Çocuk katili İsrail’i temsilen 2026 kış olimpiyatlarındalar…
Çocuk katili İsrail’i temsilen 2026 kış olimpiyatlarındalar…
Ahmet Gülümseyen
İtalya’da düzenlenen 2026 Kış Olimpiyatları açılış töreninde İsrail kafilesi, tribünlerde yer alan bir grup izleyici tarafından protesto edildi. Filistin’de soykırımına devam eden ‘Katil sürüsü İsrail’in, sporun en büyük organizasyonu olan Olimpiyatlarda ne işi olabilir?’ diye düşünürken, katilleri temsilen Milano kentinde katılım gösteriyor. Bu katılım bize ‘Ukrayna savaşından dolayı Rusya’yı olimpiyatlardan men eden Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)’, aynı komite Endonezya için ‘Endonezya hükümetinin Artistik Jimnastik Dünya Şampiyonası için İsrail heyetine vize vermemesi karşısında, Endonezya’da hiçbir uluslararası spor etkinliği veya toplantısına ev sahipliği yapmamalarını tavsiye etmek.” kararını hatırlattı. Bu karar, UEFA, FIFA, FIBA gibi sporun üst çatı kuruluşları gibi IOC’nin de İsrail’den yana bir tavır içinde olduğunu, uygulamalarında görmek zor değil. Bu uygulamalar, sporun üst yönetimlerinin hangi siyasi/siyonist anlayış tarafından yönetildiği, bugün Filistin’i kan gölüne çeviren İsrail’e sahip çıkılması, bunun en somut göstergesi…
İKİNCİ ATEŞKESE RAĞMEN BOMBARDIMAN SÜRÜYOR
Filistin’de kan döken İsrail’in, bugün spor organizasyonlarında protesto edilmesinin o kadar çok haklı nedeni var ki! Bu gerçeği görmek için İslam coğrafyasında akıtmaya devam ettiği yıkım, işkence ve akıtılan kana bakmak yeterli olacaktır. İsrail’in Filistin’deki soykırımının her geçen gün acımasızlığa dönen katliamı, tam bir asırdır devam ediyor. Bu zulüm ve işkence günümüzde zirve yapmış durumda, spor camiası dâhil tüm dünya bu katliama seyirci. İsrail’in Filistin’in Gazze şeridinde yüzde 50’sinden fazlasını işgal ettiği topraklarda, çocuk ve yaşlılar başta olmak üzere hayatını kaybeden yüzde 99’unu siviller oluşturuyor. Gazze’de ateşkesin ikinci aşamasının başlamasından bugüne ihlaller devam ediyor. 10 Ekim 2025’te ilan edilen ateşkesten bu yana 574 kişinin hayatını kaybettiği, 1518 kişinin yaralandığı, enkaz altından çıkarılan cenaze sayısının ise 717 olduğu açıklandı. Ekim 2023’te başlayan saldırılardan bu yana toplam can kaybı 71 bin 851’e, yaralı sayısı ise 171 bin 626’ya yükseldi. Cenevre Akademisi’ne göre İsrail’in Gazze’ye saldırılarında ölü sayısı 200 bini geçtiği düşünülüyor.İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de baskınlar, gözaltılar, öldürmeler, ev yıkımları, zorla yerinden etme ve yerleşim faaliyetleri belirgin şekilde arttı. Yaklaşık 2,4 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze’de en az 1,5 milyon kişi yerinden edilmiş durumda. Bölgede insani koşulların felaket boyutunda olduğu ifade ediliyor…
SPOR FEDERASYONLARI İSRAİL’İN YANINDA
Sporu uluslararası federasyonu statüsündeki UEFA, FIFA, FIBA ve IOC kuruluşları, her aşamada Müslüman kanı akıtan İsrail’in yanında olduğunu gösteriyor. Bugün Sporda kural koyan ve yönlendiren olarak adı geçen kuruluşlarından Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC)
İtalya’da gerçekleşen Kış Olimpiyatlarına katılan siyonist temsilcisi İsrail’in katılımına onay vermesi, bunun son örneği. Çok değil, bundan birkaç hafta önce İsrail ekibi Maccabi Rapyd’in taraftarlarının Panathinakos ile oynanan maç öncesi ve sırasında başantrenör Ergin Ataman’a küfürlü tezahüratlarda bulunmasını. Akıtılan o kadar Filistin kanına rağmen, bırakın İsrail takımlarının uluslararası maçlardan men edilmesini, bu karşılaşmanın İsrail Tel Aviv şehrinde oynanması, FIBA yönetiminin siyonist anlayışa duyduğu sempatizanlıktan başka bir manaya gelmiyor. Bununla bitmiyor. Milli Basketbol takımımız ve Panathinaikos’ta başantrenör Ergin Ataman’a yönelik küfürlü tezahüratlar nedeniyle ev sahibi takıma sert yaptırımlar beklenirken, maçın Tel Aviv şehrinde oynanması ve İsrail temsilcisine sadece 12 bin avro para cezası verilmesi, FIBA’nın çifte standart, ikiyüzlülüğünden başka bir manaya gelmiyor…
