Filistin, Dünya Kupası ve Fenerbahçe seçiminin neresinde olmalı?
Filistin, Dünya Kupası ve Fenerbahçe seçiminin neresinde olmalı?
AHMET GÜLÜMSEYEN
Spor-futbol dünyasında çark, durdurak bilmeden dönmeye devam ediyor. Hayatın koşuşturmasında, kendine yer edinmeye çalışırken, meraklısı için de yorgunluk atıcı, teselli anlamı taşıyor.
Örneğin yaklaşan Dünya Kupası, Fenerbahçeli için başkanlık seçim süreci. Futbol başta olmak üzere, spor aracılığıyla gerçekleştirilen her türlü proje-organizasyona biz diyelim oyun-eğlence, siz de başka anlam-biçimde yorumlayın. Sonuçta, toplumun büyük bir kesimi aralanan kapıdan ya içeriye adımını atıyor, ya da oyunun sergilendiği ekranlara odaklanıyor. İnsanoğlunun dünyaya geliş gayesinin, iman esaslı ibadet anlayışının asli görevinin dışına itilip, görmezlikten gelinmemesi için, spor-futbol denen oyunun nasıl-niçin yazılıp sergilendiği bilinmeli ki, milyonları sürüklediği istikamet keşfedilip, uyanmaya vesile olunsun…
TÜRKİYE DÜNYA KUPASINDA
Futbol meraklıları 11 Haziran-19 Temmuz tarihleri arasında ABD, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliği yapacağı Dünya Kupasına odaklandı. Ay-yıldızlı ekibimiz grup aşamasında ilk maçını 14 Haziran tarihinde Avustralya ile oynayacak. Sonrasında ise Paraguay (20 Haziran) ve ABD var. Daha önce 32 takımla düzenlenen organizasyonda bu kez 38 takım mücadele edecek. Bu takımlardan 16 tanesi Avrupa’dan. A Milli Futbol takımız, 2002’den sonra, yani tam 24 yıllık aranın ardından, 2026 Dünya Kupasına katılacak. Millilerimiz o organizasyonda, Brezilya ve Almanya’nın ardından turnuvayı 3. sırada tamamlamıştı. 2002 sonrasında düzenlenen 5 turnuvaya katılma başarısı gösterememiştik. Burada akla ‘Neden acaba?’ sorusu geliyor. Bu bağlamda hemen akla 2000 yılında Galatasaray’ın kazandığı UEFA Kupası akıllara geliyor. Bugün Milli Takımda yer alan oyunculara baktığımızda, kadronun yarıya yakını yurt dışındaki takımlarda forma giyen gurbetçi oyunculardan oluşuyor. Üst üste şampiyonluğuyla Galatasaray’ın Avrupa Kupalarındaki başarısını karşılaştırdığımızda, 2002 yılındaki Milli Takımın ana iskeletini oluşturan sarı-kırmızılı ekibiyle aynı kalite seviyesinde olmadığı görmek güç değil. Bunun en önemli nedeni, diğer takımlarımızda olduğu gibi kadrosunda yer alan yabancı oyuncu sayısı. Milli Takımızdaki bu açığı, Avrupa takımlarında top oynayıp, tercihini Milli Takımdan yana kullanan gurbetçi oyuncularımız kapatmaya çalışacak. Neticenin ne olacağını, bekleyip göreceğiz…
AZİZ YILDIRIM VE FENERBAHÇE…
Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’de yeniden başkan olma yolunda kararlılıkla yürüyor. Ali Koç ve Sadettin Saran’ın başarısız dönemi sonrası, sarı-lacivertli ekibin en güçlü temsilcisi Aziz Yıldırım. Neden? Tarihi süreç böyle diyor! Oy kullanma hakkına sahip 26 bin kişiden 21 bin 350 kişinin oy kullandığı, 3 Haziran 2018’de yapılan seçimde tarihi oy alan Ali Koç (16 bin 92) karşısında kaybeden Aziz Yıldırım olmuştu. O gün, bugündür Fenerbahçe lig şampiyonu olmadı. Yıldırım’ın seçim konuşmalarında geçen “Bu kongre kulübümüzün yeniden şampiyon karakterine kavuşma iradesi olmalıdır” sözleri, şampiyonluğun sadece sözde olup-olmadığını bekleyip göreceğiz…
FİLİSTİN’DE İŞKENCE VE KATLİAM SÜRÜYOR
Futbol gündemindeki Dünya Kupası ve Fenerbahçe’deki başkanlık seçimi, asla ve asla İsrail’in Filistin’deki soykırım-katliamını ikinci plana itmemeli. İsrail katil sürüleri, geride kalan Kurban Bayramı boyunca 33 Filistinli masum insanı katlederken, en az 130 kişi de yaralandı. Küresel Sumud Filosunun Fransız aktivisti Meriem Hadjal’ın ‘Dövüldük, cinsel saldırıya uğradık, işkence gördük” sözleri, süreci o kadar net özetliyor ki. Son dakika haberleri arasında “İsrail’in Gazze’ye saldırılarında can kaybı 72 bin 942’ye yükseldi… Yaralı sayısı 172 bin 967’ye yükseldi… Enkaz altından 781 kişi çıkarıldı…” İnsanlık ölüp, İslam beldesi, Müslüman coğrafyasında tüm bunlar yaşanırken, sporla-futbolla oyalanmaya devam mı edeceğiz? Rabbim ‘ders’ alanlardan eylesin, bizleri. Amin.