• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Bekâ meselemizle ilgili bir ders teklîfi: Kelime Dersleri-2

8 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

OĞUZHAN

Değerli ve kadim dost Ahmet bey, Türkçe meselesindeki hassasiyetiz takdire şayan. Bu mesele üzerinde dikkatle ve rikkatle durulmalı. Fakat Mehmet Akif'in itikadımızı sarsan mısraları var. II. Abdülhamid ve Sultan Vahdeddin'e karşı tuhaf ve anlayamadığım bir dehşetli düşmanlığı var. Akif'in Türkçesinin akıcılığına şahidim fakat bu durumun da bilinmesinde fayda mülahaza ediyorum. Selamlar
  • 3 Yıl Önce

zafer

Türk çocuklarına başka dillerin uydurma sözlerini ezberleterek mi? Büyük ve derin Türkçeyi oluşturacağınızı sanıyorsunuz! Olağanüstü, görkemli Türkçe kendi kökleri ile dipdiri duruyor. Onu görebilmek için onun doğasında var olan üstün yönlerini anlamak gerekiyor. Türk çocuklarına başka dillerin sözlerini ezberleterek değil, kendi dillerinin üstün söz yaratma sanatı ile yeni kavramlar nasıl yapılır, nasıl dilin kurallarına, yapısına uygun çağrışımlı sözler yapılır bunun öğrencesi (dersi) verilmelidir. Örneğin; ''Müsteşrik'' sözcüğünün ''şark'' sözünden geldiğini kavrayamaz. Dilbilgisi ile bunu bilse bile doğuştan kendisinde bulunan ''çağrışım belleğinde'' bu sözcüğün yeri yoktur. Türkler güneşin doğduğu yere DOĞU derler. Güneşin battığı yere de BATI derler. Türk dilinde KUZ güneş almayan ya da az güneş alan yer demektir. Dolayısı ile güneşin daha az olduğu, sıcaklığın daha düşük olduğu yere de dilimizde KUZEY denilmiştir. Doğal olarak da güneşin bolca bulunduğu yöne de GÜNEY denilmiştir. Neden yabancı dillerin kakavanı oluyorsunuz? Yani şimdi; KANAMA yerine; nezif mi diyelim? Bu mu derin Türkçe? Sığ, bayat, sölpük, çapsız, çağrışımsız, köksüz sözleri Türkçe sanmak neyin nesidir, kimin fesidir? ''Müselles'' yerine; ÜÇGEN "Müselles mütesaviyül adla" yerine; EŞKENAR ÜÇGEN... ''zâviyetan'ı mütabâdiletân-ı dâhiletan'' yerine kendi dilimden İÇ TERS AÇILAR dediğim için mi? Derinlik bozuluyor. Türkçe içerisinde bulunan ayrık otlarından ayıklandıkça kendi zenginliği ile büsbütün bir güneş gibi doğacaktır. Yabancı her söz Türkçede kavram, kelime kısırlaşmasına yol açar.
  • 3 Yıl Önce

Emine

Teklif guzel fakat uygulamada sikinti var disiplinden taviz vermeden etkili ve verimli bir ogretim sistemi olmadikca yine miss gibi yapilir ama ici dolmaz tamam butun ogrenciler ogrenemez belki ama istekli ve gerekten egitim almak isteyenler icin tavizsiz nitelikli ne alacagi veogrendigi belli olan bir okul maalesef kuramadik insallah olur ama umudum ne yazik ki cok az
  • 3 Yıl Önce

Sabri Tuncer

Düşüncelerinize katılıyoruz Hocam . Ama önümüzde çok zorlu bir ortam var. Maalesef millet olarak ortak paydalardan çok uzaklaştık. Allah yardımcımız olsun inşallah.
  • 3 Yıl Önce

işin aslı

Hayatın her anı ve alanında gerekli olan; Türkçe, Matematik ve Milli Tarih dersleri zorunlu, yabancı dil seçmeli olsun. Bu derslerin herhangi birinden kalan, sınıfta kalacak. Olay budur da, yapacak güçlü iradeye ihtiyaç var.
  • 3 Yıl Önce

Turgay Çınar

Hocam çok mühim bir mesele üzerinde duruyorsunuz. Zatıalinizi tekrar tebrik ediyorum. Türkçemizdeki uydurukça/tasfiye hastalığı o dereceye ulaşmış durumda ki, bu noktada alınacak tedabirin sadece okullarla mahdut olmaması icap eder. Hayatımızın tam ortasına yerleşmiş bulunan yazılı ve görsel medya unsurlarının da uydurukça/tasfiye ameliyesinin yerleşmesinde ne denli müessir olduğu izahtan varestedir. Devlet televizyonu ve ajansı dahil olmak üzere özel televizyonlar, ajanslar ve dijital platformlar vasıtasıyla evlerimizin içine kadar giren haber bültenleri, diziler, belgeseller ve tartışma programlarında kullanılan dil facia boyutundadır. Bunlara ne bir kontrol, ne de bir denetim yapılmaktadır. Cevap, sual, imkan, ihtimal, imtihan, hayat, delil, teşhis, tedbir vs. gibi yüzyıllardan süzülüp gelen binlerce kelimemiz nerdeyse unutulmak üzeredir. Yanıt, kanıt, olanak, olasılık, sınav, yaşam, tanı vs. gibi uydurukça kelimelerin; muhafazakar, mütedeyyin vasfına haiz olduğu iddiasındaki hükümetin ve hükümete yakın görünen etkili ve yetkili kurum ve kuruluşların bu noktadaki vurdumduymazlığı, umursamazlığı ve hatta mevcut hali içselleştirmesi sayesinde günden güne yaygınlaşmakta olması üzücüdür. Refik Halit, Halide Edip, Yakup Kadri, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Akif, Necip Fazıl gibi edebiyatımızın belli başlı yazarları bugünkü nesiller tarafından artık anlaşılmaz hale geldiyse uydurukça/tasfiye hareketinin muvaffak olmadığı iddia edilebilir mi?
  • 3 Yıl Önce

Muallim

Teşekkürler, aynı ısdırabı yaşayan biriyim. 16 sene okuyup da istiklal marşındaki 16 kelimeyi öğretemeyen bir maarifimiz var. Facianın maalesef MEB farkında değil.
  • 3 Yıl Önce

Okur

Yüzlerce sınavlardan geçmiş güya en yetenekli kimseler devlet kurumlarına yerleştirilir, sonuç ortada, tabiri caizse bir yumurtayı 30 kişi taşır. Bu milletin sırtına angaryadır. Her iktidar, kendi yandaş ve imtiyazlısını kurumlara doldurmakla meşgul olur. Burası Türkiye'dir, her türlü politik etiksizlik ayyuka çıkmıştır. Bu durum, dindar veya seküler kisfeyle örtülmeye çalışılır. Türklerin devlet ve şahıslar nezdindeki dalavereciliği üzerinde başka millet yok gibidir.
  • 3 Yıl Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23