• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Can Karahasanoğlu
Ahmet Can Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Parlak görünen karanlık, Fenomen olmanın bedeli

29 Mart 2026
A


Ahmet Can Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Parlak görünen karanlık, Fenomen olmanın bedeli

Ahmet Can Karahasanoğlu

Binlerce kişinin izlediği yalnız hayatlar vardır. Bugün yine onlardan birinin intihar haberini duydum. TikTok fenomeni Kübra Karaaslan'ın ölümü bir an düşündürdü. Genç ve güzel bir kız neden ölmek ister?... Sosyal medyanın sürekli iyi görünme, güzel görünme, harikulade olma baskısının altında ezilmiş masum bir insanın ölümüdür bu. Aslında trajedi bakılan olmanın şehvetiyle başlar.


Bakılan, bakanlar tarafından sürekli bir üst seviyede şölen ister. Bakılanın ne sunduğundan daha çok her gün ne kadar farklı ürün sunduğudur asıl mesele. Evet özellikle ürün dedim, çünkü artık bakılan bir ürüne dönüşmüştür fenomen dediğimiz şahıs.

Kitlesinin artması, yani artık algoritmada gösterildiği kadar vardır fenomen. Ve algoritmalar ruhu her gün yeni bir rakamla büyüler. Büyünün etkisi hiç geçmez.


Her gün yeni rakamların, yeni takipçilerin peşindedir izlenen. Bu görülme şehvetine varoluşun hüzünlü yalnızlığından kaçış diyorum. Oysa kalabalık sadece daha fazla tahrip edecektir özgürlük alanını. Görülme arttıkça azalan değil, aksine fazlalaşan bir ihtirası kırbaçlar. Döngünün kölesi olan yalnız kalamaz. Yalnız kalamayan içe yönelemez. İçe yönelemeyen, ruhi güçlenmeyi, yani egoyu bombalamayı öğrenemez.


 


Ego imha edilmeden hayat anlamsız bir sarmala dönüşür. Genç yaşta ünlü olma isteği neyse olamama yoksunluğu da aynı duygudan beslenir. Birinde oldukça daha fazla takipçi, diğerinde ise olamadıkça daha fazla kıskançlık, öfke, yetersizlik hissi. İkisini de körükleyen yetersizlik hissidir. Modern medya araçları yetersizlik hissini üzerinden para kazanır.


 

Siz bir yerde içine sürekli su doldurulan, ama altından aynı oranda delinmiş bir balonsunuzdur. Belli bir miktarda su dolana kadar şişmediği için alttaki minik delikten su akmaz. Bir süre sonra balon şişer. Şiştikçe de alttaki delik büyür ve akıntı aynı oranda artar. Delik büyüdükçe yukardan akan suyun çeşmesini çevirmeye çabalarsınız. Bu çaba nafiledir, çünkü siz doldurdukça o balon ialttan deliğini büyüterek boşalır. Genç yaşta bu kadar yorulmanın, artık hayatla başa çıkamamanın sonu işte bu balon paradoksudur.


 


İnsan bir şişirici değildir. Akışın içinde elinden geldiğinde hayata iyi yönde müdahale edebilen canlıdır. Diğer canlılar insan kadar iyi yönde müdahale edemez. İnsanın aklı vardır. Ama diğer canlılar da insan kadar dünyaya büyük zarar veremez. Modernleştikçe, (sanayi devriminden sonra daha da hızlı bir şekilde) insan yetersizlik ezikliğiyle daha fazla tüketmesi üzerine programlanır. Büyük sermaye grupları tarafından programlanan insan, ne kadar tüketirse o kadar varolabileceğine inandırılır. Güçlü reklamlarla beyni kontrol edilebilen insanlara yüksek yaşam standardıyla varolabilecekleri pompalanır.


 

Oysa varoluş, ruha yönelmeden huzura eremeyecektir. Tüketim, ânı atlatmak için üretilmiş bir afyondur ve hızla tüketen zenginleri görünür kılar. İşte tüm mesele budur. Görülme.

Gitgide artan görülme arzusunun tıkandığı yerde sorulması gereken bir soru ortaya çıkar. İzlediğimiz hayatların arkasındaki insanı ne kadar görüyoruz?         

Benzer şekilde bir süre önce ölen Efecan Kültür, Nihal Candan, Kübra Aykut, Ayşegül Eraslan ve TikTok fenomeni Kübra Karaaslan, bizim evladımız olabilirdi. Hepsi de çok genç yaşlarında hüzünlü bir şekilde hayata veda etti. Bu yüzden anlamaya çalışalım diyerek, Allah’tan rahmet diliyorum. Böyle bir acının anlaşılmayacağını biliyorum. Ateş düştüğü yeri yakar. Ailelerine de başsağlığı diliyorum.


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Merhaba

Güzel bir yazı olmuş. Allah râzı olsun.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23