• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Can Karahasanoğlu
Ahmet Can Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Kaybolmasaydı bulamayacaktı

13 Haziran 2026
A


Ahmet Can Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Kaybolmasaydı bulamayacaktı

AHMET CAN KARAHASANOĞLU

Hepimiz yolumuzu kaybetmişizdir. Gideceğimiz, randevulaştığımız bir yere türlü aksaklıklar sebebiyle geç kalmışızdır. 

Bazen insan yolunu kaybetmelidir ki, gideceği yere ulaşabilsin. 

İnsanı iliklerine kadar titreten, duanın gücü üzerine yaşanmış bir olay dinledim. O kadar sarsıcıydı ki anlatılanlar…

Ya kendi hayatımızda bile bir figüransak? Bir kukla düşünün. İpleri görmeyen, yukardaki eli görmeyen izleyiciler kuklanın kendi kendine hareket ettiğini sanır. Oysa hareket edeni tutan bir ip vardır. İpi de tutan bir el vardır. İşte iplerin bizim elimizde olmadığının ispatı… 

Pakistanlı başarılı bir doktor olan İşan Hüseyinî önceden planlanmış bir konferansta konuşmacıdır. 


Yola çıkar. Yapacağı konuşma metni cebinde hazırdır. Konuşacağı gün belli. Uçak bileti alınmış. İşte bu öngörülebilir doğal akıştır. Ama işler her zaman olağan akışta ilerlemez. Bazı aksaklıklar başka bir aksaklığı onarma tahtında Hz. Allah’ın kaderi yaratma sürecini anlamamıza dair uyarıdır. Bindiği uçak, teknik arızadan ötürü başka bir bölgeye zorunlu iniş yapmıştır. İşan Hüseyinî son derece disiplinli bir doktordur. Havaalanı görevlilerine, gideceği yerin bilgilerini verir ve uzaklığını sorar.


Gideceği yerin yüz kilometreyi aşkın bir uzaklıkta olduğunu söylerler. Araçla 6 saatlik bozuk yollardan gidilerek varılabileceği söylenir.

İşan, bir araç kiralar ve yanındaki arkadaşıyla yola revan olur. Bu defa yağmur başlamıştır. Gitgide artan yağmur sele dönüşür. Öyle bir sel ki, yollar kapanır. 

Başımıza gelen felaketleri düşman olarak görürüz. Bozulan uçak, kapanan yol, sel, aksayan plan. Çünkü olayları sadece olduğumuz yerden okuruz. 


İşan Hüseyinî namazı kaçırmamak için bir yer aramaktadır. Arabalarının çamura saplandığı yere yakın harabe bir ev görürler. 

Kapıyı çalalım, derler. Hem karınları aç, hem de namaz kılacak bir yer arıyorlar. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Yaşlı kadın yolda kalmış bu insanlara yiyecek bir şeyler koyar ve namaz kılacakları yeri gösterir. İşan Hüseyinî ve arkadaşı yemeklerini yemiş, namazı kılmıştır. O sırada bir şey dikkatlerini çeker. Evde beşiğinde hareketsiz şekilde yatan küçük bir çocuk vardır. 

Yaşlı kadının namazdan sonra çok uzun dua ettiğini gören İşan, kadına sorar:

“Bu çocuk kim?”

Yaşlı kadın anlatmaya başlar.

“Bu çocuğa ben bakıyorum, torunum. Annesi babası öldü. Ağır bir hastalığı var. Onun için dua ediyorum. Birçok doktora götürdüm ama hiçbiri çare bulamadı. Bu çocuğu sadece İşan Hüseyinî iyileştirebilir, dediler. Benim ne o doktoru bulabilecek gücüm, ne de imkanım var. Allah’a günlerdir yalvararak dua ediyorum, İşan’ın bu çocuğu bulması için.”


İşan ve arkadaşının gözleri dolar. Kendisini tanıtır. Kadın da ağlar. İşan çocuğu hava düzeldiği gibi alır ve çalıştığı hastanede tedavi eder. 

İnançsızlar tesadüf der, sufiler tevafuk, siz isterseniz buna dua deyiverin. Zorunlu iniş, uzun yolculuk, yağmur, sel, kapanan yol, sığınılan ev… Ve o mütevazi evde bir fakir kadının günlerdir yalvararak ettiği duası. 


Hadisenin en etkileyici tarafı umutsuzluğun en dibinde sanılan bir insanın dua ile nasıl umuda bağlandığı…  Tanımadığı birinin gelip torununu kurtarması için her gün dua eden o kadın Allah’ın yeryüzündeki en büyük işaretlerinden biridir. Yeni yetmelerin “istedim oldu” safsatalarını, manifestlerini, secret versiyonlarını boşverin. Israrın ve sahiciliğin nasıl bir keramete dönüştüğünü anlamaya çalışın. Hz. Allah saf sevginin ve gözyaşının müdavimlerini bu tip kerametlerle mükafatlandırır. 

Bir uçak iner. 

Bir yol kapanır. 

Bir kapı çalınır.

Ve bir çocuk hayata tutunur.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23