Bir bayrama daha özgürlük hasretiyle kavuştuk
Bir bayrama daha özgürlük hasretiyle kavuştuk
AHMET GÜLÜMSEYEN
Bugün günlerden Kurban Bayramı. Aynı zamanda biz inanan Müslümanlar için, bir başka mübarek gün olan Cuma Bayramı. Bizleri bugünlere kavuşturan Allah’a şükürler olsun. Özlemini çektiğimiz ahiret hayatı için, geçici dünya hayatını Rabbim bizlere anlamlı/manalı yaşamayı nasip etsin inşallah. Siz değerli okuyucuyu dostlarımız ve ümmete, iki cihan huzur ve bereket nasip etsin inşallah…
Bayramlar insanların mutluluk yaşadığı günlerdir. Bugün dünya alemine baktığımızda, bu mutluluğa hasret kalan bir İslam coğrafyasını görmekteyiz. Filistin, Sudan, Yemen, Sahel Bölgesi ve Lübnan küresel çatışmanın yaşandığı bölgeler. Birleşmiş Milletler raporlarına göre bu bölgelerde 473 milyon çocuk ölüm ve sefalet içerisinde hayatını sürdürmeye çalışıyor. Böylesi bir tablo karşısında kişiye yöneltilen ‘Nasılsınız?’ sorusu, ‘Ümmet bu durumdayken insan nasıl olabilir ki?” karşılığını bulmakta…
Siyonist Yahudilerin, soykırım ve katliamı bayram dinlemiyor. Abluka altındaki İslam coğrafyası Filistin topraklarında 10 binlerce masum Müslüman kardeşimiz hayatını kaybederken, 100 binden fazla savunmasız insanımız yaralandı. Bölgede yaşananların Anadolu Ajansında “Gazze Şeridi, bu sene de bayrama ‘İsrail soykırımı’ altında giriyor” başlığı altında, İsrail soykırımı gölgesinde girilen Kurban Bayramı dolayısıyla yapılan açıklamalar, bölgede yaşananları gözler önüne sermeye yetiyor;
“Yedi kişilik ailesiyle birlikte çadırda kalan Ebu Amşe, yaşadıkları durumu şöyle ifade etti: ‘Bayram sevinci kalmadı. Bayram bu yıl bir felaket. Ne bayram var, ne sevinç. Ne su var, ne yemek. İnsanlar ekmek dileniyor. Çocuğum bütün gün aç olduğunu söylüyor, ayakta bile duramıyor. Gazze’de her evde ya bir şehit var ya yaralı, ya da açlıkla mücadele eden insanlar. Çadırlarda en temel yaşam koşulları bile sağlanamıyor; bombardıman, silah, başıboş köpeklerin sesleri ve açlık nedeniyle uyuyamıyoruz.” Filistinli 79 yaşındaki Adil Şamiye ise “Hayatım boyunca böyle bir duruma hiç tanık olmadım, şu an yaşadığımız en kötü dönem. Gıda ve su tamamen tükenmiş durumda” dedi. Kuzeydeki Beyt Hanun’dan yerinden edilmiş olan Şamiye, ‘Çocuklar açlıktan ölüyor. Bu, savaşın gölgesinde geçirdiğimiz en kötü bayram. Bayram havası yerini kasvetli bir ortama bıraktı. Savaştan önce çocukları sevindirirdik ama bugün bayramdan eser yok.’
BM’NİN GAZZE’DE ATEŞKES TALEBİ
ŞEYTANIN BÜYÜĞÜNDEN VETO YEDİ…
Gazze’de ateşkes için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) sunulan karar tasarısı Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bir veto oyuyla kabul edilmedi. Bir başka ifadeyle tasarı oylamasında 14 evet oyuna karşı veto hakkı bulunan daimi üye ABD tarafından reddedildi. Alınan bu kararla, Filistin’de yaşatılan soykırımın en önemli kaynağının siyonist anlayışın temsilcisi Amerika olduğunu görmek güç değil. İçerisinde yer aldığımız Müslümanların dini bayramında dahi, Yahudi İsrail’in saldırıları sonucunda, çoğunluğu çocuk, kadın ve yaşlıların hayatını kaybetmekle kalmıyor, bölgede uygulanan ablukaya bağlı olarak insanlık dışı durum söz konusu…
BM’nin ateşkes kararına rağmen, bu kararın ABD tarafından veto edilmesini Slovenya’nın BM Daimi Temsilcisi Samuel Zbogar “Uluslararası toplumu 80 yıldır yönlendiren kurallardan vazgeçmek ile veto hakkı arasında bir tercih yapmak durumunda kaldığımızda insanlığı seçtik.”Çoğunluğun aldığı kararın ABD tarafından tek oyla kabul edilmeyişi, Uluslararası kuruluşlarda kimlerin (ABD) söz sahibi olduğunun bir yansıması. Bu da demek oluyor ki, eğer siz şeytanın başını ezip güçlü olmadığınız sürece, son sözü başkaları tarafından söylenmeye devam edilecektir. Öyleyse Birleşmiş Milletlerde yer almak, kukla olmak rolünden farksız olunmadığının bir yansıması. Bunun son ispatı da BMGK’nın Gazze konusundaki ateşkes kararı ABD’den veto yemesi oldu…