretmeli. Hattâ ehemmiyetine binâen haftalık Türkçe derslerinden birisi buna tahsîs edilebilir. Diğer bütün dersler gibi bu kelimelerden imtihan yapılmalıdır. Hattâ şu anda Türkçe dersi zayıf olan talebenin başarı belgesi alamaması gibi kelime imtihanından başarılı olamayan talebe de Türkçe dersinden başarısız sayılabilir. Bu işe böyle ciddiyetle el atılmalı, aksi takdirde bütün emek boşa gider. Türkçeyi kurtarmanın en kestirme ve kesin çâresi budur diye düşünüyorum. 

Tehlikeye dikkat! Bu proje Osmanlı’ya, milletin millî-mânevî değerlerine nötr veya düşman vurdumduymaz, solcu-kemalist bir eğitim kadrosuyla, bilhâssa da böyle bir öğretmen kadrosuyla başarılamaz. Böyle zengin, İslâmî mâzîmizi canlandıran bir Türkçeye düşman oldukları için mezkûr kelime listelerini hiç okutmadan bütün talebelere 100 verecekler ve büyük beklentilerle başlatılmış güzel bir proje daha bunların eliyle çöpe atılacaktır. 

Bunu önlemenin çâresi de bu kelime imtihanını müstakil olarak LGS ve üniversite imtihanlarına dâhil etmektir. O zaman öğretmen mecbûren öğretir, talebe mecbûren öğrenir. 

Sıkı bir denetleme ile de bu işi ciddîye almayan, savsaklayan, engelleyen öğretmen ve idârecilere yaptırım uygulanmalıdır. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

OĞUZHAN

Değerli ve kadim dost Ahmet bey, Türkçe meselesindeki hassasiyetiz takdire şayan. Bu mesele üzerinde dikkatle ve rikkatle durulmalı. Fakat Mehmet Akif'in itikadımızı sarsan mısraları var. II. Abdülhamid ve Sultan Vahdeddin'e karşı tuhaf ve anlayamadığım bir dehşetli düşmanlığı var. Akif'in Türkçesinin akıcılığına şahidim fakat bu durumun da bilinmesinde fayda mülahaza ediyorum. Selamlar

zafer

Türk çocuklarına başka dillerin uydurma sözlerini ezberleterek mi? Büyük ve derin Türkçeyi oluşturacağınızı sanıyorsunuz! Olağanüstü, görkemli Türkçe kendi kökleri ile dipdiri duruyor. Onu görebilmek için onun doğasında var olan üstün yönlerini anlamak gerekiyor. Türk çocuklarına başka dillerin sözlerini ezberleterek değil, kendi dillerinin üstün söz yaratma sanatı ile yeni kavramlar nasıl yapılır, nasıl dilin kurallarına, yapısına uygun çağrışımlı sözler yapılır bunun öğrencesi (dersi) verilmelidir. Örneğin; ''Müsteşrik'' sözcüğünün ''şark'' sözünden geldiğini kavrayamaz. Dilbilgisi ile bunu bilse bile doğuştan kendisinde bulunan ''çağrışım belleğinde'' bu sözcüğün yeri yoktur. Türkler güneşin doğduğu yere DOĞU derler. Güneşin battığı yere de BATI derler. Türk dilinde KUZ güneş almayan ya da az güneş alan yer demektir. Dolayısı ile güneşin daha az olduğu, sıcaklığın daha düşük olduğu yere de dilimizde KUZEY denilmiştir. Doğal olarak da güneşin bolca bulunduğu yöne de GÜNEY denilmiştir. Neden yabancı dillerin kakavanı oluyorsunuz? Yani şimdi; KANAMA yerine; nezif mi diyelim? Bu mu derin Türkçe? Sığ, bayat, sölpük, çapsız, çağrışımsız, köksüz sözleri Türkçe sanmak neyin nesidir, kimin fesidir? ''Müselles'' yerine; ÜÇGEN "Müselles mütesaviyül adla" yerine; EŞKENAR ÜÇGEN... ''zâviyetan'ı mütabâdiletân-ı dâhiletan'' yerine kendi dilimden İÇ TERS AÇILAR dediğim için mi? Derinlik bozuluyor. Türkçe içerisinde bulunan ayrık otlarından ayıklandıkça kendi zenginliği ile büsbütün bir güneş gibi doğacaktır. Yabancı her söz Türkçede kavram, kelime kısırlaşmasına yol açar.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23