• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Can Karahasanoğlu
Ahmet Can Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Kırmızı düğmeye basan insanlık

02 Mayıs 2026
A


Ahmet Can Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Kırmızı düğmeye basan insanlık

AHMET CAN KARAHASANOĞLU

Bazen anlamlandıramadığınız bir duygunun ne olduğuna dair açıklayıcı bir makale ile karşılaşırsınız. Bir filmde veya hiç tanımadığınız bir yabancı o anlamsızlığı tarif etmeye başlar. Hangi olayın hangi sebepten kaynaklandığını anladığınızda zihniniz daha net karar verir.

1954 yılındaki bir fare deneyi bugünün haz kültürünü anlama tahtında incelenmeli. Benny isimli fareyi ortasında kırmızı bir düğme olan kafese koyarlar. Benny, kafeste rastgele gezerken o kırmızı düğmeye dokunduğu anda beynine zevk hissi veren bir şok yaşar. İlk başlarda Benny düğmeye bilinçsizce bastığı için hazzın tam olarak nereden geldiğinin farkında değildir. Zevk hissi devam eder ve bir süre sonra fare düğmeyi keşfeder. Düğmeye basmak mutluluktur. Kısa ve net.

Buradan sonra araştırılacak olan, fare yiyeceğe mi daha fazla tepki verecek? Kafese en sevdiği yiyecek konur. Benny oralı bile değildir; karnı açtır ama kırmızı düğmeye basmaya devam etmektedir. Kafese bu defa dişi bir fare koyarlar ve kafesten rahatça kaçabilmesi için kafesin çıkış kapısını da açarlar. Fare ne dışarı çıkar ne yemeğe bakar ne de dişiye bakar. O sadece haz düğmesine odaklanmıştır. Bilim, bu fare vesilesiyle bir sonuca ulaşıyor: Çaba harcamadan ödül hissi bu kadar kolaysa neden mücadele edeyim ki?


Buraya kadar her şey güzel ama hüzünlü olan Benny’nin bu alışkanlığı gitgide artırdığı. Beyindeki dopamin sürekli uyarıldığında artık öyle bir hal alıyor ki, düğmeye saatte 7000 kere basıyormuş. Ve Benny insanlık için kendini feda ediyor. Açlıktan ve yorgunluktan vücudu iflas ediyor. Ve öldüğünde zavallı farenin patileri kırmızı haz düğmesinin üzerindeymiş.

Bu deneyden hareketle bugünün tüketim toplumunu düşünmek gerekiyor. Kaydırdıkça yenilenen ve her saniye yeni bir olay sunan sosyal medya bugün insanlığı nereye götürüyor? Televizyonun başında artık binlerce kanal var. O haz düğmesi artık bir tane değil binlerce. Kaydırmanın sonsuz döngüsüne giren, boynu önünde insan toplulukları görmeye başladım. Otobüste, trende, metrobüste, gemide her yerde bu seyirciler ırkı kaydırıyor. Yanlarında eşleri var, onların da elinde telefon; aynı şekilde yeni zıpırların tabiriyle reels… İyi de bu kadar kaydırmanın sonu ne olacak? O sonu hüzünlü fare Benny gibi düşüp öleceğiz bir yerde.

Durmadan dopamin salgılamak, yani haz, insanı seyirciler ırkına dönüştürdü. Bu ırkın dini internet. Bir insan bir mekâna girdiğinde ilk sorduğu soru Wi-Fi ise veya “Buradan internet çekmiyor” dediyse ondan koşarak uzaklaşın. Beyni süngerleşmiş biriyle karşı karşıyasınız. Onun elinden interneti aldığınızda hayatının başka bir anlamı kalmaz. Artık “olmayan insanlar” türedi. Bir robot gibi hiçbir ihtirası olmayan, eve kapanmış, sadece internetten beslenen yeni nesilden bahsediyorum. Olmayan insanlar hepimizin ailesine sızmış durumda. TikTok, Instagram, X, Facebook topyekûn bir taarruz halinde insanlığı dopamin kuyusuna çekiyor.



Bu araçlar olmadan önce de pekâlâ yaşıyorduk. Şimdi de daha nitelikli bir kullanış biçimine geçilmesi yönünde bir yasa olmalı. Bunun dışında “şurada şunu yedim, burada bu pisliği yaptım” diyen insanları toplum izler. Kitle çocuk gibidir; önüne ne koyarsan onu yer. Daha fazla koyarsan daha fazla ister. Asla tatmin olmaz. Onu kontrol edecek olan devlettir. Mafya dizilerini (bunca ölüme rağmen) yasaklamayan sistemi eleştirdiğimizde tepkiler alıyoruz. “Halk bunu izliyor” diyorlar. Sen halka nitelikli ne sundun bugüne kadar? Dizi izleyen halk abur cubur tüketen çocuğa benzer. Sen devlet baba olarak gerekli proteini (sahici fikir, ahlak, etik, fedakarlık, empati, yoksulu gözetme) sunduğunda bunu nasıl tüketecek toplum?

Alıştı niteliksiz zevzekliği izlemeye, artık ona ne versen fayda etmiyor. Bir yerden buna “dur” denilmeli. Geçtiğimiz günlerde bir genç TikTok bağışları yüzünden evini ve tarlasını satmış. Modern Beberuhi tabiriyle; uçan tekme ile o TikTok fenomenlerinin hepsine operasyon yapılmalı. Vücudunu sergileyerek, teşhircilikten para kazanan zekâ ve eğitim seviyesi düşük bu kitle, halkı aptallaştırmaktan yargılanmalı. Gözaltına alınmalı. Kazandıkları tüm servete el konulmalı. Ele geçirilen tüm servet gerçekten ihtiyacı olan fakir fukaraya dağıtılmalı. Duyarlı Müslüman, kapitalizmle mücadele eden etkin vatandaştır.

Yaşasın aptallığa ve teşhirciliğe karşı direnen sahici müminler. Kahrolsun emperyalist işbirlikçi, aptallaştırma fenomenleri… Lanet olası diziler, ukala akademisyenler ve dengesiz bilgiçler siz de defolun…

Allahuekber!


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23