HAYATINI KAYBEDEN, BİR UZVUNU KAYBEDEN SPORCULAR VE
YERLE BİR EDİLEN SPOR TESİSLERİ…
Katil sürüsü İsrail, 8 Ekim 2023’te başlayan saldırılarında Gazze, Kudüs, Batı Şeria ve diğer şehirlerde spor tesisleri kullanılamaz hale getiriyor. Hava, kara ve denizden gerçekleşen siyonist saldırılarda on binlerce masum insan hayatını kaybederken, ağır bombardımanlar sonrası yaralanan, bir uzvunu kaybeden on binlerce Filistinli kardeşimiz. Katliamcı İsrail’in saldırıları sonrasında sağ bacağını kaybeden Muhammed Sakr, tüm zorluklara rağmen sporla hayata tutunmaya çalışanlardan; “Bacağımı kaybetmiş olmam spor yapmama ve antrenörlüğe devam etmeme engel olmadı. Bedenimden bir uzvu kaybetmiş olsam da hayat devam ediyor. İsrail saldırılarında yaralanıp engelli kalan pek çok gencin rehabilitasyonuna destek oluyorum.” Hüsam Ebu Sultan, Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada, 2018 yılında yaralanarak bacağını kaybetmesine rağmen futboldan kopmadığını söyledi. Ebu Sultan, “Savaş, yıkım ve imkânsızlıklara rağmen futbol oynamayı sürdürüyoruz. Engellilik bizi durdurmadı, aksine daha da güçlendirdi.” dedi. Ebu Sultan, ampute futbolu için hayati önem taşıyan koltuk değnekleri, spor ayakkabıları ve formalar gibi temel ekipmanlara ihtiyaç duyduklarını ifade etti. Engelli duruma düşmesine rağmen spora olan kararlılığından taviz vermediğini aktaran Sultan, “Yaralanmadan önce futbolcuydum, yaralandıktan sonra da futbola geri döndüm.” diye konuştu. Soykırım ve katliamların bir neticesi olarak böyle bir tabloya rağmen, Filistin’de taş üstünde taş bırakmayan İsrail ve temsilcileri kulüp ile sporcuları uluslararası maçlardan men etmeyen kuruluşları lanetlemek ve şiddetle kınamak, bir insanlık görevidir…
PARİS 2024 OLİMPİYAT OYUNLARINDA LGBT SAPKINLIĞI
Uluslararası spor kuruluşları adı soykırımcı, kan dökücü, işkenceci olarak anılmaya başlayan İsrail gibilerini spor müsabakalardan men etmek yerine, sahip çıkmakla kalmıyor, dini inançlara saygısızlık ve sapkın düşüncelerinde temsil edilmesine göz yumduğunu görüyoruz. Bunun en somut örneği, Paris 2024 Olimpiyat Oyunları açılış töreni gazetemiz yeniakit’te ‘Olimpiyat değil rezil hayat! Fransa dini değerleri ayaklar altına alıp ezdi’ başlığı altında şu şekilde yer almıştı; ‘Paris 2024 Olimpiyat Oyunları açılış töreni, çığır açan unsurları ve tartışmalı temsilleriyle dikkat çekti. Gerçekten de rezillikte çığır açan törende Hz. İsa’ya da hakaret edildi. Törenin sonunda yansıtılan “Son Akşam Yemeği” tablosu, İslam dünyasında olduğu gibi Katolik dünyasında da büyük tepki topladı. Bu koreografide Hz. İsa’nın yerine mavi kanı temsil eden sapık ve çıplak bir LGBT’liyi ‘Hz. İsa’nın yerine ‘Son Akşam Yemeği’nin önüne oturttular. Fransa, dini değerleri ayaklar altına alıp ezdi.’ Sporun en büyük spor organizasyonunda yaşanan bu denli rezil bir süreç. Filistin’de akan Müslüman kanının sorumlusu olan İsrail’in yanında olduklarını her fırsatta gözler önüne seren, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) başta olmak üzere, sporun üst düzey kurum ve kuruşlara karşı gerekli ‘tedbiri’ almak gerekiyor. Rabbim yaşananlardan dersler alanlardan, aldığımız dersi hayatımızda uygulayanlardan eylesin bizleri. Amin.