Süper Lig’e bir defa daha Noel tatili…
Süper Lig’e bir defa daha Noel tatili…
AHMET GÜLÜMSEYEN
Futboldan söz açıldığında, bir şiirin mısralarının hatırlamak hiç aklımızdan bile geçmezdi. Böyle bir durumu başkası söylese, açık konuşmak gerekirse yadırgardık. Ama öyle olmadığı, söylenen sözlerden ders alınmadığı takdirde, her dönemde tarihin tekerrür ettiğini, bizzat yaşayarak öğrendik. Üstad Necip Fazıl Kısakürek ‘Sakarya Türküsü’ şiirinin şu mısralarına dikkat kesiliyoruz; “Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya, Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!”. Liginizde ‘yabancı’ oyuncu sayısı normalin üzerinde, spor yönetiminiz ise UEFA, FIFA, IOC, FIBA gibi uluslararası ‘yabancı’ zihniyet kuşatmış ise, gençler başta olmak üzere, ülke ‘değerlerinizden’ uzaklaşıyorsunuz demek…
Yine aynı şekilde, futbolun bahsi geçtiğinde ‘mangalda’ laf bırakmayız. Süper Lig’de sergilenen oyunun malzeme ve kalitesine baktığımızda, ‘yerli’ ve ‘millilik’ açsından eser yok ‘şimdi’. Kulüplerimiz oyuncularımız ‘yabancı’ sayısı üst seviyede, mali açıdan enkaza dönmüş durumda. Sahadaki futbol bırakın kaliteyi yakalayıp-yakalanmasını, ‘keyif’ vermeyen bir çıkmaza sürükleniyor. Tüm bunların yanı sıra, birde ligi takviminizi Noel’e (Christmas) ayarlarsınız, kendimiz olmak yerine başkası olma özentisi, süreci nasıl çıkmaza soktuğu gözler önüne sermeye yetiyor…
YABANCI HAYRANLIĞI TETİKLİYOR…
Süper Lig dahil, 19 hafta sürmesi gerekirken ligler, hafta sonu oynan 17. hafta maçları sonrası iki haftalık tatile girdi. Gerekçesine baktığımızda ise, miladi yılın başlangıcı, yani Hristiyanların bayramına denk gelmesi. Dün Noel (Christmas) kutlamaları, yabancı hayranlığı için lig takvimini değiştirme “geleneği”, bugün de aynı şekilde devam ediyor. Dün bu satırlarda (2018 yılı) paylaştığımız düşüncelerimizi, bugün tekrar etme gereği duyuyorsak, bu durum akıp giden zamanda, kontrolü elimize geçiremediğimizden başka bir manaya gelmiyor. İşte o satırlar; “Sezonu erken bitirmenin temelinde, Noel (Christmas) kutlamaları var. Hıristiyan olan ülkelerde Doğuş Bayramı, Kutsal Doğuş olarak kutlanan hafta, süreçle oluşan algı neticesinde Türkiye gibi Müslüman ülkelerde de kutlanmaya başlandı. İnanmadığımızı yaşamadığımız için, yaşadıklarımızın inancımızı şekillendiği süreçten ülke olarak fazlasıyla pay sahibi olmaktayız. Öyle olmasaydı, Miladi takvimin 31 Aralık’a denk gelen geceyi, özentinin bir yansıması olarak eğlence, hediyeleşme ve yeni yıl kutlanır mıydı! ‘Müslüman mahallesinde salyangoz satma…’ örneği, bu sürece en iyi şekilde özetleyen örnek oldu. Günlük hayat akışı, Noel diye ‘safsata’ gecesinin, bir gün sonrasına gelen 1 Ocak tarihi neden tatil olur? Sorunun çözümü ve çıkış yolu, İslami esaslar göre cevap bulmasında!..”
‘NOEL’DE İDMAN YASAK!’ ÖRNEĞİ
Milli Takım ve Galatasaray Teknik Direktörlüğü yapmış Fatih Terim, 2006 yılında yaşadığını, Sabah’a anlatmıştı: “Ben Fiorentina’dayken Noel öncesinde federasyondan 2 haftalık idman programımız istendi. 18 antrenör programımızı gönderdik. Yazı geldi, şu tarihde idman yaptıramazsınız.”
İnsan düşünmüyor değil, mevsimi geçtiği için ağaçtan düşen yapraklar gibi, geçip giden ömürde (buna futbolumuz dahil) bugün ‘tekrara’ düşüyor, Üstad’ın şiirinin bu kez bitiş mısraları olan “Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya; Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!.” hatırlatıyorsa, sporun/futbolun şu an ki hali, geçmişinden farksız olmadığını söyleyebiliriz…