İzlanda galibi Milli Takım, unutulmaması gereken Filistin
Futbol veya hayatın diğer aşamaları olsun, yapılan bir işin küçüğü veya büyüğü olmayacağı gibi mücadelenin de rakibin de güçlüsü veya zayıfı yoktur. Önemli olan kişinin/takımın olaylara/rakibe bakış açısı ve sergiledikleri. Ulusal B Ligi, oynadığınız ülkenin nüfusu 400 bine yakın olabilir. Önemli olan sizin ne yaptığınız, çıktığınız maçta rakibinizle boy gösterip, gösteremediğiniz. A Milli Futbol Takımımızın İzlanda deplasmanında 4-2 galip gelmesi, sadece skor olarak değil, oyuncularımızın sergilediği örnek davranış/mücadeleyle önem taşıdı…
Maçın teknik ve taktik analizini uzmanlarına bırakalım. Bizim üzerinde durmak isteğimiz, sıra dışı (istatistiksel rakamlar bunu gösteriyor) İzlanda karşısında ‘tarihi’ galibiyetin kalıcı olacak ayrıntıları. Galibiyeti getiren futbolcular topluluğu dün ne ise, bugün de aynı değil mi? Evet. Öyleyse, erken yenen gole rağmen, hiçbirimizin beklemediği örnek mücadele de ne oluyor? İzlanda karşısına oynadığımız 7 maçta 16 yol yiyen ve 3 gol atabilen ay-yıldızlı ekibimiz, önceki gün rakip filelere tam 4 gol birden kaydetti. Bu goller dört farklı isimden; İrfan Can Kahveci, Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler ve Kerem Aktürkoğlu’ndan gelmesi, bireysellikten daha çok takım oyununu, yardımlaşma ve akıllı oynamaktan başka manaya gelmediğini gördük. Buz tutmuş zeminde ayakta kalmak bile ayrı bir maharetti. A Milli Takımımızın kazanılan İzlanda maçına ‘Tarihi bir galibiyet’ denilmesi işte bu yüzden…
İzlanda-Türkiye maçının 90 dakikasında neler yaşandığını alın, örnek olsun diye A-Genç-Yıldız yaş kategorindeki diğer futbol takımlarına “Bir takım oyunu nasıl oynanır?”diye, izletin. Herkes üzerine düşen dersi alsın. Teknik direktör Vincenzo Montella Maç öncesi “Sonuçlara bakmaksızın söylüyorum, tarih bizden yana olmasa da neler yapmamız gerektiğini biliyoruz” ifadeleri kullanırken, kazanılan anlamlı galibiyetten sonra yaptığı “…Muazzam performans gösteren oyuncularımla inanılmaz gurur duyuyorum” açıklamaları, nelerin yaşandığının özeti aslında. “Böylesine bir başarının devamı gelir mi?” sorusunun cevabı ise, takım içindeki ahengin bozulup-bozulmayacağına bağlı, denilebilir…
FİLİSTİN’İ UNUTMA, UNUTTURMA…
Futbol denen oyunun etkisi altında kalıp, anlık da olsa bir rüya alemine mi dalıp gidilir, yoksa bu uykunun ‘gaflet’ uykusundan uyanılmasına mı neden olunur? Sorular nasıl ki soru içinde, yaşanmışlıklar ise bu soruların cevabı niteliğinde. İzlanda karşısında sergilenen futboldan dolayı tüm takım oyuncularını alkışlarken, her defasında İsrail’in Filistin’deki soykırımına dikkat çeken Kerem Aktürkoğlu, bir kez saha sahanın yıldız isimlerindendi. Teknik Direktör Montella’nın dediği futbol tekniği bakımından “Böyle derinlemesine giden, teknik kapasitesi çok yüksek bir oyuncu, şutu, pası her şeyi olan bir oyuncuyu bulmak kolay değil”şeklindeki yorumuna bizde diyoruz “Her defasında açıklamalarıyla mağdur ve mazlum Filistin halkının yanında olarak insani tarafı, Kerem’i Kerem olarak değerli kılan bir başka önemli yönü.”
İtalya-İsrail maçı öncesi, İtalyan futbolseverler, Filistin soykırımından dolayı İsrail’i protesto ederek, FIFA’nın geçen hafta İsrail’in futboldan men edilmemesine inat, “42 binin üzerinde Filistinliyi katleden 100 bin mazlumu yaralayan terör örgütünün nasıl olur da maçlarına devam edebilir” mesajı verdiler. Benzeri İsrail karşıtı protestolara, dileriz Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yönetimi bu duyarlılıkta daha fazla geç kalmaz ve futbol camiasını örgütleyip, işgal ve soykırımcı İsrail’in protesto edilmesine öncülük eder…