• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Can Karahasanoğlu
Ahmet Can Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Rüyada gelen kuş ve kaybolan adam

26 Temmuz 2025
A


Ahmet Can Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Rüyada gelen kuş ve kaybolan adam

AHMET CAN KARAHASANOĞLU

20’li yaşlarda, ruhumun ilk seferlerine çıktığım o uzun tren yolculuklarında, zaman zaman yazıya sığınır, ezgin kelimeleri günlüğüme dökerdim. Ne o dönem bir anlamı vardı o günlüğün, ne de bugün… Çok sonra anladım ki, seyyahken yazmak, içteki yaban hayvanını teskin etmekten ibaretmiş. Yazdıkça başkalaşan hayvanı yabanlıktan kurtardım mı bilmiyorum; fakat şimdilerde sadece ölgün bakışları sırıtabiliyor aynada.

O defterdeki yazılar bazen bir cevabı değil, bir çağrıyı saklıyor. Yazmak her zaman dert anlatmak değil… Bazen üzerine vazife olmayan bilgileri yüklenmiş birinin, o bilgiyi işine yarayacak birine aktarma deneyimi gibi. Tam da böyle bir not... Bu meseleye dair bir şeyler yazmışım 26 yıl önce o deftere…

Yemenli bir adam tanımıştım Fas’ta… Yüzünde zamanın silgisiyle yok olmuş, yeni zıpırların tabiriyle “poker face” bir ifade vardı. Sanki o silgi, adını, kimliğini ve aslında varlığını da silmişti Yemenli’nin. Mihail Nuayme’nin Arkaş’ı gibi, hem var hem de yok bir karakterdi. Kaldığım, ucuz ve rutubetli pansiyonun girişinde, şişe kalınlığında gözlüğüyle kitap okurken görürdüm onu. Bazen bir anda okurken ayağa fırlar, “Aaaa…” diye kısık sesle, hırıltılı bir avaz ve sonra hiçbir şey olmamış gibi yine yok olurdu okuduğu koltukta.

Sonradan öğrendiğime göre, Fas ve Cezayir’de kaybettiği ruhaniyetini arıyordu.
“Ne geçmişim var beni bağlayacak, ne de geleceğe tutunacak bir hayalim… Sadece kendimi bulmaya çabalıyorum dostum.”

Yankı vardı evet, ama görüntü yoktu. Ses vardı belki, ama o sesin bir sahibi yoktu. Gerçekle hayalin nikâhına şahitlik ediyordum.

Ajandama, o yılların tozlu satırları arasında Yemenli’nin ağzından şöyle bir hikâyeyi not etmişim:

“Cezayir’in dar sokaklarında yaşlı bir dilenci gördüm. Sebepsizce ona yaklaştım. Dilenci, bir göçmen kuş yakalamamı istedi ve o kuşun kendimi bulmama yardımcı olacağını söyledi. Günlerce o kuşu aradım ve sonunda doğudan batıya uçan o yorgun kuşu elimle yakaladım. Kuşun kanatlarını bantladım ki kaçmasın. Yemini, suyunu veriyor ve yine yollar boyu yürüyordum.

Bu defa bir Mağripli çıktı karşıma. Yüzü çatlamış toprağı andırıyordu. Kuşu Marakeş’e götürmemi söyledi. ‘Orada kanatlarını aç ve azat et, çünkü bazı kuşlar sadece özgürleştikleri zaman konuşurlar,’ dedi. Kim ne derse, sorgusuz sualsiz yapmaya başlamıştım. Bu şekilde egomun ırzına geçmiş oluyordum. Başardığımda, bir tür zaman sıçraması bahşediyordu Allahü Teâlâ...

Marakeş’e vardım. Şehre bakan eski bir kuleye çıktım ve günbatımında, o ikindi kızıllığına doğru kuşu azat ettim. Kuleden indim, çarşıya doğru yürürken, bastonuyla yürüyen âmâ bir adam önüme düştü. Adamı kaldırdım. İlk sözü, ‘Bir kuşu azad ettin ve artık sen de özgür olacaksın. Ta ki o kuşu rüyanda görene kadar… O zamana kadar bana hizmet edeceksin; benim görmeyen gözlerim olacaksın’ dedi. Kabul ettim.

Mistik gizem, kışkırtıcı tatminlerin en yücesiydi. Âmâ adamın rehberi oldum. Yağmurun sesini anlattım, yıldızları, kuşları, her şeyi… 40. günün sabahı, ezana o rüya ile uyandım. Kuş: ‘Ben aslında eski zamanların hatırasıyım. İnsanların unuttuğu şeyi hatırlatmak için sana geldim. Sükûtu unuttu insanlar. Unuttukları için de içlerindeki ışığı kaybettiler. Işık kaybolunca, birbirlerini tüketmeye, boğmaya, öldürmeye, cezalandırmaya başladılar. Sen de bir zamanlar o ışığa sahiptin. Kendi ışığını unutunca beni yakaladın. Ve beni azat edince, yeniden o kaybettiğin ışığı yakaladın. Bu bir döngü…’”

Kayboldu gitti Yemenli, ama rüyamda hâlâ bazen bir kuş uçuyor. Ne sesini tam duyabiliyorum ne de rengini seçebiliyorum. Ama biliyorum; o kuş konuştuğu gün, ben de yeniden hatırlamaya başlayacağım.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

O yaşlarda ben de

Söylemek rüyada bile mümkün olamayınca çağrıyı günlüğüme, geceliğime yazar ve yazdıklarımı da hep kendim okur oldum. Yazılar çağrıyı sakladı da sakladı. Görüntümüz vardı fakat sesimiz yoktu. Ne teklif ne cevap ne de aranıp da bulamayan cesaret… Rüyamda gördüğüm leylek günlüğümü alıp götürdü. Beklediğimi getirdi.

Prof Mustafa Erdoğan Sürat

Çok güzel yerine "güzel plus" denebilir. İçinden atılması gereken 50'ye yakın sözcük ve aşırı anlamlı dolayısıyla anlamı azaltılma ihtiyacı gösteren 3-5 kelime var çok güzel olması için. Mamafih dürüstçe şunu söyleyebilirim: artık Türkiye'deki son yüzyıl yazarları ile aranda yüzyıl fark oluşmaya başladı senin gelişmişliğin yönünde...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23